top of page

İşçinin Haklı Nedenle Fesih Hakkı (Madde 24) | Kıdem Tazminatı Nasıl Alınır?

Yazarın fotoğrafı: Av. Enes Samet Öztorun
Av. Enes Samet Öztorun
1 saat önce
17 dakikada okunur
İşçinin Haklı Nedenle Fesih Hakkı (Madde 24)  Kıdem Tazminatı Nasıl Alınır

İçindekiler


Avukatın Notu: İş sözleşmesinin sonlandırılması süreci, geri dönüşü olmayan hukuki sonuçlar doğuran ve son derece hassas yürütülmesi gereken bir işlemdir. Haklı bir nedene sahip olunsa dahi, usulüne uygun yapılmayan bir fesih bildirimi, hak düşürücü sürelerin kaçırılması veya eksik delil sunulması durumunda yıllarca verilen emeğin karşılığı olan kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları riske girmektedir. Bu yazı, çalışma hayatında karşılaşılan haksızlıklara karşı yasanın işçiye tanıdığı hakları sade ve anlaşılır bir dille açıklamak amacıyla hazırlanmıştır. Ancak her somut olayın dinamikleri ve ispat koşulları farklılık gösterdiğinden, fesih süreci başlatılmadan önce hukuk profesyonelleri ile iletişime geçilmesi, telafisi güç hak kayıplarının önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır.


1. İşçinin Haklı Nedenle Derhal Fesih Hakkının Hukuki Temeli

Çalışma hayatı, işçi ve işveren arasında kurulan bağımlılık ve güven ilişkisine dayanmaktadır. İşçi, emeğini ortaya koyarak iş görme borcunu yerine getirirken, işveren de başta ücret ödeme olmak üzere, işçiyi gözetme, sağlığını koruma ve eşit davranma yükümlülüklerini ifa etmek zorundadır. Bu dengenin işçi aleyhine bozulduğu, çalışma koşullarının katlanılamaz bir hal aldığı durumlarda yasal koruma mekanizmaları devreye girmektedir.


4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenen "işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı", kanunda sınırlı olarak sayılan ağır ihlallerin gerçekleşmesi durumunda, işçiye ihbar süresini (bildirim öneli) beklemeksizin iş sözleşmesini tek taraflı olarak sona erdirme yetkisi verir. Bu hak, karşı tarafın onayına veya kabulüne bağlı olmayıp, fesih iradesinin karşı tarafa ulaştığı anda hukuki sonuçlarını kesin olarak doğurur.


Haklı nedenle feshin temel amacı, işçinin bedensel, ruhsal ve ekonomik menfaatlerini güvence altına almaktır. Bu hak kullanıldığında, işçi kendi isteğiyle işten ayrılmış olsa dahi, kanunun aradığı diğer şartların da varlığı halinde kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Kanun koyucu, bu fesih sebeplerini genel olarak üç ana başlık altında toplamıştır: Sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve zorlayıcı sebepler.


2. Haklı Nedenle Fesih ile Normal İstifa Arasındaki Kritik Farklar

İş hukukunda "istifa" ile "haklı nedenle fesih" kavramları sıklıkla birbirine karıştırılmakta ve bu durum çalışanlar açısından ciddi mali kayıplara yol açabilmektedir. İstifa, işçinin hiçbir haklı hukuki gerekçe göstermeksizin, tamamen kendi kişisel tercihleriyle işten ayrılma kararı almasıdır. Kural olarak, sebepsiz yere istifa eden bir işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Üstelik, İş Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen ihbar sürelerine uyulmadan yapılan ani istifalarda, işçi işverene "ihbar tazminatı" ödemekle yükümlü hale gelebilir.


Buna karşın, İş Kanunu Madde 24 kapsamında gerçekleştirilen haklı nedenle fesih, hukuki zemini olan bir ayrılıştır. Ortada işverenin mevzuata veya dürüstlük kurallarına aykırı bir eylemi yahut işçinin sağlığını tehdit eden objektif bir durum söz konusudur. Aşağıdaki tablo, her iki ayrılış türü arasındaki temel farkları özetlemektedir:

Değerlendirme Kriteri

Normal İstifa (Sebepsiz)

Haklı Nedenle Derhal Fesih (Madde 24)

Kıdem Tazminatı Hakkı

Kural olarak hak kazanılamaz.

Şartları varsa (en az 1 yıl kıdem) hak kazanılır.

İhbar Süresi Bekleme Zorunluluğu

Kıdeme göre 2 ile 8 hafta arası beklenmelidir.

Bekleme zorunluluğu yoktur, derhal ayrılınabilir.

İhbar Tazminatı Ödeme Riski

Süreye uyulmazsa işçinin işverene tazminat ödeme riski vardır.

İşçi işverene ihbar tazminatı ödemez.

İşsizlik Maaşı Alma Hakkı

Kural olarak alınamaz.

Prim gün şartları sağlanıyorsa alınabilir.

Hukuki Dayanak

İşçinin tamamen serbest iradesi.

İş Kanunu Madde 24'te sayılan ihlal veya zorunluluklar.

Bu farklılıklar göz önüne alındığında, işyerinde haksızlığa uğrayan bir çalışanın fesih bildirimini yaparken kesinlikle "istifa ediyorum" ifadesini kullanmaması, bunun yerine "İş sözleşmemi İş Kanunu Madde 24 uyarınca haklı nedenle feshediyorum" şeklindeki yasal terminolojiyi tercih etmesi gerekmektedir.


