İDARİ İŞLEMİN İPTALİ DAVASI - İDARİ YARGI
- Av. Enes Samet Öztorun

- 2 Oca
- 12 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 5 Oca

BÖLÜM 1: İDARİ YARGILAMA HUKUKUNUN TEMEL DİNAMİKLERİ VE İDARİ İŞLEMİN İPTALİ DAVASININ HUKUKİ NİTELİĞİ
1.1. Hukuk Devleti İlkesi ve Yargısal Denetim
Modern demokratik sistemlerin temel taşı olan "Hukuk Devleti" ilkesi, idarenin eylem ve işlemlerinin hukuk kuralları ile sınırlandırılmasını ve bu sınırların bağımsız yargı organlarınca denetlenmesini zorunlu kılar. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde vücut bulan bu ilke, idarenin keyfiliğini önleyen, bireylerin temel hak ve hürriyetlerini teminat altına alan en üst normdur.
Anayasa’nın 125. maddesinde yer alan “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmü, bu denetimin anayasal güvencesini oluşturur. İdari yargı, idarenin hukuka uygun hareket etmesini sağlamakla görevli, özel hukuk yargılamasından ayrı, kendine özgü kuralları olan bir yargı koludur. Bu sistemde "İptal Davası", idarenin hukuka aykırı işlemlerinin hukuk aleminden silinmesini sağlayan, inşai (kurucu) nitelikte ve geçmişe etkili sonuçlar doğuran en etkili denetim mekanizmasıdır.
İptal davası, klasik medeni yargılama usulündeki menfaat çatışmalarının çözümünden farklı olarak, objektif bir hukuk denetimi sağlar. Davacı, iptal davası açarak sadece kendi sübjektif menfaatinin ihlalini gidermeyi değil, aynı zamanda idarenin hukuka bağlılığını sağlayarak kamu düzeninin korunmasını (objektif işlev) talep etmiş olur. Bu nedenle iptal davası, hukuk literatüründe "objektif nitelikli dava" olarak adlandırılır. Bir idari işlemin iptal edilmesi, o işlemin doğduğu andan itibaren yok sayılması sonucunu doğurur ki bu durum, hukuk devleti ilkesinin pratik bir yansımasıdır.
1.2. İptal Davasının Tanımı ve Sınırları
İptal davası; idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri veya birkaçı ile hukuka aykırı olmaları nedeniyle, menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan bir idari dava türüdür. Bu tanım, davanın kapsamını ve sınırlarını belirleyen kritik unsurları barındırır:
Dava Konusu (İdari İşlem): İptal davasına sadece idarenin kamu gücü kullanarak tek yanlı irade beyanıyla tesis ettiği, kesin ve yürütülmesi zorunlu (icrai) işlemler konu olabilir. Hazırlık işlemleri, iç yazışmalar, tavsiye niteliğindeki kararlar veya henüz kesinleşmemiş işlemler iptal davasına konu edilemez.
Menfaat İhlali: Davacı ile dava konusu işlem arasında meşru, güncel ve kişisel bir menfaat bağının bulunması şarttır. Bu menfaat bağı, "hak" ihlali kadar dar olmamakla birlikte, herkesin her işlemi dava edebileceği kadar geniş de değildir (actio popularis yasağı).
Hukuka Aykırılık: Davanın temeli, işlemin hukuka aykırı olmasıdır. Bu aykırılık, Anayasa, kanun, uluslararası antlaşmalar veya genel hukuk ilkelerine aykırılık şeklinde tezahür edebilir.
1.2.1. İdari İşlemin İptali Davasında İdari Yargı Yetkisinin Sınırı: Yerindelik Denetimi Yasağı
İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) madde 2/2, idari yargı yetkisinin sınırlarını kesin çizgilerle belirlemiştir. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin sadece hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.
