top of page

İdari Yargılamada Yürütmenin Durdurulması 2026

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Enes Samet Öztorun
    Av. Enes Samet Öztorun
  • 5 Oca
  • 9 dakikada okunur
yürütmenin durdurulması

Bölüm 1: İdari Yargıda Yürütmenin Durdurulması Kurumu

1.1. İdari İşlemin "İcrailik" Vasfı ve Hukuka Uygunluk Karinesi

İdare hukukunun temel dayanaklarından biri, idari işlemlerin tesis edildikleri andan itibaren hukuk aleminde sonuç doğurmaya başlamasıdır. Özel hukuktan farklı olarak, idare (devlet), tek taraflı irade beyanıyla, muhatabın rızasına ihtiyaç duymadan onun hukuki statüsünde değişiklik yapma gücüne sahiptir. Buna idari işlemin "icrailik" vasfı denir. İdari işlem, yetkili makam tarafından usulüne uygun olarak tebliğ edildiği veya ilan edildiği andan itibaren, yargı kararıyla iptal edilinceye kadar "hukuka uygun" kabul edilir. Bu durum "hukuka uygunluk karinesi" olarak adlandırılır.


Ancak, bu karinenin mutlak ve sınırsız bir şekilde uygulanması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayabilir. Zira idare, her ne kadar kamu yararı adına hareket etse de, hatalı, keyfi veya hukuka aykırı işlemler tesis edebilir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğu sonradan mahkeme kararıyla tespit edilse bile, yargılama süreci boyunca işlemin uygulanmaya devam etmesi, birey açısından geri döndürülemez sonuçlar doğurabilir. Örneğin, hukuka aykırı bir yıkım kararının uygulanması durumunda, bina yıkıldıktan sonra verilecek bir "iptal" kararı, binayı geri getiremeyecektir. Benzer şekilde, haksız yere memuriyetten çıkarılan bir kişinin, dava süresince maaş alamaması ve sosyal haklarından mahrum kalması, dava sonunda göreve iade edilse dahi, geçen süredeki mağduriyetini tam olarak telafi etmeyebilir.


İşte bu noktada "Yürütmenin Durdurulması" kurumu devreye girer. Bu kurum, iptal davasının sonucunu etkisiz hale getirebilecek uygulamaların önüne geçmek, davacının dava sonunda elde edeceği hakkın "kâğıt üzerinde" kalmasını engellemek ve yargısal denetimin etkinliğini sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. Yürütmenin durdurulması, idari işlemin icrailik gücünü geçici olarak askıya alır ve işlemi tesis edildiği andan önceki duruma geri döndürür.


1.2. Anayasal Dayanak: Etkin Yargısal Denetim Güvencesi

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde belirtilen "Hukuk Devleti" ilkesi ve 125. maddesinde yer alan "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" hükmü, yürütmenin durdurulması kurumunun anayasal temelini oluşturur. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi, idari yargılamanın doğası gereğidir ve bu yetkinin tamamen ortadan kaldırılması, hak arama özgürlüğünü ve yargısal denetimi işlevsiz hale getirir.


Anayasa'nın 125. maddesinin ilgili fıkrası şöyledir: "Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." Ancak aynı madde, yürütmenin durdurulması kararı verilebilecek halleri de sınırlandırmıştır. Kanun koyucu, bu anayasal çerçeve içinde 2577 sayılı Kanun ile detaylı düzenlemeler yapmıştır.


1.3. Yürütmenin Durdurulması Kararının Hukuki Niteliği: Bir Ara Karar mı, Tedbir mi?

Hukuk doktrininde yürütmenin durdurulması kararı, niteliği itibarıyla bir "ihtiyati tedbir" olarak görülmekle birlikte, medeni usul hukukundaki ihtiyati tedbirden farklılıklar gösterir. İdari yargıda yürütmenin durdurulması, davanın esası hakkında verilecek kararın bir önizlemesi (öncüsü) niteliğindedir. Mahkeme, yürütmeyi durdurma kararı verirken, işlemin hukuka aykırılığını "açıkça" tespit ettiğini beyan etmektedir. Bu durum, davalı idareye "bu işlem büyük ihtimalle iptal edilecek" mesajını verir.