3. Sağlık Sebeplerine Dayalı Haklı Fesih (Madde 24/I)

Çalışma ortamının güvenliği ve çalışanın bedensel bütünlüğünün korunması, iş hukukunun en temel prensiplerinden biridir. İş Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrası, sağlığın tehlikeye girdiği durumlarda işçiye sözleşmeyi derhal sona erdirme yetkisi tanımaktadır. Bu bent uyarınca yapılan fesihlerde, İş Kanunu Madde 26'daki altı iş günlük hak düşürücü süre uygulanmaz; sağlık riski devam ettiği sürece makul bir süre içinde hak kullanılabilir.


İşin Niteliğinden Kaynaklanan Sağlık Tehlikeleri

Madde 24/I-a alt bendine göre; iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması, işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa, işçi sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir. Burada belirleyici unsur, tehlikenin veya hastalığın doğrudan doğruya "işin ifa edilme biçiminden veya ortamından" kaynaklanması zorunluluğudur. Ağır kimyasalların kullanıldığı bir üretim tesisinde, koruyucu ekipman eksikliği veya yetersiz havalandırma nedeniyle solunum yolu hastalığına yakalanan bir işçi, sağlığının daha fazla bozulmasını engellemek amacıyla bu bende dayanarak iş akdini sonlandırabilir.


Bu hakkın kullanılabilmesi için işçinin, maruz kaldığı sağlık sorununun işin niteliğiyle nedensellik (illiyet) bağı içinde olduğunu uzman bir tıp doktoru raporu, tam teşekküllü bir hastane veya sağlık kurulu raporu ile belgelendirmesi gerekmektedir. Yargıtay uygulamalarına göre, feshin haklı kabul edilebilmesi için hastalığın "meslek hastalığı" olarak tescil edilmiş olması şart değildir; mevcut sağlık durumu ile o işyerinde çalışmaya devam etmenin yakın ve ciddi bir tehlike oluşturduğunun tıbben tespit edilmesi yeterli görülmektedir.


Bulaşıcı Hastalık veya İşe Engel Hastalık Durumu

Madde 24/I-b bendi, işçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işverenin yahut başka bir işçinin bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulması halini düzenlemektedir. Bu durumun haklı fesih sebebi sayılabilmesi için birtakım objektif kriterlerin bir arada bulunması şarttır:


  1. Hastalığa yakalanan kişinin işveren, işveren vekili veya aynı ortamda çalışan bir başka işçi olması,

  2. İşçinin bu kişiyle fiilen, sürekli ve yakın temas halinde çalışıyor olması,

  3. Hastalığın bulaşıcı özellikte olması veya işin doğasıyla bağdaşmayacak derecede tehlike yaratması.


İşverenin, hastalığa yakalanan kişiyi izole etmesi, ücretli veya ücretsiz izne ayırması gibi gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alması halinde, bulaşma riski ortadan kalkacağı için işçinin derhal fesih hakkı doğmayacaktır. Ancak tedbir alınmayan ve yakın temasın sürdüğü durumlarda işçi, kendi sağlığını korumak maksadıyla sözleşmeyi feshedip kıdem tazminatına hak kazanır.


4. Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Uymayan Haller (Madde 24/II)

Çalışma hayatındaki hukuki uyuşmazlıkların ve iş mahkemelerindeki davaların çok büyük bir kısmı, İş Kanunu'nun 24. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller" başlığı altında gerçekleşmektedir. İşveren ile çalışan arasındaki güven ilişkisini derinden sarsan ve sözleşmenin sürdürülmesini imkansız kılan bu ihlaller, kanunda altı ayrı alt bent halinde son derece detaylı bir biçimde düzenlenmiştir.


İşçinin İşveren Tarafından Yanıltılması (Madde 24/II-a)

İş sözleşmesinin kurulması aşamasında şeffaflık ve dürüstlük esastır. İşveren, sözleşme yapıldığı sırada esaslı noktalardan biri hakkında yanlış vasıflar göstermek veya gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek suretiyle işçiyi yanıltırsa, işçiye derhal fesih hakkı doğar.


İşe alım mülakatında yönetici pozisyonu ve belirli bir performans primi vaat edilerek işe alınan, ancak fiilen çok daha düşük bir pozisyonda, asgari ücretle çalıştırılan bir işçi, sözleşmenin esaslı unsurlarında aldatıldığı gerekçesiyle işten ayrılarak haklarını talep edebilir.


Şeref ve Namusa Dokunan Sözler, Hakaret ve Cinsel Taciz (Madde 24/II-b)

İşverenin ve yönetim kademesinin, işçinin kişisel haklarına saygı göstermesi yasal bir zorunluluktur. İşveren, işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, onur kırıcı davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa, işçi iş akdini derhal feshedebilir.


Yargıtay kararları ışığında, işverenin işçiye kaba küfürler etmesi, çalışma arkadaşları önünde küçük düşürücü ifadeler kullanması, aşağılaması veya onur kırıcı lakaplar takması doğrudan haklı fesih nedeni kabul edilmektedir. Bu tür ağır psikolojik veya fiziksel saldırılar karşısında ihbar süresi beklemeksizin işi bırakan çalışan, kıdem tazminatının yanı sıra, olayların ağırlığına göre manevi tazminat davası da açma hakkına sahiptir.