Bu yasak, "Kuvvetler Ayrılığı" ilkesinin bir gereğidir. Yargıç, idarecinin yerine geçerek "bu işlem daha verimli olurdu" veya "bu karar daha isabetli olurdu" şeklinde bir değerlendirme yapamaz. Örneğin, bir belediyenin şehrin hangi bölgesine park yapacağı konusundaki takdir yetkisi (yerindelik) yargı denetimi dışındadır; ancak park yapma kararının belediye meclisi yerine encümen tarafından alınması (yetki unsuru) veya park alanının imar planında konut alanı olarak görünmesi (konu/sebep unsuru) yargısal denetimin konusunu oluşturur.
1.2.2. Re'sen Araştırma İlkesi Nedir?
İdari yargılamayı özel hukuk yargılamasından ayıran en belirgin özelliklerden biri "Re'sen Araştırma" (Kendiliğinden Araştırma) ilkesidir. İptal davasının kamu düzenini koruma amacı güttüğü gerçeğinden hareketle, idari yargı hakimi, tarafların iddiaları ve sundukları delillerle sınırlı kalmaksızın, maddi gerçeğe ulaşmak için gerekli gördüğü her türlü bilgi ve belgeyi ilgili yerlerden talep etme yetkisine ve görevine sahiptir.
Bu ilke, birey karşısında güçlü konumda olan idarenin elindeki bilgi ve belgelerin yargılamaya kazandırılmasını sağlayarak "silahların eşitliği" ilkesine hizmet eder. Hakim, uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yaptırabilir, keşif icra edebilir ve idareden işlemin dayanağı olan tüm dosyayı (işlem dosyasını) isteyebilir. Taraflar delil sunmasa bile hakim, davanın aydınlatılması için aktif bir rol üstlenir. Ancak bu yetki sınırsız değildir; hakimin taleple bağlılık ilkesi gereği, davacının istemediği bir şeye karar vermesi mümkün değildir, sadece talep edilen sonucun hukuki dayanaklarını araştırır.
BÖLÜM 2: İDARİ İŞLEMİN UNSURLARI VE HUKUKA AYKIRILIK HALLERİ
Bir idari işlemin hukuka uygun kabul edilebilmesi için, idare hukukunun klasik teorisinde kabul edilen beş temel unsurun (Yetki, Şekil, Sebep, Konu, Maksat) tamamında hukuka uygun olması gerekir. Bu unsurlardan herhangi birinde meydana gelen sakatlık, işlemin iptal edilmesini gerektirir. Danıştay kararları ve doktrin, bu unsurları bir bütün olarak değerlendirir.
2.1. İdari İşlemin Yetki Unsuru Nedir?
Yetki, idari işlemin kanunen o işlemi yapmaya yetkili kılınmış idari makam, merci veya kamu görevlisi tarafından yapılması zorunluluğunu ifade eder. İdare hukukunda "yetkisizlik esas, yetki istisnadır". Yani bir idari makamın yetkili olabilmesi için, Anayasa veya kanunla açıkça yetkilendirilmiş olması gerekir. Yetki kuralları kamu düzenine ilişkindir; taraflar ileri sürmese dahi mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Yetki sakatlıkları, ağırlığına göre işlemin "yokluk"la malul olmasına veya "iptal edilebilir" olmasına yol açar.
2.1.1. Yer Yönünden Yetki
İdari makamın yetkisi, kural olarak belli bir coğrafi alanla sınırlandırılmıştır. Bir idari makamın, kendi yetki alanı dışındaki bir yerde işlem tesis etmesi yer yönünden yetkisizliktir. Örneğin, Karabük Belediyesi Encümeni'nin, Kastamonu ili sınırları içinde bulunan bir taşınmaz hakkında yıkım kararı vermesi, yer yönünden yetkisizlik nedeniyle hukuka aykırıdır.