Yürütmenin durdurulması kararı, nihai bir hüküm değildir; bir "ara karar" niteliğindedir. Davanın esası hakkında karar verilinceye kadar veya itiraz üzerine kaldırılıncaya kadar hüküm ifade eder. Davanın sonunda verilecek "iptal" veya "ret" kararı ile birlikte yürütmeyi durdurma kararının etkisi kendiliğinden sona erer.


Bölüm 2: 2577 Sayılı İYUK Madde 27 Çerçevesinde Yürütmenin Durdurulması Şartları Nelerdir?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 27. maddesi, yürütmenin durdurulması kurumunun omurgasını oluşturur. Bu madde, zaman içinde çeşitli değişikliklere uğramış, özellikle 2012 (6352 sayılı Kanun) ve 2014 (6545 sayılı Kanun) yıllarında yapılan düzenlemelerle şartları ağırlaştırılmıştır. Güncel mevzuat uyarınca, bir idari işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki temel şartın birlikte (kümülatif olarak) gerçekleşmesi zorunludur.


2.1. Maddi Şartlar: Kümülatif Birliktelik İlkesi

İYUK Madde 27/2 fıkrası şu hükmü amirdir: "Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda... yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.".


Bu hükümden anlaşılacağı üzere, mahkemenin takdir yetkisi bu iki şartın varlığına bağlanmıştır. Şartlardan birinin eksikliği, talebin reddini gerektirir.


2.1.1. İdari İşlemin Açıkça Hukuka Aykırı Olması

Bu şart, mahkemenin dosya üzerinden yapacağı ilk incelemede, işlemin sakatlığının "ilk bakışta" görülebilir olmasını ifade eder. Hukuka aykırılık, idari işlemin unsurları olan;

  • Yetki: İşlemi yapan makamın yetkisiz olması.

  • Şekil: İşlemin kanunun emrettiği usul ve şekil kurallarına uyulmadan yapılması (örneğin savunma alınmadan disiplin cezası verilmesi).

  • Sebep: İşlemin dayandığı maddi veya hukuki sebebin gerçek olmaması.

  • Konu: İşlemin doğurduğu hukuki sonucun kanuna aykırı olması.

  • Maksat: İşlemin kamu yararı dışında bir amaçla (örneğin kişisel husumet veya siyasi saik) tesis edilmesi.


yönlerinden biri veya birkaçı açısından sakat olması durumudur. "Açıkça" ifadesi, yargıcın derinlemesine bir tahkikat yapmasına veya bilirkişi incelemesine gerek kalmadan, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerle aykırılığı tespit edebilmesini gerektirir.


2.1.2. Telafisi Güç veya İmkânsız Zararların Doğması

Bu şart, işlemin uygulanması halinde davacının uğrayacağı zararın niteliğiyle ilgilidir. Zararın "imkansız" olması şart değildir; "güç" (zor) telafi edilebilir olması da yeterlidir. Bu zarar sadece maddi (ekonomik) olmak zorunda değildir; manevi zarar da bu kapsamdadır.


  • Örnek 1 (Yıkım Kararı): Bir bina hakkında verilen yıkım kararı uygulandığında, bina fiziksel olarak yok olacağı için, sonradan verilecek iptal kararı binayı geri getiremez. Bu, telafisi imkansız bir zarardır.

  • Örnek 2 (Öğrenci İşlemleri): Bir öğrencinin sınav sonucunun hatalı hesaplanması veya okuldan uzaklaştırılması, eğitim yılının kaybına yol açabilir. Bu kayıp, zamanın geri döndürülemezliği ilkesi gereği telafisi güç bir zarardır.

  • Örnek 3 (Sınır Dışı Etme): Hakkında sınır dışı (deport) kararı verilen bir yabancının ülkeden çıkarılması, davanın takibini imkansız hale getireceği ve kişinin hayatını doğrudan etkileyeceği için telafisi imkansız zarar doğurur.


2.2. Usuli Şartlar: Talep, Harç ve Teminat

2.2.1. Talep Şartı ve Dilekçe

Yürütmenin durdurulması kararı, mahkemece re'sen (kendiliğinden) verilemez; mutlaka davacının talebi gerekir. Bu talep, dava dilekçesinde "Yürütmenin Durdurulması İstemlidir" ibaresiyle yapılabileceği gibi, dava açıldıktan sonra ayrı bir dilekçe ile de yapılabilir. Dava dilekçeleri İYUK Madde 3'te belirtilen şekil şartlarına uygun olmalıdır.


