top of page

Anlaşmalı Boşanma Davası ve Protokol (2026)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Enes Samet Öztorun
    Av. Enes Samet Öztorun
  • 8 saat önce
  • 14 dakikada okunur
anlaşmalı boşanma, protokol, boşanma avukatı

İçindekiler

  1. Türk Medeni Kanunu ve Aile Hukukunun Temel Prensipleri

  2. Evlilik Birliğinin Sona Ermesi ve Boşanma Sebepleri Arasındaki Ayrımlar

  3. Anlaşmalı Boşanma Davasının Kanuni Şartları (TMK m. 166/3)

  4. Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hukuki Niteliği ve Hazırlanma Süreci

  5. Anlaşmalı Boşanmada Müşterek Çocukların Durumu: Velayet, Kişisel İlişki ve İştirak Nafakası

  6. Boşanmanın Mali Sonuçları: Yoksulluk Nafakası ve Tazminat Hakları

  7. Eşler Arasındaki Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Protokole Etkisi

  8. Boşanma Sonrası Kişisel Durum, Soyadı ve Miras Hakları Üzerindeki Etkiler

  9. Anlaşmalı Boşanmada Yargılama Usulü, Görevli Mahkeme ve 2026 Yılı Yargılama Giderleri

  10. Boşanma Avukatının Sürece Katkısı ve Hak Kayıplarının Önlenmesi

  11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    11.1. Anlaşmalı boşanma davası ne kadar sürer, tek celsede biter mi?

    11.2. Anlaşmalı boşanma davasında hakim ne sorar?

    11.3. Anlaşmalı boşanmada tanık dinletmek veya delil sunmak gerekir mi?

    11.4. Dava açıldıktan veya protokol imzalandıktan sonra anlaşmaktan vazgeçilebilir mi? 

    11.5. Boşandıktan sonra hemen yeniden evlenmek mümkün müdür?

    11.6. Anlaşmalı boşanmada avukat tutmak zorunlu mudur?

    11.7. Anlaşmalı boşanma protokolünde ziynet eşyalarının (düğün takıları) durumu nasıl düzenlenmelidir?


1. Türk Medeni Kanunu ve Aile Hukukunun Temel Prensipleri

Türk hukuk sisteminde kişilerin doğumundan ölümüne kadar geçen süreçteki temel hukuki statüleri, aile ilişkileri, malvarlığı hakları ve miras durumları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) ile düzenlenmektedir. Hukukun uygulanması bağlamında Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda katı bir biçimde uygulanmakla birlikte, kanunda uygulanabilir bir hüküm bulunmayan durumlarda hakime, örf ve adet hukukuna veya kendi takdir yetkisine dayanarak karar verme sorumluluğu yüklemektedir.


Aile hukuku ihtilaflarının, özellikle de boşanma davalarının çözümünde TMK'nın başlangıç hükümleri hayati bir öneme sahiptir. Kanunun ikinci maddesinde düzenlenen dürüst davranma kuralı, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu emrederken, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağını kesin bir dille ifade eder. 


Bu temel ilke, anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken tarafların birbirlerinden mal kaçırma, velayet hakkını bir tehdit unsuru olarak kullanma veya orantısız mali taleplerde bulunma gibi kötü niyetli eylemlerini doğrudan engellemektedir. Hakim, anlaşmalı boşanma davasında tarafların sunduğu protokolü incelerken, TMK madde 4'te belirtilen "hakkaniyete göre karar verme" yetkisini kullanır ve zayıf durumdaki eşin veya müşterek çocukların üstün yararını koruyacak müdahalelerde bulunma yetkisini haizdir.


Kişiler hukuku bağlamında, her insanın hak ehliyetine sahip olduğu ve hukuk düzeninin sınırları içinde haklara ve borçlara ehil olmada eşit olduğu kabul edilir. Fiil ehliyetine sahip olan her ergin birey, kendi eylemleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir. Erginlik kural olarak on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlasa da, evlenme kişiyi doğrudan ergin kılar. Dolayısıyla, on sekiz yaşını doldurmamış ancak olağanüstü evlenme izniyle evlenmiş bir kişi, evlilik birliğini sonlandırmak için açılacak bir anlaşmalı boşanma davasında tam fiil ehliyetine sahip bir birey olarak yasal temsilcisinin iznine ihtiyaç duymaksızın kendi adına bir boşanma avukatı tayin edebilir ve boşanma protokolü imzalayabilir.