2.1.2. Zaman Yönünden Yetki
Kamu görevlileri veya idari makamlar, kendilerine tanınan yetkiyi ancak görevde bulundukları süre zarfında kullanabilirler. Göreve henüz başlamamış, görev süresi dolmuş, görevden uzaklaştırılmış, istifa etmiş veya emekliye ayrılmış bir kamu görevlisinin tesis ettiği işlem, zaman yönünden yetkisizlik ile sakattır. Örneğin, emeklilik onayı tebliğ edilen bir genel müdürün, ertesi gün bir atama kararnamesini imzalaması hukuka aykırıdır.
2.1.3. Konu Yönünden Yetki
Her idari makam, kanunla kendisine verilen görev alanına giren konularda işlem yapabilir. İdarenin uzmanlaşması ve iş bölümü gereği, makamların görev alanları ayrılmıştır. Örneğin, Sağlık Bakanlığı'nın milli eğitim müfredatı ile ilgili bağlayıcı bir karar alması veya bir Valiliğin belediyenin yetkisindeki imar planını doğrudan değiştirmesi konu yönünden yetkisizlik oluşturur.
2.1.4. Yetki Gaspı ve Fonksiyon Gaspı
Yetki sakatlığının en ağır halleridir.
Fonksiyon Gaspı: İdarenin, yasama veya yargı organının görev alanına giren bir konuda işlem yapmasıdır. Örneğin, idarenin bir mahkeme kararını değiştirmesi veya kanun hükmünde düzenleme yapması (yasama yetkisi). Bu işlemler "yok hükmünde" sayılır.
Yetki Gaspı: İdare adına irade açıklamaya hiç yetkili olmayan bir kişinin (örneğin sıradan bir vatandaşın veya yetkisiz bir memurun) işlem yapmasıdır. Kendisini polis olarak tanıtan bir sivilin ceza kesmesi, hukuken bir idari işlem doğurmaz, işlem "yokluk" ile malüldür.
Yetki Tecavüzü: İdare içinde yetkili bir makamın, başka bir idari makamın yetki alanına girmesidir. Bir bakanlığın başka bir bakanlığın yetkisindeki konuda karar alması yetki tecavüzüdür ve işlem iptal sebebidir.
2.2. İdari İşlemin Şekil Unsuru Nedir?
İdari işlemlerin, kanunlarda öngörülen usullere (prosedür) ve biçimsel kurallara uygun olarak yapılması gerekir. Şekil kuralları, idarenin keyfi davranmasını önleyen ve yönetilenlerin haklarını koruyan şekli güvencelerdir.
2.2.1. Yazılılık ve Gerekçe
Türk idare hukukunda işlemler kural olarak yazılılık ilkesine tabidir. Ayrıca, modern idare hukukunda "gerekçe ilkesi" giderek önem kazanmaktadır. İşlemin neden yapıldığının, hangi hukuki ve maddi sebeplere dayandığının işlem metninde veya dayanak belgelerinde açıkça belirtilmesi gerekir. Gerekçesiz işlemler, denetlenebilirliği engellediği için şekil yönünden sakat kabul edilebilir.
2.2.2. Savunma Hakkı ve Usuli İşlemler
Özellikle disiplin cezaları gibi birey üzerinde yaptırım doğuran işlemlerde, Anayasa m.129 gereği ilgilinin savunması alınmadan ceza verilemez. Savunma hakkının ihlali, şekil unsurunda "asli şekil noksanlığı" olarak kabul edilir ve işlemin doğrudan iptalini gerektirir. Ayrıca, bir kurul kararı gerektiren işlemlerde toplantı yeter sayısı, karar yeter sayısı gibi usul kurallarına uyulmaması da şekil sakatlığıdır.
2.3. İdari İşlemde Sebep Unsuru Nedir?
Sebep, idareyi işlem yapmaya sevk eden hukuki veya maddi gerekçedir. İdari işlem nedensiz yapılamaz; her işlemin dayandığı bir sebep mutlaka bulunmalıdır. İdare, işlemi yaparken "neden bu işlemi yapıyorum?" sorusuna hukuka uygun bir cevap verebilmelidir.