Sataşma, Tehdit, Asılsız İsnat ve Suç İşlenmesi (Madde 24/II-c)

İşverenin işçiye veya ailesine karşı sataşmada bulunması, gözdağı vermesi (tehdit), onları kanuna aykırı bir eyleme kışkırtması veya işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnatlarda (iftira) bulunması bir diğer fesih nedenidir.


Hiçbir somut delil veya mahkeme kararı olmaksızın işçiyi hırsızlıkla suçlayan ve bu durumu işyerinde yayan bir işveren, işçinin kişilik haklarına doğrudan bir saldırı gerçekleştirmiş olur. Güven ilişkisinin tamamen ortadan kalktığı bu gibi asılsız isnat hallerinde işçi, sözleşmeyi derhal feshetme hakkına haizdir.


Üçüncü Kişiler veya Çalışma Arkadaşları Tarafından Taciz (Madde 24/II-d)

Cinsel taciz vakaları, yalnızca işveren tarafından değil, işyerindeki diğer çalışanlar, yöneticiler veya müşteriler tarafından gerçekleştirildiğinde de hukuki sonuçlar doğurur. İşçinin işyerinde bir başkası tarafından cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene şikayet ederek bildirmesine rağmen, işverenin faili uzaklaştırmak, disiplin süreci başlatmak veya gerekli koruyucu önlemleri almak konusunda hareketsiz kalması, mağdur işçiye haklı nedenle fesih hakkı verir.


İşverenlerin, kendilerine iletilen taciz şikayetlerini büyük bir ciddiyetle inceleme ve mağduru koruyacak idari tedbirleri (örneğin tarafların vardiyalarını veya çalışma alanlarını derhal ayırma) alma yükümlülüğü bulunmaktadır.


Ücretin Ödenmemesi ve Eksik Ödenmesi (Madde 24/II-e)

İş ilişkisindeki uyuşmazlıkların kalbini teşkil eden en yoğun fesih sebebi, ücret alacaklarına ilişkin ihlallerdir. Madde uyarınca; işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, işçi haklı nedenle derhal fesih hakkını kullanabilir.


Bu maddedeki "ücret" kavramı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik içtihatlarıyla dar değil, oldukça geniş yorumlanmaktadır. İşçinin fesih hakkını kullanabilmesi için salt aylık temel maaşının ödenmemesi gerekmez. Fazla mesai ücretlerinin, hafta tatili yevmiyelerinin, ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) ücretlerinin, satış primlerinin, ikramiyelerin veya sözleşmeyle kararlaştırılmış yol ve yemek ödeneklerinin eksik ödenmesi yahut düzenli olarak geciktirilmesi doğrudan haklı fesih sebebidir.


İşverenin ekonomik krizde olması, piyasa şartlarının kötüleşmesi veya iflasın eşiğine gelmesi, ücretin ödenmemesi mazeretini geçerli kılmaz ve işçinin fesih hakkını engellemez. Ayrıca, ücretin sadece bir kısmının ödenmesi de işçinin haklı fesih yapmasına engel teşkil etmemektedir; ücretin tam ve zamanında ödenmesi kanuni bir zorunluluktur.


SGK Primlerinin Gerçek Ücret Üzerinden Yatırılmaması

Türkiye iş gücü piyasasında sıklıkla karşılaşılan kayıt dışılık sorunlarının başında, işçinin gerçek maaşının yüksek olmasına rağmen, SGK primlerinin asgari ücret düzeyinden kuruma bildirilmesi ve aradaki büyük farkın işçiye banka dışı yollarla, elden nakit olarak ödenmesi gelmektedir.


Yargıtay'ın istikrarlı emsal kararlarına göre, işçinin sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden kuruma bildirilmemesi ve eksik yatırılması, Sosyal Güvenlik mevzuatına ve İş Kanunu'na açık bir aykırılık teşkil eder ve başlı başına haklı fesih nedenidir.


Çalışanların bu eksik bildirime işe girerken veya çalışırken rıza göstermiş olması, imza atması hukuken hiçbir anlam ifade etmez. Kamu düzenini ilgilendiren sosyal güvenlik haklarından feragat edilemeyeceğinden, SGK primleri eksik yatırılan işçi, durumu fark ettiği veya belgelendirebildiği an sözleşmeyi derhal feshedip kıdem tazminatını talep edebilir. Ayrıca, açılacak "hizmet tespiti davası" ile eksik bildirilen primlerin geriye dönük olarak tamamlattırılması mümkündür.


Çalışma Şartlarının Uygulanmaması, Esaslı Değişiklikler ve Mobbing (Madde 24/II-f)

Kanunun 24/II-f bendi, parça başı işlerde eksik iş verilip aradaki farkın ödenmemesini ve genel anlamda "çalışma şartlarının uygulanmamasını" düzenler. Yargıtay kararlarının gelişimiyle birlikte bu madde, modern çalışma hayatının iki büyük kavramına hukuki dayanak oluşturmuştur: Esaslı değişiklikler ve Mobbing (İşyerinde psikolojik taciz).


Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik: İşveren, iş sözleşmesiyle veya personel yönetmeliği gibi kaynaklarla oluşan çalışma koşullarında işçi aleyhine esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek ve onun onayını altı iş günü içinde yazılı olarak almak şartıyla yapabilir (İş Kanunu Madde 22).