2.2.2. Harç ve Giderler

Yürütmenin durdurulması talebi, ek bir yargılama giderini gerektirir. 2026 yılı yargı harçları tarifesine göre, "Yürütmeyi Durdurma Harcı"nın peşin olarak yatırılması zorunludur. Harcın yatırılmaması, talebin incelenmeksizin reddine veya eksikliğin tamamlanması için süre verilmesine neden olur.


2.2.3. Teminat (Güvence) Gösterme Zorunluluğu ve İstisnaları

İYUK Madde 27/6 uyarınca, yürütmenin durdurulması kararları kural olarak teminat karşılığında verilir. Bu düzenleme, haksız yere alınan bir durdurma kararı nedeniyle idarenin veya üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararları tazmin etme amacı taşır.


Ancak kanun, iki önemli istisna getirmiştir:

  1. İdareden teminat alınmaz.

  2. Adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.

Ayrıca, "durumun gereklerine göre" mahkeme teminat aranmamasına karar verebilir. Uygulamada, iptal davalarında (tam yargı davalarından farklı olarak) mahkemeler genellikle davacılardan teminat istememektedir. Ancak vergi davalarında veya büyük ticari uyuşmazlıklarda teminat şartı daha sık gündeme gelebilmektedir.


2.3. İdarenin Savunmasının Alınması İlkesi ve İstisnaları

Hukuk yargılamasında "savunma hakkı" kutsaldır. İYUK 27/2'ye göre, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için kural olarak davalı idarenin savunmasının alınması veya savunma süresinin (genellikle 30 gün) geçmesi beklenir. Bu, idarenin işlemi hangi gerekçelerle tesis ettiğini mahkemeye sunmasına olanak tanır.


2.3.1. Savunma Alınmaksızın YD Kararı Verilmesi

Kanun koyucu, gecikmesinde sakınca bulunan haller için bu kurala hayati bir istisna getirmiştir: Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemler.

Eğer idari işlem, uygulandığı anda hukuki varlığını tüketen veya geri dönülemez bir durum yaratan nitelikteyse (örneğin; yıkım, sınır dışı, fiili el atma, sınavın yapılması), idarenin savunması beklenmeden, dosyadaki mevcut delillerle yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Bu durumda, idarenin savunması alındıktan sonra talep yeniden değerlendirilerek karar (devam veya kaldırma yönünde) revize edilir.


Önemli İstisna (Kamu Görevlileri): 2014 yılında yapılan değişiklikle (6526 s.K.), kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirme işlemlerinin, "uygulanmakla etkisi tükenecek işlem" sayılmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Bu nedenle, bir memurun haksız yere başka bir şehre atandığı iddiasıyla açtığı davada, ne kadar mağdur olursa olsun, idarenin savunması alınmadan yürütmeyi durdurma kararı verilemez.


Bölüm 3: Yargılama Süreci ve Özel Yargılama Usulleri (İvedi Yargılama ve Merkezi Sınavlar)

İdari yargılama usulü, davanın konusuna göre farklılaşan süre ve prosedürler içerir. Yürütmenin durdurulması talepleri de bu farklılıklardan doğrudan etkilenir.


3.1. Genel Yargılama Usulünde Süreç

Genel usulde (örneğin disiplin cezaları, ruhsat iptalleri), dava açma süresi Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde 30 gündür. YD talebiyle açılan davalarda süreç şu şekilde işler:


Yürütmenin durdurulması aşamaları

  1. Dilekçenin Verilmesi: Dava dilekçesi mahkemeye sunulur ve harçlar yatırılır.

  2. İlk İnceleme: Mahkeme heyeti veya nöbetçi hakim, dilekçeyi İYUK 14. madde yönünden inceler (görev, yetki, süre, husumet vb.).

  3. Tebligat: Dilekçe davalı idareye tebliğ edilir ve savunma istenir.

  4. Ara Karar (YD Hakkında): İdarenin savunması geldikten sonra veya süre dolunca mahkeme YD talebini kabul veya reddeder.

  5. İtiraz: Karara karşı 7 gün içinde itiraz edilebilir.