Maddi Sebep: İşlemin dayanağı olan maddi vakıanın gerçek dünyada var olmasıdır. Örneğin, bir memura "işe geç geldiği" için ceza verilmişse, ancak memur o gün izinliyse veya zamanında gelmişse, maddi sebep gerçekleşmemiştir ve işlem sebep yönünden sakattır.
Hukuki Sebep: İdarenin dayandığı kanun maddesinin, o olaya uygulanabilir nitelikte olmasıdır.
Sebep İkamesi: İdari yargılama hukukunda, idarenin gösterdiği sebebin yanlış olması durumunda, dosya içeriğinden başka bir haklı sebebin varlığı anlaşılırsa, mahkeme bazen işlemi iptal etmeyip sebebi düzelterek (ikame ederek) reddedebilir. Ancak bu durum istisnaidir ve davacının savunma hakkını kısıtlamamalıdır.
2.4. İdari İşlemin Konu Unsuru Nedir?
İşlemin konusu, o işlemin hukuk dünyasında meydana getirdiği değişikliktir. "Konu", idari işlemin "ne" olduğu ile ilgilidir (Örn: Atama, yıkım, ruhsat iptali, para cezası).
Hukuki İmkansızlık: Konusu kanunen imkansız olan işlemler sakattır.
Fiili İmkansızlık: Konusu fiilen imkansız olan (örneğin yıkılmış bir binanın tekrar yıkılmasına karar verilmesi) işlemler sakattır.
Kanuna Aykırılık: Konusu suç teşkil eden veya kanunun emredici hükümlerine açıkça aykırı olan işlemler konu yönünden sakattır. Örneğin, idarenin bir kişinin vergi borcu nedeniyle pasaportuna el koyması (Anayasa'daki seyahat hürriyeti ve Pasaport Kanunu'ndaki özel hükümler çerçevesinde değerlendirilir), yasal dayanağı yoksa konu yönünden hukuka aykırıdır.
Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri (CBK): Anayasa'ya göre CBK'lar ile temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar düzenlenemez. Bu alanda yapılan bir CBK, konu unsuru yönünden Anayasa'ya aykırı olacaktır.
2.5. İdari İşlemin Amaç (Maksat) Unsuru nedir? Kamu Yararı Nedir?
İdare hukukunun en temel prensibi, idarenin tüm eylem ve işlemlerinin nihai amacının "Kamu Yararı" olmasıdır. İdare, bu genel amacın dışında; kişisel kin, siyasi husumet, üçüncü kişilere çıkar sağlama veya idareye gelir sağlama (sırf mali amaç) gibi saiklerle işlem yapamaz.
Yetki Saptırması: İdarenin sahip olduğu takdir yetkisini, kamu yararı dışında bir amaç için kullanması halidir. Örneğin, bir belediye başkanının, siyasi rakibinin iş yerini kapatmak için sudan sebeplerle ruhsat iptali yapması, işlem şeklen (sebep ve konu olarak) hukuka uygun görünse bile, "amaç" yönünden (siyasi husumet) hukuka aykırıdır ve iptal edilir.
Özel Maksat: Kanun koyucu, bazen bir yetkiyi belirli bir özel amacı gerçekleştirmek için verir. Bu yetki, genel kamu yararı için dahi olsa, o özel amaç dışında kullanılamaz. Örneğin, "Gecekondu Kanunu"nun amacı sağlıksız yapılaşmayı önlemektir; bu kanuna dayanılarak belediyeye gelir sağlamak amacıyla lüks konut arazisi üretilemez.
BÖLÜM 3: İDARİ İŞLEMİN İPTALİ DAVASI AÇMA SÜRECİ, DİLEKÇE VE SÜRELER
İdari yargıda usul kuralları "kamu düzeni"ndendir ve şekil sıkılığı esastır. İdari işlemin iptali davası açma süreci, dilekçenin hazırlanmasından mahkemeye sunulmasına kadar titizlikle yürütülmelidir.