2. Evlilik Birliğinin Sona Ermesi ve Boşanma Sebepleri Arasındaki Ayrımlar

Türk Medeni Kanunu, evlilik birliğinin temelden sarsılması kavramını boşanma davalarının temel felsefesi olarak konumlandırmıştır. Kanun koyucu, boşanma sebeplerini özel ve genel boşanma sebepleri olarak ikili bir ayrıma tabi tutmuştur. Anlaşmalı boşanma kurumunun hukuki değerini tam olarak kavrayabilmek için, bu kurumun çekişmeli boşanma sebepleriyle olan yapısal farklılıklarını incelemek elzemdir.


Özel boşanma sebepleri; zina (TMK m. 161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163), terk (TMK m. 164) ve akıl hastalığı (TMK m. 165) olarak kanunda sınırlı sayıda sayılmıştır. Bu sebeplerden herhangi birine dayanılarak açılan bir davada, davacı tarafın iddialarını somut delillerle ispat etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ayrıca bu sebeplerin birçoğu için kanunda öngörülen altı aylık veya beş yıllık hak düşürücü süreler mevcuttur ve bu süreler geçirildikten sonra aynı sebebe dayanılarak dava açılamaz.


Genel boşanma sebebi ise TMK madde 166'da "evlilik birliğinin sarsılması" başlığı altında düzenlenmiştir. Eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilmektedir. Bu tür çekişmeli davalarda, davacının kusurunun daha ağır olması durumunda davalının davaya itiraz hakkı bulunmakta, hakimin delilleri serbestçe takdir ederek vicdani bir kanaate ulaşması gerekmektedir (TMK m. 184).


Anlaşmalı boşanma ise, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının karine olarak kabul edildiği, kusur araştırmasının yapılmadığı ve ispat külfetinin ortadan kalktığı çok özel bir hukuki müessesedir.

TMK madde 166/3 hükmü, eşlerin evliliği sonlandırma konusundaki ortak iradelerini, uzun sürecek bir çekişmeli davanın toplumsal ve bireysel tahribatını önlemek amacıyla yeterli görmektedir. Şayet taraflardan biri anlaşmalı boşanma davasından feragat eder veya duruşmada boşanmak istemediğini beyan ederse, dava otomatik olarak reddedilmez; ancak TMK 166/1 maddesi uyarınca çekişmeli boşanma davasına dönüşerek sürecin en başından ve kusur ilkesine dayalı olarak yürütülmesini zorunlu kılar.

Boşanma Türü

Kusur İspatı

Delil Sunumu

Hakim Müdahalesi

Yargılama Süresi

Çekişmeli Boşanma (Özel Sebepler)

Mutlak gereklidir (Zina, terk vb.)

Zorunludur (Tanık, belge, kayıt)

Delil takdiri yapar

Uzun (Ort. 1.5 - 3 Yıl)

Çekişmeli Boşanma (Genel Sebep)

Kusur tespiti yapılır

Zorunludur

Kusur oranını belirler

Uzun (Ort. 1.5 - 3 Yıl)

Anlaşmalı Boşanma (TMK 166/3)

Gerekmez (Kusur aranmaz)

Gerekmez (Sadece protokol)

Protokolü denetler ve onaylar

Kısa (Ort. 1 - 1.5 Ay)

3. Anlaşmalı Boşanma Davasının Kanuni Şartları (TMK m. 166/3)

Bir evlilik birliğinin anlaşmalı olarak hukuken sona erdirilebilmesi için kanun koyucunun belirlediği dört temel yasal şartın bir arada bulunması mutlak bir gerekliliktir. Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği, taraflar aralarında her konuda mutabık kalmış olsalar dahi davanın anlaşmalı boşanma olarak sonuçlanmasını engeller.


İlk ve en önemli şart, evlilik ilişkisinin en az bir yıl sürmüş olmasıdır. Kanun koyucu bu şartı, kişilerin ani bir kararla yaptıkları evlilikleri yine fevri bir kararla sonlandırmalarını engellemek ve aile kurumunun ciddiyetini korumak amacıyla ihdas etmiştir. Bu bir yıllık sürenin hesaplanmasında, resmi nikah tarihi başlangıç kabul edilir ve davanın açıldığı tarihe kadar aralıksız en az bir yıl geçmiş olması gerekir. Tarafların resmi nikahtan önce dini nikahla birlikte yaşamış olmaları veya nişanlılık evresinde geçirdikleri süreler, hukuken bu bir yıllık sürenin hesabına kesinlikle dahil edilmemektedir. Evliliğin üzerinden henüz bir yıl geçmemişse, eşler bir boşanma avukatı aracılığıyla dahi anlaşmalı boşanma davası açamazlar; bu senaryoda çekişmeli boşanma davası ikame edilerek şiddetli geçimsizliğin kanıtlanması zorunludur.