İşçinin yazılı onayı alınmaksızın maaşının düşürülmesi, uzmanlık gerektiren pozisyonundan alınarak vasıfsız bir işe verilmesi (tenzili rütbe), çalışma saatlerinin veya vardiya düzeninin sürekli olarak aleyhe değiştirilmesi veya işyerinin işçinin ulaşımını imkansız kılacak farklı bir şehre taşınması gibi tek taraflı dayatmalar "çalışma şartlarının uygulanmaması" kapsamına girer ve işçiye derhal fesih imkanı tanır.


Mobbing (İşyerinde Psikolojik Taciz): Mobbing; bir işyerinde belirli bir çalışana yönelik olarak, sistematik, sürekli ve kasıtlı bir şekilde gerçekleştirilen, çalışanı yıldırma, pasifize etme, dışlama ve nihayetinde kendi isteğiyle istifaya zorlama amacı taşıyan psikolojik şiddet ve saldırılar bütünüdür.


Yargıtay içtihatlarına göre, bir eylemin mobbing sayılabilmesi için anlık, bir defaya mahsus öfke patlamaları veya genel kaba davranışlar yeterli kabul edilmemekte; eylemlerin belirli bir zaman dilimine yayılmış ve belirli bir kişiyi hedef alan sistemli bir nitelik kazanmış olması aranmaktadır.


Mobbingin tipik örnekleri arasında; işçinin masasının veya ofisinin sürekli değiştirilmesi, uzmanlık alanıyla ilgisi olmayan anlamsız alt düzey işler verilmesi, toplantılarda sürekli sözünün kesilerek veya bağırılarak küçük düşürülmesi, en ufak hatalarda dahi asılsız tutanaklar tutularak sürekli savunma istenmesi ve çalışanın işyerinde yalnızlaştırılarak sosyal iletişimin kesilmesi yer almaktadır.


Psikolojik taciz genellikle kapalı kapılar ardında ve ince yöntemlerle yapıldığından ispatı son derece güçtür. Bu nedenle Yargıtay, mobbing davalarında "Yaklaşık İspat" kuralını benimsemiştir. İşçiden yüzde yüz kesin ve somut deliller sunması beklenmez. İşçinin, kendisine mobbing uygulandığına dair güçlü emareler (tutarsız e-posta yazışmaları, anlamsız görevlendirme belgeleri, mesai dışı rahatsız edici mesajlar, psikiyatrik tedavi raporları veya çalışma arkadaşlarının tanık beyanları) ile kuşku uyandıracak bir durumu mahkemeye sunması yeterlidir. Bu aşamadan sonra ispat yükü yer değiştirerek işverene geçer ve işveren mobbing yapmadığını ispat etmek zorunda kalır. Mobbing nedeniyle iş akdini fesheden çalışan, kıdem tazminatına ek olarak Türk Borçlar Kanunu Madde 417 ve 58 uyarınca kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat davası da açabilmektedir.


5. Zorlayıcı Sebeplere Dayalı Haklı Fesih (Madde 24/III)

İş Kanunu'nun 24. maddesinin üçüncü fıkrası zorlayıcı sebepleri düzenlemektedir. Buna göre; işçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa, işçi haklı nedenle derhal fesih hakkını kullanabilir.


Zorlayıcı sebepler (Mücbir sebep), işverenin veya işçinin iradesi, kusuru ve kontrolü dışında aniden gelişen, önceden öngörülemeyen ve işin ifasını tamamen imkansız kılan olağanüstü olaylardır. Deprem, sel, toprak kayması, büyük çaplı yangınlar gibi doğal afetler; savaş, seferberlik, sokağa çıkma yasakları veya kamu sağlığı gerekçesiyle (örneğin pandemi dönemlerinde) işyerinin faaliyetinin idari bir kararla durdurulması bu kapsamda değerlendirilir.


Bu hakkın kullanılabilmesi için kritik yasal şart, faaliyetin durmasına yol açan zorlayıcı sebebin kesintisiz olarak "bir haftadan fazla" sürmüş olmasıdır. İlk bir haftalık bekleme süresince iş sözleşmesi askıda kabul edilir ve İş Kanunu Madde 40 uyarınca işverenin işçiye bu bir haftalık süre boyunca her gün için "yarım ücret" ödeme yükümlülüğü bulunur. Ancak bu bir haftalık süre dolmasına rağmen işyeri hala faaliyete geçememişse, işçi daha fazla beklemek zorunda kalmaksızın iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatını alabilir ve iş ilişkisini sonlandırabilir. İşverenin ekonomik krize girmesi, ham madde bulamaması veya siparişlerin iptal olması gibi ticari riskler zorlayıcı sebep kabul edilmez ve bu madde kapsamında fesih hakkı doğurmaz.


6. Fesih Hakkını Kullanma Süresi: 6 İş Günü Kuralı (Madde 26)

İş hukukunda haklı nedenle fesih söz konusu olduğunda, tarafların dikkat etmesi gereken en kritik usul kuralı İş Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen "Derhal fesih hakkını kullanma süresi"dir. Kanun koyucu, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere (Madde 24/II) dayanılarak yapılacak fesihlerin sonsuza dek karşı taraf üzerinde bir tehdit unsuru olarak bekletilmesini engellemek amacıyla fesih hakkını çok kısa ve kesin bir hak düşürücü süreye bağlamıştır.