3.2. İvedi Yargılama Usulü (İYUK Madde 20/A)

Bazı idari işlemlerin niteliği, genel yargılama sürecinin hantallığını kaldıramayacak kadar acele karar verilmesini gerektirir. 2014 yılında eklenen Madde 20/A ile "İvedi Yargılama Usulü" getirilmiştir. Bu usul, sadece kanunda sayılan sınırlı sayıdaki işlemler için uygulanır:

  • İhaleden yasaklama hariç ihale işlemleri.

  • Acele kamulaştırma işlemleri.

  • Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları.

  • Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca yapılan tahsis işlemleri.

  • Çevre Kanunu uyarınca alınan ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) kararları.

  • Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi (Kentsel Dönüşüm) kararları.


İvedi Yargılamada YD Özellikleri:

  • Süreler: Dava açma süresi 30 gündür. Savunma süresi 15 gündür (en fazla 15 gün uzatılabilir).

  • İtiraz Yasağı: Bu usulde, yürütmenin durdurulması talebine ilişkin verilecek kararlara itiraz edilemez. Mahkemenin verdiği YD kararı (kabul veya ret) kesindir. Bunun nedeni, sürecin zaten çok hızlı (dosya tekemmülünden itibaren 1 ay içinde karar) işleyecek olmasıdır.


3.3. Merkezi ve Ortak Sınavlara İlişkin Yargılama Usulü (İYUK Madde 20/B)

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve ÖSYM tarafından yapılan merkezi sınavlar (LGS, YKS, KPSS vb.) hakkındaki davalar, milyonlarca kişiyi etkilediği için en süratli usule tabidir.


  • Süreler: Dava açma süresi 10 gündür. Savunma süresi 3 gündür (en fazla 3 gün uzatılabilir).

  • Karar: Dosya tekemmülünden itibaren en geç 15 gün içinde karar verilir.

  • İtiraz Yasağı: Tıpkı ivedi yargılamada olduğu gibi, bu usulde de yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz edilemez.


3.4. Vergi Yargılamasında "Otomatik Durdurma" Prensibi

Vergi mahkemelerinde YD prosedürü, idare mahkemelerinden köklü bir farkla ayrılır. İYUK 27/4 uyarınca, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması (örneğin vergi tarhı veya ceza kesilmesi), dava konusu edilen vergi, resim, harç ve cezaların tahsil işlemlerini kendiliğinden (otomatikman) durdurur. Mahkemenin ayrıca bir YD kararı vermesine gerek yoktur.


İstisnalar:

  • İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemler.

  • 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan tahsilat işlemleri (ödeme emri, haciz, ihtiyati haciz).

    Bu istisnai hallerde tahsilat kendiliğinden durmaz; davacının açıkça yürütmenin durdurulmasını talep etmesi ve mahkemenin bu yönde karar vermesi gerekir.


Bölüm 4: Yürütmenin Durdurulması Kararına Karşı Kanun Yolları: İtiraz Sistemi

Mahkemelerin verdiği yürütmenin durdurulması (kabul) veya talebin reddi kararları kesin hüküm niteliğinde değildir. Tarafların bu kararların yeniden incelenmesini talep etme hakkı vardır.


4.1. İtiraz Süresi ve Usulü

İYUK Madde 27/7 uyarınca, yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 (yedi) gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz, bir dilekçe ile kararı veren mahkemeye sunulur.


4.2. Görevli İtiraz Mercileri

İtirazın inceleneceği merci, kararı veren mahkemeye göre değişir:

  • İdare ve Vergi Mahkemeleri ile Tek Hakim: Bu mercilerin verdiği kararlara karşı itiraz, yargı çevresindeki Bölge İdare Mahkemesi'ne (BİM) yapılır.

  • Bölge İdare Mahkemesi: BİM'in ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalarda verdiği kararlara karşı itiraz, en yakın Bölge İdare Mahkemesi'ne yapılır.

  • Danıştay Dava Daireleri: Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda (örneğin Bakanlar Kurulu kararları, Cumhurbaşkanı kararları, yönetmelik iptalleri) verdiği YD kararlarına karşı itiraz, konusuna göre İdari Dava Daireleri Kurulu veya Vergi Dava Daireleri Kurulu'na yapılır.


4.3. İtirazın Sonuçları

İtiraz mercileri, dosyanın kendilerine gelişinden itibaren 7 gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Yani, BİM veya İDDK'nın verdiği itiraz kararına karşı başka bir üst mahkemeye başvurulamaz.