İkinci şart, eşlerin mahkemeye birlikte başvurmaları veya eşlerden birinin açmış olduğu boşanma davasını diğer eşin tüm sonuçlarıyla birlikte kayıtsız şartsız kabul etmesidir. Uygulamada yargılama ekonomisi ve usul hukuku açısından en sağlıklı yöntem, tarafların ortak iradelerini yansıtan tek bir dilekçe ve ekinde sunulan bir anlaşmalı boşanma protokolü ile mahkemeye müracaat etmeleridir. Ortak dilekçe, usulü hataları minimize eder ve sürecin öngörülebilirliğini artırır.


Üçüncü şart, tarafların hakim huzurunda bizzat hazır bulunarak boşanma iradelerini sözlü olarak açıklamalarıdır. Türk yargı sisteminde birçok dava türü avukatlar aracılığıyla, tarafların fiziksel katılımına gerek olmaksızın yürütülebilmektedir. Ancak TMK madde 166/3, hakimin tarafları bizzat dinlemesini ve iradelerinin serbestçe, hiçbir baskı altında kalmadan açıklandığına bizzat kanaat getirmesini emredici bir kural olarak düzenlemiştir. Taraflardan birinin yurt dışında olması veya sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılamaması halinde, anlaşmalı boşanma kararı verilmesi hukuken mümkün değildir.


Dördüncü ve son şart ise, hakimin boşanmanın mali sonuçları ile varsa çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulmasıdır. Tarafların aralarında hazırladıkları sözleşme, hakimin süzgecinden geçmedikçe hukuki bir değer taşımaz. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir ve ancak bu değişikliklerin taraflarca da mahkeme huzurunda kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.


4. Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hukuki Niteliği ve Hazırlanma Süreci

Anlaşmalı boşanma sürecinin yapı taşı ve davanın tek ispat aracı olan anlaşmalı boşanma protokolü, hukuki niteliği itibarıyla aile hukukuna özgü, karma nitelikli bir sözleşmedir. Bu belge, tarafların evlilik birliğini sonlandırma iradelerini somutlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda evlilik sonrası ortaya çıkacak tüm hukuki ve ekonomik ihtilafları önceden çözen bağlayıcı bir metindir. Bir protokolün geçerli olabilmesi için belirli şekil ve içerik şartlarını taşıması zorunludur.


Protokolün giriş kısmında, tarafların kimlik bilgileri, evlenme tarihleri ve boşanmaya ilişkin ortak iradeleri net bir şekilde ifade edilmelidir. Tarafların, herhangi bir baskı, tehdit veya hile olmaksızın, tamamen özgür iradeleriyle boşanmaya karar verdiklerini protokolde yazılı olarak beyan etmeleri esastır. Bu irade beyanı, mahkeme salonunda hakim karşısında sözlü olarak da teyit edileceğinden, protokolün ruhunu oluşturur.


Protokolün hazırlanma süreci, uzmanlık gerektiren titiz bir çalışmadır. İnternet üzerinden kolayca ulaşılabilen matbu veya standart şablon protokoller, tarafların spesifik ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğu gibi, içerdikleri muğlak ifadeler nedeniyle ciddi hak kayıplarına zemin hazırlamaktadır. Örneğin, "tarafların birbirlerinden nafaka talebi yoktur" şeklindeki genel bir ifadenin, yoksulluk nafakasını mı yoksa iştirak nafakasını mı kapsadığı açık değilse, bu durum ileride yeni bir davanın konusunu oluşturacaktır. Bu tür muğlak ifadeler, hakimin protokolü reddetmesine veya duruşmada düzeltme talep etmesine yol açarak sürecin tek celsede sonuçlanmasını engeller.


Bu noktada alanında deneyimli bir boşanma avukatı ile çalışmak, sadece yasal bir prosedürü tamamlamak anlamına gelmez; aynı zamanda gelecekte doğabilecek her türlü hukuki riskin önceden bertaraf edilmesini sağlar. Avukat, tarafların taleplerini dinleyerek, hukukun emredici kurallarına uygun, infaza (icraya) elverişli ve hiçbir boşluk bırakmayan kapsamlı bir metin inşa eder. Objektif bir hukuki danışmanlık, tarafların duygusal travmaların etkisi altında fevri kararlar alarak mali haklarından yanlışlıkla feragat etmelerini veya uygulanamayacak yükümlülükler altına girmelerini önler.


