top of page

Tehdit Suçu ve Cezası (TCK 106): 2026 Güncel Yargıtay Kararları

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Enes Samet Öztorun
    Av. Enes Samet Öztorun
  • 19 saat önce
  • 20 dakikada okunur
Tehdit Suçu ve Cezası (TCK 106)

İçindekiler

  1. Tehdit Suçunun (TCK m. 106) Kavramsal Çerçevesi ve Korunan Hukuki Değer

  2. Tehdit Suçunun Maddi Unsurları: Fail, Mağdur ve Fiil

  3. Tehdit Suçunun Manevi Unsuru, Kast ve Hukuka Aykırılık

  4. Tehdit Suçunun Temel Şekli (TCK m. 106/1) ve Cezai Yaptırımları

  5. Tehdit Suçunun Nitelikli Halleri (TCK m. 106/2) ve 7550 Sayılı Kanun (10. Yargı Paketi) Değişiklikleri

  6. Tehdit Suçunda Özel Görünüm Şekilleri: Teşebbüs, İştirak ve İçtima

  7. Dijital Ortamda Tehdit: WhatsApp, Sosyal Medya ve Elektronik İspat Hukuku

  8. Ceza Muhakemesi Usulü: Şikayet, Zamanaşımı, Uzlaştırma ve Basit Yargılama

  9. Yaptırımlar, HAGB ve 7550 Sayılı Kanun Kapsamında Yeni İnfaz Rejimi (1/10 Kuralı)

  10. Yargıtay İçtihatları Işığında Savunma Stratejileri ve Haksız Tahrik (TCK m. 29)

  11. Sıkça Sorulan Sorular

    11.1. Tehdit suçu şikayete bağlı mıdır, şikayet süresi kaç aydır?

    11.2. WhatsApp, Telegram veya Instagram üzerinden gönderilen tehdit mesajları mahkemede kesin delil sayılır mı?

    11.3. Sahte (fake) hesaptan kimliği gizlenerek yapılan tehdidin cezası daha mı ağırdır?

    11.4. Tehdit suçunda uzlaşma sağlanırsa ne olur? Silahla tehditte uzlaşma olur mu?

    11.5. Öfkeyle söylenen "Seni mahvederim" sözü her durumda tehdit sayılır mı?

    11.6. Tehdit suçunun cezası para cezasına çevrilebilir mi veya ertelenebilir mi?

    11.7. 7550 sayılı yeni Yargı Paketi ile tehdit suçunun infazında (cezaevinde yatma süresinde) ne değişti?


TEHDİT SUÇU, CEZASI VE SORUŞTURMA USULÜ














1. Tehdit Suçu ve Cezası (TCK m. 106), Kavramsal Çerçevesi ve Korunan Hukuki Değer

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) "Kişilere Karşı Suçlar" kısmının, "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde yer alan 106. maddesi, tehdit suçunu tüm hukuki boyutlarıyla düzenlemektedir. Kavramsal ve hukuki bağlamda tehdit; bir kimsenin, bizzat kendisine veya yakınlarına yönelik olarak gelecekte haksız bir zarara veya ağır bir kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir.


TCK madde 106'nın kanun koyucu tarafından kaleme alınan gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, bu norm ile korunan temel hukuki değer "kişilerin iç huzuru, sükunu ve karar verme ile hareket etme hürriyetidir". Bireylerin geleceğe dair herhangi bir ağır endişe veya korku duymadan, toplum içerisinde tam bir güvenlik duygusuyla yaşamaları en temel anayasal haklardan biridir. Failin tehdit içeren söz veya davranışları, mağdurun irade serbestisini derinden sakatlamakta ve onu sürekli bir tedirginlik psikolojisine hapsetmektedir.