Yasa metnine göre; fesih yetkisi, haklı fesih nedenini oluşturan fiilin diğer tarafça öğrenildiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz.


6 İş Günü Kuralının Hesaplanması ve Yargıtay'ın Temel İlkeleri

Altı iş günlük sürenin hesaplanması, başlatılması ve uygulanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri tarafından belirlenmiş katı kurallar bulunmaktadır:


  1. Sürenin Başlangıç Anı: Süre, olayın veya ihlalin gerçekleştiği gün değil; feshe yetkili olan kişinin (veya tüzel kişilerde kurulların) bu durumu tam ve kesin olarak öğrendiği tarihten sonraki ilk iş günü işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaz.


  2. İş Günü Kavramı ve Tatillerin Hesaplanması: Süre hesaplanırken sadece "iş günleri" dikkate alınır. Pazar günleri (hafta tatili), ulusal bayram ve genel tatil günleri altı iş günlük süre hesabına dahil edilmez. Ancak, şayet işyerinde Cumartesi günleri normal çalışma yapılıyorsa, Cumartesi de iş günü olarak sayılır.


  3. Hak Düşürücü Sürenin Hukuki Niteliği: Bu süre bir zamanaşımı süresi değil, kesin bir "hak düşürücü" süredir. Bu nedenle taraflar mahkemede sürenin geçtiğini iddia etmeseler dahi, hakim dosya kapsamındaki tarihler üzerinden 6 iş günlük sürenin aşılıp aşılmadığını kendiliğinden (re'sen) inceler. Süre kaçırıldıktan sonra yapılan fesih, yasal olarak haklı fesih niteliğini kaybeder ve "haksız fesih" statüsüne dönüşerek işçinin kıdem tazminatı hakkını kaybetmesine neden olur.


  4. Temadi Eden (Süreklilik Arz Eden) İhlallerde Sürenin İşleyişi: 6 iş günü kuralının işçiler açısından en önemli istisnası, devamlılık (temadi) arz eden ihlallerdir. Maaşın ödenmemesi, eksik ödenmesi, sigorta primlerinin yatırılmaması veya uzun süreli uygulanan mobbing eylemleri tek anlık bir olay değil, etkisi her gün devam eden hukuka aykırılıklardır. Yargıtay kararlarına göre, ücret ödenmediği, primler eksik yattığı veya psikolojik taciz sürdüğü müddetçe altı iş günlük süre işlemeye başlamaz. Hukuka aykırılık devam ettiği sürece işçi her zaman haklı fesih hakkını kullanabilir. Süre ancak, işverenin ihlali giderip ödemeyi tam yaptığı veya mobbing eylemlerinin tamamen bittiği tarihten itibaren işlemeye başlar.


  5. Bir Yıllık Mutlak Süre ve İstisnası: Olayın üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, fiilin gerçekleşmesinden itibaren 1 yıl geçtikten sonra fesih hakkı kullanılamaz. Ancak işçinin olaydan kendisine maddi çıkar sağladığı (örneğin zimmet) durumlarda bu bir yıllık üst sınır uygulanmaz.


  6. Kapsamı ve Sınırları: 6 iş günü kuralı, yalnızca ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık (Madde 24/II) durumlarında geçerlidir. Sağlık sebepleri (Madde 24/I) ve zorlayıcı sebepler (Madde 24/III) ile yapılacak fesihlerde altı iş günlük kesin süre koşulu aranmaz; bu hallerde dürüstlük kuralı çerçevesinde hakkın "makul süre" içerisinde kullanılması beklenir.


7. Haklı Nedenle Feshin Hukuki ve Mali Sonuçları

İş Kanunu Madde 24'e dayanarak iş sözleşmesini usulüne uygun şekilde haklı nedenle fesheden bir çalışanın hukuki konumu, alacak hakları bağlamında son derece güçlü bir temele oturur. Yargıtay içtihatları ve yasal düzenlemeler çerçevesinde işçinin talep edebileceği mali haklar şu şekildedir:

Alacak / Tazminat Türü

Haklı Fesihte Talep Durumu

Hukuki Açıklama

Kıdem Tazminatı

Hak Kazanır (Şartları Varsa)

İşçinin aynı işverene bağlı olarak en az 1 tam yıl çalışmış olması koşuluyla, sözleşmeyi haklı nedenle fesheden işçi kıdem tazminatını tam ve eksiksiz olarak talep hakkına sahiptir.

İhbar Tazminatı

Hak Kazanamaz

Haklı nedenle feshin doğası gereği sözleşme ihbar süresi verilmeksizin "derhal" sonlandırılır. İhbar tazminatı, sürelere uymadan fesih yapan tarafın karşı tarafa ödediği bir cezadır. Sözleşmeyi fesheden taraf işçi olduğundan, ne kadar haklı olursa olsun kendisine ihbar tazminatı ödenmez. Aynı şekilde işveren de haklı nedenle ayrılan işçiden ihbar tazminatı isteyemez.

Ödenmemiş Ücretler

Hak Kazanır

İçeride kalan maaşlar, fazla çalışma (mesai) ücretleri, ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) ücretleri ile hafta tatili yevmiyeleri fesih anında derhal muaccel olur ve işçiye eksiksiz ödenmesi zorunludur.