Protokol, tarafların anlaştığı tüm zorunlu (velayet, nafaka, tazminat) ve ihtiyari (mal paylaşımı, ziynet eşyaları) unsurları kesin bir dille düzenlemelidir. Anlaşmalı boşanma kararı verilip kesinleştikten sonra, protokolde yer alan hükümlerden dönmek veya "ben bu maddeyi yanlış anlamışım" diyerek iptal davası açmak istisnai haller (irade sakatlığı halleri olan hata, hile, ikrah) dışında mümkün değildir. Dolayısıyla, protokolün her bir cümlesi, ileride taraflar için bağlayıcı bir mahkeme kararına (ilam) dönüşeceğinin bilinciyle kaleme alınmalıdır.


5. Anlaşmalı Boşanmada Müşterek Çocukların Durumu: Velayet, Kişisel İlişki ve İştirak Nafakası

Evlilik birliği içerisinde dünyaya gelen ergin olmayan çocuklar, anne ve babasının ortak velayeti altındadır ve yasal bir sebep olmadıkça bu velayet anne ve babadan alınamaz (TMK m. 335). Ancak evliliğin anlaşmalı boşanma ile sona ermesi durumunda, ortak velayet kural olarak son bulur ve mahkeme, çocuğun üstün yararını gözeterek velayeti eşlerden birine bırakır (TMK m. 336). Anlaşmalı boşanma protokolünün en hassas ve mahkeme tarafından en sıkı denetime tabi tutulan boyutu çocukların durumudur.


Protokolde, velayetin hangi eşte kalacağı hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde belirtilmelidir. Hakim, tarafların velayet konusundaki anlaşmasıyla doğrudan bağlı değildir. TMK madde 182 uyarınca mahkeme, ana ve babayı dinledikten sonra, çocuk ile olan kişisel ilişkileri düzenlerken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararlarını esas tutar. Eğer tarafların hazırladığı protokoldeki velayet düzenlemesi çocuğun gelişimini tehlikeye atacak nitelikteyse, hakim bu düzenlemeye müdahale eder ve değişiklik talep eder. Taraflar bu değişikliği kabul etmezse, dava anlaşmalı boşanma olarak sonuçlanmaz.


Velayet kendisine bırakılmayan eşin, çocukla kuracağı iletişim de protokolde detaylandırılmak zorundadır. Kişisel ilişki tesisi olarak adlandırılan bu durum, ana ve babadan her birinin çocuğuyla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkının yasal bir sonucudur (TMK m. 323). Protokolde; hafta sonları, dini ve milli bayramlar, sömestr tatili, yaz tatili, babalar/anneler günü ve çocuğun doğum günü gibi özel günlerde çocuğun velayet sahibi olmayan eşle hangi saatler arasında ve nerede görüşeceği kesin bir takvime bağlanmalıdır. Uygulamada sıklıkla yapılan "taraflar istedikleri zaman çocukla görüşebilir" şeklindeki belirsiz ifadeler hukuki icra kabiliyetine sahip olmadığından hakim tarafından reddedilir ve netleştirilmesi istenir. Ayrıca TMK madde 324 uyarınca, velayet sahibi eş, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür; aksi takdirde velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir.


Çocuğun mali olarak desteklenmesi ise iştirak nafakası kurumu ile sağlanır. Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler kural olarak anne ve baba tarafından karşılanır (TMK m. 327). Velayetin kendisine bırakılmadığı eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine yoksulluk içinde olsa dahi kendi mali gücü oranında katılmakla yasal olarak yükümlüdür (TMK m. 182). Protokolde, iştirak nafakasının miktarı ve her ayın hangi gününde hangi banka hesabına ödeneceği belirtilmelidir. Gerekirse, çocuğun eğitim taksitleri, servis ücreti, okul masrafları ve özel sağlık sigortası primlerinin hangi tarafça karşılanacağı gibi ihtiyari unsurlar da protokole eklenerek gelecekteki uyuşmazlıklar engellenebilir. Anne ve babanın bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam eder; ancak çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, eğitim sona erinceye kadar bu yükümlülük sürer (TMK m. 328).