Bu bağlamda tehdit suçu, ceza hukuku doktrininde ve uygulamasında hukuki niteliği itibarıyla bir "tehlike suçu" olarak sınıflandırılır. Suçun tamamlanması için, failin bildirdiği zararı veya kötülüğü fiilen gerçekleştirmesine (yani neticenin meydana gelmesine) kesinlikle gerek yoktur. Mağdurun iç huzurunu bozmaya elverişli, objektif olarak korkutucu bir bildirimde bulunulması ve bu bildirimin mağdurun bilgisine ulaşması, suçun vücut bulması ve failin cezalandırılması için yeterlidir. Tehdit suçunun temel işlevi, bireyin çevresel güvenliğini sağlamak ve kişiye yönelik haksız baskı mekanizmalarını ceza hukuku araçlarıyla bertaraf etmektir.

Ölçüt

Tehdit Suçu (TCK m. 106)

Şantaj Suçu (TCK m. 107)

Yağma Suçu (TCK m. 148)

Korunan Hukuki Değer

Kişi hürriyeti, iç huzur ve sükun

Kişi hürriyeti, şeref ve haysiyet

Malvarlığı ve kişi hürriyeti

Failin Amacı

Mağduru korkutmak, endişe yaratmak

Kendisine veya başkasına haksız çıkar sağlamak veya bir şeyi yapmaya zorlamak

Cebir veya tehdit ile malvarlığı değeri elde etmek

Fiilin Niteliği

Gelecekteki bir kötülüğün bildirilmesi

Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından bahisle zorlama

Mevcut bir malın teslimine veya alınmasına karşı koymamaya zorlama

2. Tehdit Suçunun Maddi Unsurları: Fail, Mağdur ve Fiil

Ceza yargılamasında bir fiilin suç teşkil edebilmesi ve mahkumiyet kararı verilebilmesi için kanuni tanımda yer alan maddi ve manevi unsurların eksiksiz olarak somut olayda gerçekleşmesi zorunludur. TCK m.106 kapsamında tehdit suçunun maddi unsurları detaylı bir hukuki analizi gerektirir.


Fail ve Mağdur

Tehdit suçunun faili herhangi bir gerçek kişi olabilir; kanun koyucu bu suç bakımından özel bir faillik sıfatı (örneğin kamu görevlisi olmak gibi) aramamıştır. Ancak suçun mağdurunun mutlaka belirli veya belirlenebilir bir "gerçek kişi" olması şarttır. Tüzel kişilere (örneğin bir limited şirkete, derneğe veya vakfa) karşı doğrudan tehdit suçu işlenmesi hukuken mümkün değildir; zira tüzel kişilerin korku, endişe veya iç huzuru gibi insani psikolojik durumları olamaz. Ancak tüzel kişinin yöneticilerine, ortaklarına veya çalışanlarına yönelen ve onların iç huzurunu bozan fiillerde, bu gerçek kişiler suçun mağduru sayılır.


Tehdidin yöneltildiği hukuki değer veya zarar tehlikesi, bizzat mağdurun şahsına ait olabileceği gibi, mağdurun "yakınına" da yönelik olabilir (örneğin "Çocuğuna zarar vereceğim"). Yargıtay ceza dairelerinin içtihatlarında "yakın" kavramı oldukça geniş ve sosyolojik gerçekliklere uygun olarak yorumlanmaktadır. Bu kapsamda mağdur ile tehdit edilen kişi arasında resmi bir kan bağı veya hısımlık (TCK m. 22) bulunması şart değildir; aralarında sıkı bir duygusal veya sosyal bağ bulunan nişanlı, yakın arkadaş, uzun süreli partner veya somut olayın özelliklerine göre mağdurun değer verdiği herhangi bir kimse bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.


Fiil, Kullanılan Vasıta ve Elverişlilik Ölçütü

Tehdit suçu; söz, yazı, elektronik ileti (SMS, WhatsApp, e-posta), resim, özel işaret veya salt fiili davranışlarla işlenebilen serbest hareketli bir suçtur. Kanun, fiilin işleniş biçimi açısından bir sınırlama getirmemiştir. Örneğin, bir kişinin yüzüne karşı "Seni yaşatmayacağım" demek sözlü tehdit oluştururken; mağdurun evinin kapısına kanlı bir bıçak veya kurukafa resmi bırakmak davranış ve özel işaret yoluyla tehdit teşkil eder.