Yıllık İzin Ücreti

Hak Kazanır

İşçinin hak edip de fiilen kullanmadığı yıllık ücretli izin sürelerine ait alacakları, fesih tarihindeki son giydirilmiş brüt ücreti üzerinden hesaplanarak ödenir.

Manevi Tazminat

Olayın Niteliğine Göre

Özellikle mobbing, hakaret, fiziksel şiddet, cinsel taciz veya şeref ve haysiyete yönelik ağır saldırılar nedeniyle iş sözleşmesi feshedilmişse, işçi Türk Borçlar Kanunu Madde 58 uyarınca kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat talebinde bulunabilir.


8. İhtarname Usulü ve İspat Yükümlülüğü

İş sözleşmesinin feshi teknik olarak yazılı şekil şartına bağlı olmasa ve sözlü olarak da yapılabilse de; iş hukukunun belkemiğini oluşturan ispat kuralları gereği fesih bildiriminin resmi yollarla ve yazılı yapılması hayati bir öneme sahiptir. Fesih iradesinin karşı tarafa ne zaman ulaştığının, 6 iş günlük hak düşürücü süreye riayet edilip edilmediğinin ve hangi hukuki gerekçelere dayanıldığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilebilmesi, yargılama aşamasında işçinin elini güçlendiren en temel unsurdur.


KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) Sistemi ve İş Kanunu Madde 109 Değişikliği

İş hayatındaki dijital dönüşümün bir yansıması olarak 24 Temmuz 2025 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 109. maddesinde önemli bir değişikliğe gidilmiştir. Artık işçi ve işveren arasındaki bordro, izin talepleri, disiplin savunmaları gibi bildirimler; işçinin yazılı onayının bulunması, KEP adresinin olması ve masrafın işveren tarafından karşılanması koşuluyla KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) sistemi üzerinden elektronik ortamda hukuken geçerli olarak yapılabilmektedir.


Ancak yasa koyucu bu düzenlemeye, çalışan lehine çok kesin bir istisna getirmiştir: İş sözleşmesinin feshi sonucunu doğuracak bildirimler elektronik ortamda (KEP üzerinden) yapılamaz; her hâlükârda fiziki olarak yazılı (ıslak imzalı veya noter aracılığıyla tebligat yöntemiyle) yapılmak zorundadır. Bu güncel mevzuat değişikliği uyarınca, ister işveren ister işçi olsun, derhal fesih iradelerini standart e-posta, mesajlaşma uygulamaları veya KEP ile değil, geleneksel yazılı evrak tebliği ve tercihen noter vasıtasıyla gerçekleştirmelidir.


Haklı Fesih İhtarnamesi Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gereken Hukuki Kriterler

İşçinin fesih beyanını noter kanalıyla göndereceği bir "Fesih İhtarnamesi" ile yapması, hem ciddiyeti ortaya koyacak hem de ispat sorunlarını doğrudan ortadan kaldıracaktır. İhtarname tanzim edilirken Yargıtay'ın sıkı içtihatları doğrultusunda şu hususlara dikkat edilmelidir:


  1. "İstifa" Kelimesinin Kesinlikle Kullanılmaması: İhtarnamede veya insan kaynaklarına elden verilen bir dilekçede "istifa ediyorum", "kendi isteğimle işten ayrılıyorum" gibi genel geçer ifadeler asla kullanılmamalıdır. Bunun yerine, "İş sözleşmemi 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 24/II (...) bendi gereğince haklı nedenle derhal feshediyorum" şeklinde yasal ve net bir hukuki irade beyanı ortaya konulmalıdır.


  2. Sebeplerle Bağlılık İlkesi (Değiştirilemezlik): İş hukuku yargılamalarında en katı kurallardan biri "fesih sebepleriyle bağlılık" kuralıdır. İşçi, fesih ihtarnamesinde bildirdiği sebepler ile mahkemede sıkı sıkıya bağlıdır. İhtarnamede yalnızca "maaşımın ödenmemesi sebebiyle feshediyorum" diyen bir işçi, daha sonra açacağı davada "aslında bana aynı zamanda mobbing de yapılıyordu, yıllık izinlerim de kullandırılmıyordu" diyerek fesih sebeplerini genişletemez veya değiştiremez. Bu nedenle, işyerinde yaşanan tüm yasal ihlaller (maaş eksikliği, SGK prim usulsüzlüğü, mobbing, hakaret vb.) ihtarnamede detaylıca ve eksiksiz olarak zikredilmelidir.


  3. Banka İhtirazi Kayıt Zorunluluğu: Haklı fesih sonrası işveren, ödenmeyen kıdem tazminatını, fazla mesaileri veya eksik maaş ödemelerini banka kanalıyla hesaba yatırıyor olabilir. İşçinin bu parayı alırken ilgili banka dekontunun açıklama kısmına veya ödeme öncesinde işverene yazılı olarak "Fazlaya ilişkin haklarım saklı kalmak kaydıyla tahsil edilmiştir (İhtirazi Kayıt)" bildiriminde bulunması gerekmektedir. Yargıtay kararlarına göre, ihtirazi kayıt konulmaksızın kayıtsız şartsız tahsil edilen eksik veya geç ödemelerde, bakiye alacaklar ve faiz talep etme hakkı ortadan kalkabilmektedir.