6. Boşanmanın Mali Sonuçları: Yoksulluk Nafakası ve Tazminat Hakları

Boşanma davasının kişisel statü değişikliklerinin yanı sıra, taraflar üzerinde derin mali etkileri bulunmaktadır. Anlaşmalı boşanmada taraflar, kusur ilkesinden bağımsız olarak, evliliğin sona ermesinden kaynaklanan mali kayıpları aralarında uzlaşarak çözerler. Bu uzlaşmanın iki temel sacayağı yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat haklarıdır.


Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında talep ettiği süresiz bir mali destektir (TMK m. 175). Çekişmeli boşanmalarda bu nafakanın bağlanabilmesi için talep eden tarafın kusurunun diğerinden daha ağır olmaması şartı aranırken, anlaşmalı boşanmada taraflar serbest iradeleriyle kusur durumuna bakılmaksızın nafaka ödenmesini kararlaştırabilirler. 


Protokolde, nafaka ödenecekse bunun net tutarı, ödeme zamanı ve yıllık artış oranı (TÜFE/TEFE oranları vb.) açıkça belirtilmelidir. Şayet tarafların birbirlerinden nafaka talebi yoksa, "Tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden yoksulluk nafakası talebi yoktur ve bu haktan gayrikabili rücu feragat etmektedirler" şeklinde net bir beyan yazılmalıdır. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkarken; alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m. 176).


Maddi ve manevi tazminat hususu ise boşanmanın bir diğer mali yaptırımıdır. TMK madde 174'e göre, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen taraf uygun bir maddi tazminat isteyebileceği gibi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf da manevi tazminat isteyebilir. Anlaşmalı boşanma protokolünde, eşler aralarında belirledikleri bir meblağı maddi veya manevi tazminat olarak ödemeyi taahhüt edebilirler. Ödeme yapılacaksa, miktarı, cinsi (Türk Lirası, döviz, altın vb.) ve ödeme takvimi protokolde yer almalıdır. Maddi tazminatın toptan veya irat (düzenli taksitler) biçiminde ödenmesine karar verilebilirken, manevi tazminatın doğası gereği irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (TMK m. 176). Herhangi bir tazminat ödemesi yapılmayacaksa, bu durum feragat beyanlarıyla kesinleştirilmeli ve ileride açılabilecek tazminat davalarının önü kesilmelidir.


7. Eşler Arasındaki Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Protokole Etkisi

Türk Medeni Kanunu'nda, aksine bir mal rejimi sözleşmesi yapılmadığı takdirde eşler arasında geçerli olan yasal rejim "edinilmiş mallara katılma" rejimidir (TMK m. 202). Bu rejim, edinilmiş mallar (çalışmanın karşılığı olan edinimler, SGK ödemeleri, kişisel malların gelirleri vb. - TMK m. 219) ile eşlerden her birinin kişisel mallarını (kişisel kullanım eşyası, miras veya bağış yoluyla gelen mallar - TMK m. 220) birbirinden ayırır. 


Boşanma halinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer ve karmaşık bir tasfiye süreci başlar (TMK m. 225). Tasfiye sırasında kişisel mallar geri alınır, bir eşin diğerinin malına yaptığı katkılar (değer artış payı - TMK m. 227) hesaplanır ve nihayetinde kalan artık değer yarı yarıya paylaştırılır (TMK m. 236).


Çekişmeli boşanma süreçlerinde mal rejiminin tasfiyesi davası, boşanma davasından ayrı olarak görülen, bilirkişi incelemeleri, tapu ve banka kayıtlarının geriye dönük sorgulanması gibi işlemler nedeniyle yıllarca sürebilen son derece karmaşık, maliyetli ve yorucu bir davadır. İşte anlaşmalı boşanma protokolünün en büyük hukuki avantajı burada ortaya çıkar.


Taraflar, mal rejiminin tasfiyesine yönelik tüm bu karmaşık hukuki prosedürleri ve yıllar sürecek hesaplamaları, protokol içerisine ekleyecekleri ihtiyarî maddelerle tek bir kalemde çözebilirler. Protokolde;

  • Evlilik birliği içinde edinilmiş olan taşınmazların (ev, arsa vb.) kimin mülkiyetinde kalacağı,

  • Aile konutunun tahliyesi ve konut içindeki ev eşyalarının (çeyiz vb.) kim tarafından alınacağı ,

  • Otomobil, şirket hisseleri ve banka hesaplarındaki mevduatların akıbeti,

  • Düğün sırasında takılan ziynet eşyalarının (düğün takıları) paylaşım şekli, detaylı olarak düzenlenebilir.