Burada ceza hakiminin inceleyeceği en kritik maddi unsur, eylemin objektif olarak korkutmaya elverişli olup olmadığıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre; tehdit fiilinin ciddiyet arz etmesi, mağdurun iç huzurunu bozacak ve onda gerçek bir endişe, panik veya korku yaratacak nitelikte ve ağırlıkta olması aranır. Günlük yaşamda sıkça kullanılan, hukuken korunmayan, soyut, belirsiz, anlamsız veya gerçekleşmesi aklen ve fiilen imkansız ifadeler tehdit suçunu oluşturmaz. Örneğin, "Seni uzaylılara kaçırtacağım" şeklindeki bir beyan veya gerçekleşmesi tamamen failin iradesi dışındaki doğaüstü güçlere bağlı olan beddualar ("Allah belanı versin") objektif elverişlilik taşımadığından suç kapsamında değerlendirilmez.


Ayrıca mağdurun tehdit fiilini mutlaka öğrenmiş (vakıf olmuş) olması şarttır; mağdurun haberi olmadan, onun gıyabında üçüncü kişiler arasında geçen, dedikodu mahiyetindeki veya kapalı kapılar ardında söylenen sözler suçun icrasını tamamlamaz. Ancak failin, sarf ettiği tehditkar sözlerin mağdura iletileceğini bilerek ve bunu isteyerek (iletme kastıyla) üçüncü bir kişiye söylemesi halinde (örneğin "Git o arkadaşına söyle, onun bacaklarını kıracağım" denmesi) gıyapta tehdit suçu oluşur.


3. Tehdit Suçunun Manevi Unsuru, Kast ve Hukuka Aykırılık

Tehdit suçunun manevi unsuru, Türk Ceza Kanunu sistematiğinde kural olarak genel kasttır. Tehdit suçu ancak kasten işlenebilir; taksirle (dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla) tehdit suçu işlenmesi hukuken mümkün değildir. Failin, gerçekleştirdiği hareketin mağdurda korku, endişe veya tedirginlik yaratmaya elverişli olduğunu bilmesi ve bunu isteyerek gelecekte bir kötülük yapacağını bildiren iradesini ortaya koyması yeterlidir. Failin, tehdit ettiği zararı veya saldırıyı gelecekte gerçekten yerine getirme (icra etme) niyetinin veya gücünün olup olmaması suçun oluşumunu engellemez; ceza hukuku açısından önemli olan, mağdurun psikolojik dünyası üzerinde yaratılan hukuka aykırı baskıdır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarında vurgulandığı üzere, tehdit suçu olası kastla da işlenebilir.


"Öfke Patlaması" ve Şaka Savunmaları

Uygulamada ve duruşma salonlarında sanıklar tarafından en sık ileri sürülen savunma mekanizmalarından biri "O sözleri bir anlık öfkeyle (sinirle) söyledim" veya "Şaka yapıyordum, ciddi değildim" şeklindeki beyanlardır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin kararlarında istikrarlı biçimde vurgulandığı üzere; kavga, tartışma veya ağır bir husumet anında, salt bir anlık öfke (hiddet) patlamasıyla söylenen, fevri bir çıkış niteliği taşıyan ve eyleme dönüşme iradesi barındırmayan genel sözler her somut olayda doğrudan tehdit suçu olarak nitelendirilmeyebilir.


Mahkemeler; söylenen sözün ağırlığını, olay anındaki psikolojik iklimi, taraflar arasındaki geçmiş husumeti ve sözün ciddiyet potansiyelini inceler. Eğer söylenen söz, iradi ve planlı bir kötülük bildirimi değil de, salt karşı tarafın hakaretine veya haksız fiiline verilmiş anlık ve kontrolsüz bir tepkiyse beraat kararı verilebilmektedir. Ancak, öfke duygusu tek başına suç kastını ortadan kaldıran mutlak bir neden değildir. Fail ne kadar öfkeli olursa olsun, sarf ettiği sözler objektif olarak belirli, ağır ve korkutucu bir nitelik taşıyorsa (örneğin "Seni yarın iş çıkışında kurşunlayacağım") kastın varlığı kabul edilir ve ceza tayin yoluna gidilir.