  • İtirazın Kabulü: Eğer ret kararına yapılan itiraz kabul edilirse, yürütmeyi durdurma kararı verilmiş olur ve idare işlemi durdurmak zorundadır.

  • İtirazın Reddi: Eğer YD kabul kararına idarenin yaptığı itiraz kabul edilirse, YD kararı kalkar ve idare işleme devam edebilir (örneğin memur tekrar eski yerine atanabilir, inşaat yıkılabilir).


Bölüm 5: İdari Yargı Kararlarının Uygulanması ve İdarenin Sorumluluğu

Mahkemeden alınan bir yürütmeyi durdurma kararı, idare tarafından uygulanmadığı takdirde sadece bir kağıt parçasından ibaret kalır. Hukuk devletinin en önemli göstergesi, idarenin yargı kararlarına uyma derecesidir.


5.1. Kararın Uygulanma Süresi (30 Gün Kuralı)

Anayasa'nın 138. maddesi ve İYUK Madde 28/1 uyarınca; "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.".


Bu hüküm emredicidir. İdare, "kadrom yok", "ödenek yok", "fiili imkansızlık var" gibi gerekçelerle kararı uygulamaktan kaçınamaz. YD kararı, işlemi yapıldığı tarihe geri götürdüğü için, idare o işlem hiç yapılmamış gibi bir hukuki ortam yaratmak zorundadır. Örneğin, görevden alınan bir daire başkanı hakkında YD kararı verilirse, idare bu kişiyi 30 gün içinde aynı göreve iade etmekle yükümlüdür.


5.2. Kararı Uygulamamanın Müeyyideleri

Yargı kararını uygulamayan idare ve kamu görevlileri ağır hukuki ve cezai sorumluluk altındadır:

  1. Maddi ve Manevi Tazminat: İYUK 28/3 ve 28/4 uyarınca, kararı uygulamayan idare aleyhine tazminat davası açılabilir. Ayrıca, kararı kasten uygulamayan kamu görevlisi aleyhine de kişisel kusuru nedeniyle adli yargıda tazminat davası açılabilir (Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarındaki değişimlere dikkat edilmelidir; son düzenlemelerde tazminatın öncelikle idareye açılması, idarenin personele rücu etmesi esası benimsenmiştir).

  2. Ceza Sorumluluğu: Kararı uygulamayan kamu görevlisi hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca "Görevi Kötüye Kullanma" suçundan soruşturma açılabilir.


6. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Soru: Yürütmenin durdurulması kararı davanın kazanıldığı anlamına mı gelir?

Cevap: YD kararı, davanın esası hakkında verilmiş nihai bir karar değildir, geçici bir tedbirdir. Ancak mahkeme YD verirken "işlem açıkça hukuka aykırı" tespiti yaptığı için, davanın kazanılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu gösterir.


Soru: Yürütmenin durdurulması kararı kaç günde çıkar?

Cevap: Dosyanın durumuna ve mahkemenin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte, idarenin savunma süresi de dikkate alındığında ortalama 1 ila 3 ay arasında karar verilir. İvedi hallerde bu süre birkaç güne kadar inebilir.


Soru: Yürütmenin durdurulması talebi reddedilirse para iadesi olur mu?

Cevap: Hayır, yatırılan Yürütmeyi Durdurma Harcı (2025 yılı için 1.013,90 TL) talep reddedilirse davacıya iade edilmez. Ancak dava sonunda davacı haklı çıkarsa, bu tutar idareden alınarak davacıya verilir.


Soru: İdare YD kararını uygulamazsa ne yapabilirim?

Cevap: İdare kararı 30 gün içinde uygulamak zorundadır. Uygulamayan kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunabilir ve tazminat davası açabilirsiniz.


Av. Enes Samet ÖZTORUN

Yorumlar


Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır. Müvekkiller veya okuyucular hiçbir şekilde mevcut duruma ve özelliklerine ilişkin olarak uygun hukuki veya başka herhangi bir profesyonel görüş almadan, avukatsametoztorun.com web sitesinde yer alan herhangi bir hususa dayanarak bir eylemde bulunmamalıdır.

Adres: Cevizlidere Mahallesi Mevlana Bulvarı No:221 Yıldırım Kule Çankaya/ANKARA

Telefon: 0530 661 99 01

 

© 2026 by Öztorun Hukuk. Tüm hakları saklıdır.

 

bottom of page