3.1. Dava Açma Süreleri (Hak Düşürücü Süreler)
İdari yargıda süreler, davanın esasına girilmeden önce incelenen bir "ilk inceleme" konusudur. Sürenin geçirilmesi, davanın reddedilmesine neden olur.
3.1.1. Genel Dava Açma Süreleri
İYUK Madde 7 uyarınca, özel kanunlarda aksi belirtilmedikçe genel dava açma süreleri şöyledir:
Mahkeme Türü | Dava Açma Süresi | Yasal Dayanak |
İdare Mahkemesi | 60 Gün | İYUK Madde 7 |
Danıştay (İlk Derece) | 60 Gün | İYUK Madde 7 |
Vergi Mahkemesi | 30 Gün | İYUK Madde 7 |
Bu süreler, işlemin tebliğ, yayın veya ilan edildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Tatil günleri süreye dahildir, ancak sürenin son günü resmi tatile rastlarsa, süre tatili izleyen ilk iş günü mesai bitimine kadar uzar.
3.1.2. İdari Başvuru ve Sürelerin Durması (İYUK m.11 - 2026 Bağlamı)
Dava açmadan önce, idari işlemin geri alınması, kaldırılması veya değiştirilmesi için idareye başvurulabilir. Bu başvuru, işlemeye başlayan dava açma süresini durdurur.
30 Gün Kuralı (Güncel Değişiklik): İYUK m.11 ve m.10'da yapılan değişikliklerle, idarenin başvuruya cevap verme süresi 60 günden 30 güne indirilmiştir.
İdare 30 gün içinde cevap vermezse talep zımnen reddedilmiş sayılır.
Zımni ret süresinin dolması veya idarenin açıkça ret cevabı vermesi üzerine, duran dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder.
3.2. İdari Dava Dilekçesi ve Şekil Şartları (İYUK m.3)
İdari dava dilekçeleri, İYUK m.3'te belirtilen sıkı şekil şartlarına tabi olmak zorundadır. Dilekçede bulunması gerekenler:
Tarafların ve varsa vekillerinin ad, soyad ve adresleri, T.C. kimlik numaraları.
Dava konusu işlemin tarih ve sayısı.
İşlemin tebliğ tarihi.
Dava konusu işlemin özeti ve iptal sebepleri.
Dayanılan hukuki ve maddi deliller.
Sonuç ve talep kısmı.
Bu unsurlardan birinin eksikliği, mahkemenin "Dilekçe Ret" kararı vererek dilekçenin düzeltilmesi için 30 gün ek süre tanımasına neden olur (İYUK m.15).
3.3. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görev: Genel görevli mahkeme İdare Mahkemesidir. Vergi uyuşmazlıklarında Vergi Mahkemesi, kanunla belirtilen belirli davalarda (Örn: Cumhurbaşkanı kararları, birden çok ili ilgilendiren işlemler) Danıştay ilk derece mahkemesi olarak görevlidir.
Yetki: Genel yetkili mahkeme, dava konusu işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir (İYUK m.32). Taşınmazlarla ilgili davalarda taşınmazın bulunduğu yer, kamu görevlileriyle ilgili davalarda görev yapılan yer mahkemesi yetkilidir.
BÖLÜM 4: YÜRÜTMENİN DURDURULMASI (YD) HUSUSU
İptal davası açılması, kendiliğinden idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. İdare hukukunda işlemler "hukuka uygunluk karinesi"nden yararlanır ve dava süresince uygulanmaya devam eder. Ancak bu durum, bazen davacı açısından telafisi imkansız zararlar doğurabilir. Bu zararları önlemek için "Yürütmenin Durdurulması" (YD) kurumu öngörülmüştür.