Hukuka Aykırılık ve Şartlı Tehdit

Tehdit suçunun oluşabilmesi için mağdura bildirilen kötülüğün hukuken haksız bir zemine dayanması şarttır. Bir kişinin anayasal ve yasal haklarını kullanacağını muhatabına bildirmesi hukuka uygun bir hakkın kullanımı (TCK m. 26/1) olduğundan asla tehdit suçunu oluşturmaz. Örneğin, borcunu ödemeyen bir kişiye "Paramı yarına kadar ödemezsen seni icraya vereceğim" veya "Bu haksız fiiline devam edersen seni savcılığa şikayet edeceğim" denmesi, meşru bir hakkın aranması kapsamındadır.


Ancak failin, tehdidini haksız bir koşula bağlaması ("Şu ihaleye girersen çocuklarına zarar veririm" veya "Benden ayrılırsan yüzüne kezzap atarım") suçun oluşumuna engel olmadığı gibi, iradeyi sakatlayan en tipik tehdit örneklerindendir. Koşulun hukuka aykırı olması ve haksız bir zarar içermesi fiili doğrudan TCK m. 106 kapsamına sokar.


4. Tehdit Suçunun Temel Şekli (TCK m. 106/1) ve Cezai Yaptırımları

TCK m. 106'nın birinci fıkrası, tehdit suçunun temel şeklini iki ayrı cümlede, korunan hukuki değerlerin ağırlığını ve yaptırımları gözeterek düzenlemiştir. Kanun koyucu burada, insan hayatına ve vücut bütünlüğüne yönelik tehditler ile malvarlığına yönelik tehditleri birbirinden kesin çizgilerle ayırmıştır.


1. Hayat, Vücut veya Cinsel Dokunulmazlığa Yönelik Tehdit (TCK m. 106/1-1. Cümle)

Fıkranın ilk cümlesinde; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" hükmü amirdir.


Bu kategori, bireyin en temel ve devredilmez haklarına yönelik saldırı bildirimlerini kapsar. "Seni öldüreceğim", "Seni sakat bırakacağım", "Sana tecavüz edeceğim" gibi ifadeler doğrudan bireyin yaşama ve fiziksel bütünlük haklarına yöneliktir. İhlal derecesinin son derece yüksek olması sebebiyle kanun koyucu, bu tür eylemlerin soruşturulmasını ve kovuşturulmasını şikayete tabi tutmamıştır; Cumhuriyet savcılığı durumu ihbar veya başka bir yolla öğrendiği anda resen (kendiliğinden) harekete geçmek zorundadır.


Kadına Karşı İşlenen Tehdit Suçu (2022 Değişikliği): Toplumsal bir kanayan yara olan kadına yönelik şiddet eylemleriyle daha etkin ve tavizsiz bir mücadele yürütülmesi amacıyla, 12/05/2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun ile TCK m.106/1'in birinci cümlesine önemli bir ekleme yapılmıştır: "Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz". Bu özel düzenleme ile, failin kurbanının kadın olması durumu, cezanın alt sınırını otomatik olarak 6 aydan 9 aya çekmektedir. Yargılamayı yapan hakimin takdir yetkisi daraltılmış, cezasızlık algısının önüne geçilmesi hedeflenmiş ve bu tür vakalarda (özellikle aile içi şiddet veya boşanma süreçlerindeki tehditlerde) daha ağır ve caydırıcı bir yaptırım sistemi kurulmuştur.