9. SGK İşten Çıkış Kodları ve İşsizlik Maaşı Bağlantısı

İş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesinin ardından işveren, işçinin işten ayrılış bildirgesini (çıkışını) en geç 10 gün içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirge üzerinde yer alan işten çıkış kodları basit birer sayıdan ibaret olmayıp, işçinin kıdem tazminatı hakkını ve daha da önemlisi İŞKUR üzerinden işsizlik maaşına hak kazanıp kazanamayacağını doğrudan belirleyen kritik yasal ve idari referanslardır.


İşçi tarafından gerçekleştirilen haklı fesih durumlarında, işverenin SGK sistemine bildirmesi gereken yasal kodlar şunlardır:

  • SGK Kod 23 (İşçi Tarafından Zorunlu Nedenle Fesih): İş Kanunu Madde 24/III uyarınca doğal afet, salgın hastalık veya yasal yasaklar gibi zorlayıcı sebeplerle bir haftadan fazla işin durması halinde işçinin yaptığı fesihtir. Bu kodla çıkışı yapılan işçi, işsizlik sigortası prim gün şartlarını (son 3 yılda en az 600 gün prim ve fesih öncesi son 120 gün hizmet akdine tabi olma) taşıyorsa İŞKUR'dan işsizlik maaşı alabilir.


  • SGK Kod 24 (İşçi Tarafından Sağlık Nedeniyle Fesih): İş Kanunu Madde 24/I uyarınca işin sağlığı tehdit etmesi veya yakın temastaki kişilerin bulaşıcı hastalık taşıması nedenleriyle sağlık raporuna istinaden yapılan fesihtir. İşçi kıdem tazminatına hak kazanır ve şartları sağlaması koşuluyla işsizlik maaşı alabilir.


  • SGK Kod 25 (İşçi Tarafından İşverenin Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Aykırı Davranışı Nedeni İle Fesih): Maaşın ödenmemesi, eksik ödenmesi, mobbing, SGK prim eksikliği, hakaret, çalışma koşullarının uygulanmaması gibi İş Kanunu Madde 24/II ihlallerine karşı işçinin yaptığı derhal fesihtir. Uygulamada en sık karşılaşılan haklı çıkış kodudur. Kod 25 ile çıkışı yapılan işçi kıdem tazminatına, diğer alacaklarına ve işsizlik maaşına doğrudan hak kazanır.


(Önemli İdari Uyarı: Uygulamada bazı işverenler, işçi noter kanalıyla usulüne uygun haklı fesih ihtarnamesi göndermiş olsa dahi, işçinin tazminat ve işsizlik maaşı hakkını sürüncemede bırakmak amacıyla SGK çıkış kodunu gerçeğe aykırı biçimde "Kod 03 - Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi (İstifa)" veya "Kod 42-50 arası - İşveren tarafından ahlak kurallarına aykırılık nedeniyle fesih" olarak girebilmektedir. SGK ve İŞKUR sistemleri, işverenin tek taraflı girdiği bu koda ilk aşamada itibar ettiğinden işçinin işsizlik maaşı başvurusu reddedilir. Bu gibi durumlarda işçi, süreci kabullenmemeli; zorunlu arabuluculuk sürecini başlatmalı ve anlaşma sağlanamaması halinde iş mahkemesinde alacak davası açarak çıkış kodunun düzeltilmesini talep etmelidir. Yargılama neticesinde feshin işçi tarafından haklı nedenle (Kod 25) yapıldığı ispatlandığında, ödenmeyen tüm işsizlik maaşları İŞKUR'dan geriye dönük ve toplu olarak tahsil edilmektedir).


10. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Haklı nedenle işten ayrıldığımda kıdem tazminatı yanında ihbar tazminatı da alabilir miyim?

Hayır. İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesini haklı nedenle (Madde 24'e dayanarak) derhal fesheden işçi, çalışma süresi 1 yılı geçmişse kıdem tazminatına hak kazansa dahi karşı taraftan ihbar tazminatı talep edemez. İhbar tazminatı, bildirim sürelerine uymaksızın veya haksız fesih yapan tarafın mağdur tarafa ödediği bir tazminattır. Sözleşmeyi sonlandıran taraf doğrudan işçi olduğundan, gerekçesi ne kadar haklı olursa olsun kendisine ihbar tazminatı ödenmez.


2. İşverenim SGK primlerimi asgari ücretten gösterip kalan maaşımı elden (veya hesaba farklı adlarla) veriyor. Bu durum haklı fesih sebebi midir?

Evet, bu durum kesin ve tartışmasız bir haklı fesih sebebidir. İş Kanunu'nun 24/II-e maddesi ve Yargıtay kararları uyarınca, sigorta primlerinin işçinin gerçekte aldığı maaş üzerinden kuruma bildirilmemesi kanuna aykırıdır. İşçi bu duruma çalışırken rıza göstermiş olsa dahi sözleşmesini derhal feshedip kıdem tazminatını alabilir ve hizmet tespiti davası açabilir.


3. Maaşımın geç ödenmesi fesih için yeterli midir, yoksa hiç ödenmemesi mi gerekir?

Ücretin sadece hiç ödenmemesi veya eksik ödenmesi değil, sürekli ve alışkanlık haline gelecek şekilde gecikmeli ödenmesi de işçiye haklı nedenle fesih hakkı verir. İş Kanunu madde 34 uyarınca mücbir sebep olmaksızın ücreti ödeme gününden itibaren 20 gün içinde ödenmeyen işçi iş görme borcundan kaçınabilir. Sözleşmeyle veya yasayla belirlenen ödeme gününün gelmesine rağmen ücretin düzenli yatırılmaması güven ilişkisini sarsar ve derhal feshe imkan tanır.