4.1. YD Kararı Verilebilmesini İçin Gereken Şartlar Nedir?
İYUK Madde 27 uyarınca, mahkemenin YD kararı verebilmesi için şu iki şartın birlikte gerçekleşmesi zorunludur:
Telafisi Güç veya İmkânsız Zarar: İşlemin uygulanması halinde, sonradan verilecek iptal kararı ile giderilemeyecek maddi veya manevi bir zararın doğması muhtemel olmalıdır (Örn: Bir binanın yıkılması, bir memurun ilden ile sürülmesi).
Açıkça Hukuka Aykırılık: İşlemin hukuka aykırılığının, ilk bakışta veya dosyadaki mevcut delillerle açıkça anlaşılabilir olması gerekir.
Mahkeme gerekçesinde bu iki şartın varlığını somut olarak ortaya koymak zorundadır.
4.2. YD Prosedürü ve İtiraz
Talep ve Teminat: YD, dava dilekçesinde veya sonrasında talep edilebilir. Mahkeme, idarenin zararını teminat altına almak için davacıdan teminat isteyebilir, ancak iptal davalarında genellikle teminat aranmaz; adli yardım alanlardan hiç aranmaz.
Karar Süreci: Mahkeme kural olarak idarenin savunmasını aldıktan sonra karar verir. Ancak "uygulanmakla etkisi tükenecek" (sınır dışı etme, yıkım vb.) işlemlerde, savunma alınmaksızın da "geçici" olarak YD kararı verilebilir.
İtiraz: YD talebinin reddine veya kabulüne ilişkin kararlara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 gün içinde Bölge İdare Mahkemesi'ne (BİM) itiraz edilebilir. BİM'in vereceği karar kesindir.
4.3. YD Kararının Etkisi Nedir?
YD kararı, idari işlemin yürürlüğünü askıya alır. İdare, kararın tebliğinden itibaren (en geç 30 gün içinde) işlemi durdurmak ve işlemden önceki hukuki durumu tesis etmek zorundadır. YD kararı, dava sonuna kadar işlemin "donmasını" sağlar.
BÖLÜM 5: 2025 YILI MALİ YÜKÜMLÜLÜKLER VE YARGILAMA GİDERLERİ
İdari yargıda dava açmanın mali boyutu, her yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen harçlar ve Barolar Birliği tarifeleri ile güncellenmektedir. 2025 yılı verileri ışığında maliyet analizi aşağıda sunulmuştur.
5.1. 2025 Yılı Mahkeme Harçları ve Masrafları
2025 yılı harç ve posta giderleri, dava türüne ve mahkemeye göre farklılık göstermektedir. Aşağıdaki tablo no'lu kaynaktaki resmi verilere dayanarak hazırlanmıştır.
Harç / Gider Kalemi | Tutar (2026 Tahmini) | Açıklama |
Başvuru Harcı (İdare/Vergi) | 732,00 TL | Dava açarken maktu olarak alınır. |
Karar Harcı (Maktu) | 732,00 TL | Karar verildiğinde alınır (peşin alınır). |
Danıştay Başvuru Harcı | 1.124,50 TL | Danıştay'da ilk derece davalar için. |
Danıştay YD Harcı (İdare) | 1.206,00 TL | Danıştay'da YD talebi varsa eklenir. |
Danıştay YD Harcı (Vergi) | 1.526,20 TL | Vergi davalarında Danıştay YD harcı. |
Posta Masraf Avansı | 2.940,00 TL | Tebligatlar için peşin alınır. |
İstinaf Başvuru Harcı | 2.002,00 TL | BİM başvurusunda ödenir. |
Temyiz Başvuru Harcı | 3.608,50 TL | Danıştay temyiz başvurusunda ödenir. |
Not: Toplam dava açılış maliyeti, İdare Mahkemesi için ortalama 4.500 TL - 5.500 TL bandında seyretmektedir.
Soru: İdari işlemin iptali davası açarken bu ücretlerin ödenmesi zorunlu mu?