Önemle belirtmek gerekir ki, taşınmaz mülkiyetinin veya motorlu taşıtların protokol ile devri planlanıyorsa, bu devirlerin nasıl yapılacağı, tapu/noter harç ve masraflarının kim tarafından karşılanacağı ve devir için verilecek sürelerin net olarak protokolde yazılması zorunludur. Ayrıca, tarafların mal paylaşımı konusunda birbirlerini ibra ettiklerini (akladıklarını) ve evlilik birliğinden kaynaklanan üçüncü şahıslara veya birbirlerine başkaca bir borçları kalmadığını belirten genel ibra maddeleri de eklenmelidir. Uzman bir boşanma avukatı, tarafların malvarlıklarını güvence altına alacak ve protokolün uygulanması aşamasında icra edilebilirlik sorunu yaratmayacak kesin hukuki ifadelerle bu bölümü şekillendirecektir.


8. Boşanma Sonrası Kişisel Durum, Soyadı ve Miras Hakları Üzerindeki Etkiler

Anlaşmalı boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesiyle birlikte tarafların medeni hali değişir ve evlilik hukuken sona erer. Bu sonlanmanın kişiler hukuku ve miras hukuku bağlamında doğrudan yansımaları mevcuttur.


Kişiler hukuku açısından en belirgin değişiklik kadının soyadında gerçekleşir. TMK madde 173 gereğince, boşanma halinde kadın evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak kural olarak evlenmeden önceki bekarlık soyadını yeniden alır. Anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinin ardından mahkeme, nüfus müdürlüğüne gerekli müzekkereleri gönderir ve kadının soyadı yaklaşık bir hafta içerisinde idari olarak güncellenir. Ancak, kadının boşandığı kocasının soyadını kullanmakta profesyonel veya kişisel bir menfaati bulunuyorsa ve bu durum kocaya manevi bir zarar vermeyecekse, protokolde anlaşılarak hakimin onayıyla kocanın soyadını kullanmaya devam etmesi mümkündür.


Boşanan eşlerin yeniden evlenmeleri hususunda kanun koyucu, erkek için herhangi bir kısıtlama getirmemişken, kadınlar için "iddet müddeti" (bekleme süresi) adı verilen bir kural koymuştur. TMK madde 132 uyarınca, evlilik sona ermişse kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe yeniden evlenemez. Bu sürenin amacı, kadının boşanma esnasında hamile olması ihtimaline karşı doğacak çocuğun soybağının karışmasını engellemektir. Kadın, bu 300 günlük süreyi beklemek istemiyorsa, bir devlet hastanesinden alacağı hamile olmadığına dair sağlık raporu ile aile mahkemesine başvurarak iddet müddetinin kaldırılması davası açabilir ve süreyi sonlandırabilir.


Miras hukuku bağlamında ise boşanmanın kesinleşmesi, eşlerin birbirlerine olan yasal mirasçılık sıfatlarını otomatik olarak sona erdirir. TMK madde 181 uyarınca boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla (vasiyetname vb.) kendilerine sağlanan hakları, söz konusu tasarruftan aksi anlaşılmadıkça kaybederler. Hatta çekişmeli boşanma davaları devam ederken eşlerden birinin ölmesi halinde, ölen eşin mirasçılarından birinin davaya devam ederek sağ kalan eşin kusurunu ispatlaması durumunda dahi mirasçılık hakları düşmektedir. Anlaşmalı boşanmada süreç çok hızlı işlediğinden, kararın kesinleşmesiyle birlikte miras bağları tümüyle kesilmiş olur.


9. Anlaşmalı Boşanmada Yargılama Usulü, Görevli Mahkeme ve 2026 Yılı Yargılama Giderleri

Anlaşmalı boşanma davalarında yargılama usulü, çekişmeli davalara nazaran son derece basitleştirilmiştir. Yetki kuralı bağlamında, TMK m. 168 boşanma davaları için eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesini yetkili kılsa da, anlaşmalı boşanmada bu kural kesin yetki teşkil etmez. Taraflar, üzerinde anlaştıkları takdirde Türkiye'nin herhangi bir il veya ilçesindeki Aile Mahkemesinde dava açabilirler. Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; Aile Mahkemesinin kurulmadığı yargı çevrelerinde ise bu davalara Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri bakar.