2. Malvarlığına Yönelik veya Sair Kötülükle Tehdit (TCK m. 106/1-2. Cümle)

Maddenin devamında; "Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur" ibaresi yer almaktadır. Burada korunan hukuki değer, mağdurun ekonomik menfaatleri, şeref ve haysiyeti veya yaşam tarzı gibi sair değerlerdir. "Arabanı yakacağım", "Tarlanı ateşe vereceğim", "Dükkanının camlarını indireceğim" veya "Elimdeki özel fotoğraflarını ailene ve işyerine göndereceğim" şeklindeki tehditler bu bende girer. Suçun bu halinin soruşturulması ve kovuşturulması mutlak surette mağdurun şikayetine bağlıdır. Ayrıca yaptırım olarak hakime hapis veya adli para cezası arasında seçimlik bir hak tanınmış, cezanın üst sınırı da 6 ay olarak sınırlandırılmıştır.

TCK 106/1 Temel Tehdit Halleri

Tehdidin Konusu ve Örnekler

Yaptırım

Şikayet Durumu

TCK 106/1 - 1. Cümle

Hayata, vücuda veya cinsel dokunulmazlığa yönelik ("Seni vururum")

6 aydan 2 yıla kadar hapis

Şikayete tabi değildir (Resen)

TCK 106/1 - Ek Cümle

Kadına karşı işlenen hayata/vücuda yönelik tehdit

Alt sınır en az 9 ay hapis

Şikayete tabi değildir (Resen)

TCK 106/1 - 2. Cümle

Malvarlığına veya sair kötülüğe yönelik ("Evini yakarım")

2 aydan 6 aya kadar hapis VEYA Adli Para Cezası

Şikayete tabidir (6 Ay süre)

5. Tehdit Suçunun Nitelikli Halleri (TCK m. 106/2) ve 7550 Sayılı Kanun (10. Yargı Paketi) Değişiklikleri

Tehdit eyleminin mağdur üzerindeki korkutucu etkisini, psikolojik direncini kırma gücünü fahiş oranda artıran ve suçun işlenmesini, faillerin kaçmasını kolaylaştıran birtakım özel haller, TCK m.106/2'de "nitelikli haller" olarak açıkça sayılmış ve yaptırımı temel şekle göre kat kat ağırlaştırılmıştır.


7550 Sayılı Kanun (10. Yargı Paketi) ile Gelen Cezai Artırım

04.06.2025 tarihinde TBMM tarafından kabul edilerek yürürlüğe giren ve kamuoyunda "10. Yargı Paketi" olarak bilinen 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, ceza adalet sisteminde önemli değişikliklere gidilmiş ve tehdit suçunun cezai yaptırımlarında radikal bir artırım yapılmıştır. Söz konusu yasa değişikliği öncesinde, TCK m.106/2 uyarınca nitelikli tehdit suçunun cezası "iki yıldan beş yıla kadar hapis" iken; 7550 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile bu sınır "iki yıldan yedi yıla kadar hapis" olarak yeniden düzenlenmiştir. Bu yasal reformun temel felsefesi; toplumda artan silahlı şiddet ve organize suç eğilimleri karşısında devletin caydırıcılık gücünü maksimize etmek ve tehdit suçu faillerinin cezaevi yüzü görmeden (HAGB veya erteleme gibi yollarla) yargı sisteminden kurtulmasının önüne geçmektir.


TCK m.106/2 kapsamında yer alan ve cezası 2 yıldan 7 yıla kadar hapis olarak belirlenen nitelikli haller şunlardır:


a) Silahla Tehdit (TCK m. 106/2-a): Silah, mağdurda yaratılan korku, çaresizlik ve paniği en üst seviyeye çıkaran fiziksel bir araçtır. TCK m.6/1-f uyarınca silah kavramı salt ateşli tabancalarla sınırlı olmayıp son derece geniş yorumlanmaktadır. Ateşli silahlar, bıçak, muşta, tırpan, demir çubuk, balta gibi aletlerin yanı sıra; yakıcı kimyasal maddeler (kezzap) de silah sayılmaktadır. Dahası, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre, saldırıda kullanılmak üzere eğitilmiş veya o an için yönlendirilmiş olan "köpek" dahi silah kapsamında değerlendirilmektedir. 