Cevap: Dava açılış ücretlerini ödemek davacı taraf için bir zorunluluk arz etmekte olup dosya kapsamında davacının adli yardımdan yararlanabilecek kişilerden olması halinde bu ücreti açılış esnasında ödemesine gerek yoktur. Eğer dava kaybedilirse, verilen kararda bu ücretlerin de ödenmesine hükmolunur.
5.2. 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
Davayı bir vekil aracılığıyla takip edenler veya davayı kaybeden tarafın ödeyeceği "karşı vekalet ücreti" için Resmi Gazete'de yayımlanan tarife esas alınır.
Mahkeme / Dava Türü | Duruşmasız Ücret | Duruşmalı Ücret |
İdare Mahkemesi (İptal) | 30.000 TL | 40.000 TL |
Danıştay (İlk Derece) | 40.000 TL | 65.000 TL |
Vergi Davaları | 30.000 TL | 40.000 TL |
Önemli Not: Bu rakamlar asgari tutarlardır; avukatlar işin niteliğine göre bu tutarların üzerinde ücret talep edebilirler. Kaybeden taraf, mahkemece hükmedilen bu asgari tutarları karşı tarafa öder.
BÖLÜM 6: YARGILAMA SONUCU, KARARIN ETKİLERİ VE TAZMİNAT SORUMLULUĞU
6.1. İptal Kararının Doğurduğu Sonuçlar (Ex Tunc Etki)
Mahkeme, dava konusu işlemi hukuka aykırı bulup iptal ettiğinde, bu karar geçmişe etkili sonuç doğurur. İşlem, yapıldığı tarihten itibaren hukuk aleminden silinir. Sanki o işlem hiç yapılmamış gibi, işlemden önceki hukuki durum kendiliğinden geri gelir. Bu durum, iptal davasının "objektif ve inşai" niteliğinin bir sonucudur.
6.2. İdarenin Kararı Uygulama Zorunluluğu (İYUK m.28)
Anayasa m.138 ve İYUK m.28 gereği, idare mahkeme kararlarını aynen ve gecikmeksizin uygulamak zorundadır. Bu süre, kararın idareye tebliğinden itibaren hiçbir şekilde 30 günü geçemez. İdare, "kararı uygulayamıyorum", "imkansızlık var" veya "bütçem yok" gibi gerekçelerle yargı kararını etkisiz bırakamaz.
6.3. Kararın Uygulanmaması Nedeniyle Tazminat Sorumluluğu
İdare, yargı kararını süresinde (30 gün) ve gereği gibi uygulamazsa, bu durum "ağır hizmet kusuru" sayılır. Davacı, kararın uygulanmaması nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlar için idare aleyhine tazminat davası açabilir.
Kamu Görevlisinin Sorumluluğu: Danıştay içtihatları, yargı kararını kasten uygulamayan kamu görevlilerinin "kişisel kusuru" olduğunu kabul etmektedir. Bu durumda, ilgili kamu görevlisine rücu edilmek üzere idareye dava açılabileceği gibi, bazı durumlarda doğrudan kamu görevlisine karşı adli yargıda tazminat davası açılması ve suç duyurusunda bulunulması da mümkündür.
6.4. Kanun Yolları: İstinaf ve Temyiz
Yerel mahkemenin verdiği karara karşı, tebliğden itibaren 30 gün içinde Bölge İdare Mahkemesi'ne (İstinaf) başvurulabilir. İstinaf incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı ise (konusu belli bir tutarı geçen veya Danıştay'ın görevine giren davalarda) tebliğden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a (Temyiz) gidilebilir. İvedi yargılama usulüne tabi işlerde (ihale, özelleştirme vb.) istinaf yolu kapalıdır, doğrudan 15 gün içinde Danıştay'a temyiz başvurusu yapılır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Aşağıda, idari yargı pratiğinde sıkça karşılaşılan sorular, uzman görüşüyle cevaplanmıştır.