4. Olayı öğrendikten sonra 6 iş günü kuralını kaçırırsam ne olur?

Eğer hakaret, cinsel taciz veya asılsız isnat gibi belirli ve anlık bir olaya dayanan ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık söz konusuysa; bu durumu öğrendiğinizden itibaren 6 iş günü içinde fesih hakkınızı kullanmazsanız yasal hakkınız düşer. Bu süreden sonra yapacağınız fesih, "sebepsiz istifa" sayılır ve kıdem tazminatı alamazsınız. Ancak maaşın veya SGK primlerinin eksik yatırılması, fazla mesailerin ödenmemesi ile devam eden mobbing gibi ihlalin sürekli olduğu (temadi eden) durumlarda bu kural, ihlal sürdükçe işlemeye başlamaz. İhlal devam ettiği her gün fesih yapılabilir.


5. İşyerinde maruz kaldığım mobbingi nasıl ispatlayabilirim? Kesin delil veya kamera kaydı şart mı?

Mobbingin doğası gereği kapalı kapılar ardında yapılması nedeniyle ispatı zordur. Bu zorluğu aşmak için Yargıtay "yaklaşık ispat" kuralını benimsemiştir. Sizden yüzde yüz kesin, şüpheden uzak deliller veya kamera kayıtları beklenmez. Sizi dışlayan e-postalar, mesai saatleri dışındaki mesajlar, tutarsız görev yeri değişiklik belgeleri, haksız uyarı yazıları, uğranılan psikolojik çöküntüyü gösterir psikiyatri raporları ve özellikle çalışma arkadaşlarınızın tanık beyanları ile "şüphe uyandıracak güçlü bir durumu" ortaya koymanız mahkeme için yeterlidir. Bu aşamadan sonra ispat yükü yer değiştirir ve mobbing yapmadığını ispatlama zorunluluğu işverene geçer.


6. İş sözleşmemi feshederken elektronik posta (KEP) ile bildirim yapabilir miyim? Hayır. 2025 yılı Temmuz ayında İş Kanunu Madde 109'da yapılan değişiklikle işyeri içindeki birçok bildirimin KEP ile yapılması yasal hale gelse de, "iş sözleşmesinin feshi sonucunu doğuracak bildirimler" bu kuralın istisnası tutulmuştur. Fesih bildirimleri mutlaka fiziki olarak yazılı yapılmak ve muhatabına ıslak imza veya noter kanalıyla tebliğ edilmek zorundadır.


11. İletişime Geçin!

Çalışma hayatınızda mobbinge maruz kalıyor, maaş ve fazla mesai ücretlerinizi zamanında alamıyor veya SGK primlerinizin gerçek maaşınız üzerinden yatırılmadığını tespit ediyorsanız, İş Kanunu'nun 24. maddesinin tanıdığı haklı nedenle derhal fesih mekanizmasını devreye sokarak yıllarca verdiğiniz emeğin karşılığı olan kıdem tazminatınızı ve işçilik alacaklarınızı güvence altına alabilirsiniz.


Ancak fesih ihbarnamesinin hukuki argümanlarla doğru gerekçelendirilmesi, 6 iş günlük hak düşürücü sürelerin doğru hesaplanması, fesih sebepleriyle bağlılık ilkesine uyulması, banka ödemelerinde ihtirazi kayıt zorunlulukları ve SGK çıkış kodlarına yönelik muhtemel itiraz süreçleri telafisi güç ve son derece teknik usul kuralları içermektedir. Yapılacak en ufak bir usul hatası, haklı olunan bir davada dahi tüm tazminat haklarının kaybına yol açabilmektedir.


Bu tür hayati hak kayıplarının önüne geçmek, fesih sürecinizi Yargıtay'ın güncel içtihatlarına tam uyumlu bir şekilde (tercihen noter kanalıyla) yönetmek ve kıdem tazminatı ile bakiye işçilik alacaklarınızı yasal faiziyle birlikte eksiksiz tahsil edebilmek adına, sürecin en başından itibaren profesyonel bir destek alınması büyük önem taşımaktadır.


Haklı fesih ihtarnamesinin kusursuz hazırlanması, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin profesyonelce yürütülmesi ve olası iş mahkemesi davalarında güçlü bir hukuki strateji oluşturulması için, iş hukuku alanında yetkin hukuk büroları ile iletişime geçilmesi ve detaylı hukuki danışmanlık talep edilmesi tavsiye edilmektedir.


Av. Enes Samet ÖZTORUN

Yorumlar


Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır. Müvekkiller veya okuyucular hiçbir şekilde mevcut duruma ve özelliklerine ilişkin olarak uygun hukuki veya başka herhangi bir profesyonel görüş almadan, avukatsametoztorun.com web sitesinde yer alan herhangi bir hususa dayanarak bir eylemde bulunmamalıdır.

Adres: Hacı Bayram Mahallesi Sanayi Caddesi No:4/317 Ulus İş Hanı Altındağ/ANKARA

Telefon: 0530 661 99 01

 

© 2026 by Öztorun Hukuk. Tüm hakları saklıdır.

 

bottom of page