Davanın açılması, bir dava dilekçesi, imzalanmış protokol ve kimlik fotokopilerinin ilgili adliyenin tevzi bürosuna teslim edilmesiyle gerçekleşir. Dava açılışında, devlet tarafından belirlenen yasal harç ve gider avanslarının peşin olarak vezneye yatırılması zorunludur.


2026 yılı güncel tarifelerine göre bir anlaşmalı boşanma davasının devlet nezdindeki ortalama yargılama masrafları şu şekilde hesaplanmaktadır :

Masraf Kalemi

Açıklama

2026 Ortalama Tutar (TL)

Başvurma Harcı

Davanın açılması için devlete ödenen sabit harç

732,00-TL

Peşin Harç

Yargılama işlemleri için alınan maktu harç

732,00-TL

Vekalet Harcı

Davanın avukat ile takip edilmesi durumunda ödenir

96,00-TL

Baro Vekalet Pulu

Avukatlık vekaletnamesine yapıştırılan yasal pul bedeli

164,00-TL

Gider Avansı

Tebligat, posta, yazışma masrafları için alınan peşinat

3.180,00-TL

Toplam Ortalama

(Kullanılmayan gider avansı davanın sonunda iade edilir)

4.808,00-TL

Not: Şahsen açılan davalarda vekalet harcı ve pulu alınmamaktadır.


Mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olarak, dava açılışından itibaren genellikle 2-3 ay sonrasına duruşma tarihi verilir. Bu durumun daha erkene çekilmesi bakımından bir boşanma avukatı ile çalışılması gerekmektedir. Duruşmada hakim TMK m. 166/3 kapsamındaki yasal denetimlerini yapar ve tarafların iradelerini sözlü olarak aldıktan sonra kararını verir. Tarafların, duruşma sonrası yazılacak gerekçeli kararı tebliğ alıp, kanuni hakları olan istinaf yolundan feragat ettiklerini bildiren bir dilekçe (feragat dilekçesi) sunmaları halinde süreç hızla kesinleşir.


10. Boşanma Avukatının Sürece Katkısı ve Hak Kayıplarının Önlenmesi

Halk arasında sıklıkla kullanılan "boşanma avukatı" tabiri, mevzuatımızda resmi bir uzmanlık alanı unvanı olmasa da, mesleki pratiğini ağırlıklı olarak Aile Hukuku ve boşanma ihtilafları üzerine yoğunlaştırmış deneyimli hukukçuları tanımlamak için kullanılır. Anlaşmalı boşanma davası, dışarıdan bakıldığında sadece bir dilekçe ve iki sayfalık bir protokol imzasından ibaret basit bir işlem gibi algılanma eğilimindedir. Oysa hukuki gerçeklik bunun tam aksidir.


Tarafların, avukat desteği almadan internetten indirdikleri matbu (taslak) şablonlarla yürüttükleri süreçler, çoğu zaman telafisi imkansız maddi ve manevi zararlarla sonuçlanmaktadır. Yoksulluk nafakası, değer artış payı, edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan tasfiye alacakları veya şirketteki hisse hakları gibi son derece teknik hukuki kavramların, matbu bir metinde yer alan "tarafların birbirlerinden başkaca hak ve alacağı kalmamıştır" şeklindeki yuvarlak ifadelerle yanlışlıkla feragat edilmesi oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.


Bir boşanma avukatı seçerken dikkat edilmesi gereken temel unsurlar şunlardır :

  • Hukuki Bilgi ve Aile Hukuku Uzmanlığı: Boşanma sadece TMK'nın lafzından ibaret değildir; Yargıtay'ın güncel içtihatları, protokoldeki bir kelimenin ileride nasıl yorumlanacağını belirler. Avukat, bu içtihatlara hakim olmalıdır.


  • Stratejik ve Özelleştirilmiş Protokol Yazımı: Her ailenin ekonomik yapısı, çocukların ihtiyaçları ve tarafların psikolojisi farklıdır. Avukat, şablon kullanmak yerine ailenin somut durumuna uygun, infaza (icra edilmeye) elverişli özel bir sözleşme inşa eder.


  • İletişim ve Süreç Yönetimi: Avukat, mahkeme kalemindeki prosedürleri, tebligat süreçlerini ve kesinleşme şerhi alımını bizzat takip ederek normalde aylar sürebilecek bürokratik süreci birkaç haftaya indirir.


  • Duygusal Bariyerlerin Aşılması: Boşanma, taraflar için ağır bir duygusal travmadır. Avukat, öfke veya suçluluk duygularının etkisiyle yanlış mali kararlar alınmasını profesyonel bir süzgeçten geçirerek engeller.