Soru 1: İptal davası açmak için avukat tutmak yasal bir zorunluluk mudur?
Cevap: Hayır, Türk hukuk sisteminde idari davalarda avukat ile temsil zorunluluğu yoktur. Davacı kendisi de dava açabilir. Ancak idare hukuku; süreler, usul kuralları, dilekçe şekil şartları ve içtihatlar açısından son derece teknik bir alandır. Hak kaybı yaşamamak (örneğin süreyi kaçırmamak veya yanlış mahkemeye gitmemek) için uzman bir idare hukuku avukatı ile çalışılması önemle tavsiye edilir.
Soru 2: Yürütmenin durdurulması kararı aldım, idare ne yapmalı?
Cevap: Yürütmenin durdurulması (YD) kararı tebliğ edildiği anda, idare işlemi durdurmak ve işlemden önceki durumu yeniden tesis etmek zorundadır. Örneğin, bir atama işlemi durdurulmuşsa, memurun eski görev yerine iadesi gerekir. Bu işlem en geç 30 gün içinde yapılmalıdır.
Soru 3: İdare mahkemesinin kararını idare uygulamazsa ne yapabilirim?
Cevap: İdarenin mahkeme kararını 30 gün içinde uygulamaması hukuk devletinde kabul edilemez. Bu durumda, kararı uygulamayan idare aleyhine İYUK m.28 uyarınca maddi ve manevi tazminat davası açabilirsiniz. Ayrıca, kararı uygulamayan kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet Savcılığına "Görevi Kötüye Kullanma" (TCK m.257) suçundan suç duyurusunda bulunabilirsiniz.
Soru 4: Yanlışlıkla Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtım, ne olacak?
Cevap: Endişelenmeyin. Asliye Hukuk Mahkemesi "görevsizlik" kararı verecektir. Bu kararın kesinleşmesinden itibaren 30 gün içinde yetkili İdare Mahkemesi'ne başvurursanız, davanız ilk açıldığı tarihte açılmış sayılır ve süre aşımı sorunu yaşamazsınız.
Soru 5: Davayı kazanırsam ödediğim harçları geri alabilir miyim?
Cevap: Evet. Davayı kazanmanız (iptal kararı) durumunda, mahkeme; dava açarken ödediğiniz başvuru harcı, karar harcı, posta giderleri ve (varsa) bilirkişi ücretlerinin davalı idareden alınarak size ödenmesine hükmeder. Ayrıca avukatınız varsa, idare sizin avukatınıza da resmi tarifedeki vekalet ücretini ödemek zorundadır.
Soru 6: İdari işlemden dolayı zarara uğradım, sadece iptal davası mı açmalıyım?
Cevap: Eğer işlemden dolayı maddi veya manevi bir zararınız doğmuşsa (örneğin haksız yere işten çıkarıldığınız için maaş alamadıysanız), İptal Davası ile birlikte veya iptal davası sonuçlandıktan sonra "Tam Yargı Davası" (tazminat davası) da açabilirsiniz. Birlikte açmanız usul ekonomisi açısından daha pratik olabilir.
Soru 7: 60 günlük dava açma süresini kaçırırsam ne olur?
Cevap: İdari yargıda süreler "hak düşürücü"dür. 60 günlük süreyi (veya özel kanundaki süreyi) bir gün bile geçirirseniz, mahkeme davanızı "süre aşımı" nedeniyle reddeder. Bu nedenle tebliğ tarihini çok iyi takip etmeniz gerekir.
Yasal Uyarı: Bu rapor, genel bilgilendirme amacıyla ve akademik bir perspektifle hazırlanmış olup hukuki mütalaa veya tavsiye niteliği taşımaz. İdari uyuşmazlıklar, her somut olayın özelliğine göre farklılık gösterir. Hak kaybına uğramamak için hukuki sürecinizi profesyonel bir avukat desteğiyle yürütmeniz önerilir.
Av.Enes Samet ÖZTORUN



Yorumlar