11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Anlaşmalı boşanma davası ne kadar sürer, tek celsede biter mi?

Evet, tarafların yasal şartları taşıdığı (1 yıllık süre vb.), duruşmaya bizzat katıldıkları ve hukuka uygun bir protokol sundukları durumlarda dava tek celsede (ilk duruşmada) sonuçlanır. Mahkemenin yoğunluğuna göre dava açıldıktan 1 ila 4 hafta sonrasına gün verilir. Gerekçeli kararın yazılması ve kesinleşmesiyle birlikte tüm süreç ortalama 1 - 1,5 ayda tamamlanır.


2. Anlaşmalı boşanma davasında hakim ne sorar?

Hakim, duruşmada taraflara kimlik tespitinin ardından; "Boşanma iradeniz özgür mü?", "Dosyaya sunulan bu protokoldeki imza size mi ait?", "Protokol maddelerini okuyup anladınız mı ve kendi rızanızla kabul ediyor musunuz?" şeklinde sorular yönelterek irade serbestisini denetler.


3. Anlaşmalı boşanmada tanık dinletmek veya delil sunmak gerekir mi?

Hayır. Anlaşmalı boşanmada taraflar evlilik birliğinin temelden sarsıldığını ortak irade ile kabul etmiş sayıldıkları için kusur araştırması yapılmaz. Zina, şiddet veya terk gibi durumların ispatı için tanık dinletilmesi veya sosyal medya kayıtları gibi delillerin sunulması kesinlikle gerekmez.


4. Dava açıldıktan veya protokol imzalandıktan sonra anlaşmaktan vazgeçilebilir mi?

Evet, vazgeçilebilir. Mahkemece boşanma kararı verilip bu karar kesinleşinceye kadar taraflardan her biri anlaşmadan dönebilir. Eşlerden biri duruşmada boşanmak istemediğini veya protokoldeki bir maddeyi kabul etmediğini beyan ederse, dava düşmez ancak kanun gereği "çekişmeli boşanma davasına" dönüşür ve süreç uzar.


5. Boşandıktan sonra hemen yeniden evlenmek mümkün müdür?

Erkekler için herhangi bir bekleme süresi yoktur, karar kesinleştiği gün evlenebilirler. Kadınlar için ise Türk Medeni Kanunu m. 132 gereği iddet müddeti (300 günlük bekleme süresi) öngörülmüştür. Kadının hemen evlenebilmesi için bir hastaneden hamile olmadığına dair rapor alarak "iddet müddetinin kaldırılması davası" açması zorunludur.


6. Anlaşmalı boşanmada avukat tutmak zorunlu mudur?

Türk yargı sisteminde davaları avukat ile takip etme gibi yasal bir zorunluluk bulunmamaktadır. Kişiler davalarını bizzat açabilirler. Ancak; mal paylaşımı, iştirak/yoksulluk nafakası, tazminat ve velayet gibi konularda geri dönüşü olmayan hatalı feragatler yapmamak ve süreci en kısa sürede, bürokratik engellere takılmadan tamamlamak için uzman bir boşanma avukatı ile çalışılması şiddetle tavsiye edilir.


7. Anlaşmalı boşanma protokolünde ziynet eşyalarının (düğün takıları) durumu nasıl düzenlenmelidir?

Ziynet eşyalarının paylaşımı, boşanmanın zorunlu unsurlarından olmamakla birlikte ileride yeni ve masraflı bir "ziynet alacağı davası" açılmasını engellemek adına protokolde ihtiyari olarak düzenlenmelidir. Taraf iradelerine göre takıların kadında kaldığı, yarı yarıya paylaşıldığı veya bu konuda birbirlerinden hiçbir hak ve alacakları kalmadığı (ibra edildikleri) protokol metninde açıkça belirtilmelidir.


Av. Enes Samet ÖZTORUN

Yorumlar


Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır. Müvekkiller veya okuyucular hiçbir şekilde mevcut duruma ve özelliklerine ilişkin olarak uygun hukuki veya başka herhangi bir profesyonel görüş almadan, avukatsametoztorun.com web sitesinde yer alan herhangi bir hususa dayanarak bir eylemde bulunmamalıdır.

Adres: Cevizlidere Mahallesi Mevlana Bulvarı No:221 Yıldırım Kule Çankaya/ANKARA

Telefon: 0530 661 99 01

 

© 2026 by Öztorun Hukuk. Tüm hakları saklıdır.

 

bottom of page