Silahla tehdit suçunun oluşması için failin silahı mağdura doğrultması veya ateşlemesi şart değildir; silahın mağdur tarafından görülecek, bilinecek veya hissedilecek şekilde teşhir edilmesi (örneğin tartışma esnasında belindeki silahın kabzasının bilerek gösterilmesi veya masanın üzerine konulması) nitelikli halin uygulanması için fazlasıyla yeterlidir. Keza, mağduru korkutmak amacıyla gerçeğe son derece benzeyen bir oyuncak silah veya kurusıkı tabanca gösterilmesi de, mağdur üzerindeki psikolojik etki aynı olacağından silahla tehdit sayılır. Ancak, silah kılıfında veya failin belinde tamamen kapalıysa ve fail salt sözlü tehditte bulunmuş, silahı bir korkutma aracı olarak kullanmamışsa nitelikli hal oluşmaz.


b) Kişinin Kendisini Tanınmayacak Hale Koyması, İmzasız Mektup veya Özel İşaretlerle Tehdit (TCK m. 106/2-b): Failin yüzüne kar maskesi geçirmesi, motosiklet kaskı ile mağdurun karşısına çıkması, kapısının altından imzasız bir not atması veya evinin dış duvarına çarpı (X) işareti, kurukafa, kanlı bir nesne bırakması bu bende girer. Bilişim ve internet hukuku bağlamında bu fıkra devasa bir önem taşır.


Failin anonim, kimliği belirsiz sahte (fake) sosyal medya hesapları açarak, IP adresini VPN ardına gizleyerek mağdura tehdit mesajları göndermesi, Yargıtay içtihatları doğrultusunda TCK m.106/2-b kapsamında "kendisini tanınmayacak hale koyarak tehdit" olarak nitelendirilmektedir. Zira mağdur, failin kim olduğunu bilememenin, tehdidin nereden ve ne zaman geleceğini kestirememenin verdiği derin, asimetrik bir psikolojik baskı ve paranoya yaşar. Failin kimliğinin sonradan siber polis tarafından tespit edilmesi, suçun nitelikli halini ortadan kaldırmaz.


c) Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi (TCK m. 106/2-c): En az iki kişinin, önceden anlaşarak veya o anki eylem bütünlüğü içinde ortak suç işleme iradesiyle hareket ederek mağduru tehdit etmesidir. Kalabalık bir grubun mağdurun etrafını sararak sözlü taciz ve tehditte bulunması, mağdurun kaçma, direnme ve kendini savunma imkanını adeta felç ettiği için ceza ağırlaştırılmıştır. Burada tüm failler müşterek fail sıfatıyla ağırlaştırılmış cezadan sorumludur. Ancak tesadüfen aynı ortamda bulunan iki kişinin, aralarında bir iştirak iradesi olmaksızın aynı anda mağdura bağırması durumunda mahkeme iştirak iradesini titizlikle araştırır; salt eşzamanlılık bu bendin uygulanması için yeterli değildir.


d) Suç Örgütlerinin Oluşturdukları Korkutucu Güçten Yararlanılması (TCK m. 106/2-d): Failin, gerçekte var olan veya toplumda var olduğu sanılan, basında yer alan organize suç örgütlerinin (mafyatik yapılanmalar, terör örgütleri gibi) adını zikrederek ("Ben X aşiretindenim", "Bizim arkamızda falanca çete var, seni bitiririz") mağduru sindirmeye çalışmasıdır. Hukuken ilgili örgütün gerçekte var olup olmamasının veya failin fiilen bu örgüte üye olup olmamasının hiçbir önemi yoktur; mühim olan mağdurun bu organize güç beyanı karşısında kapıldığı çaresizlik ve dehşet hissidir.


6. Tehdit Suçunda Özel Görünüm Şekilleri: Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Teşebbüs (TCK m. 35): Tehdit suçu kural olarak sırf hareket suçu niteliğindedir ve neticesi harekete bitişik olduğundan sözlerin ağızdan çıkmasıyla tamamlanır. Bu nedenle yüz yüze edilen tehditlerde teşebbüs pek mümkün görülmez. Ancak failin, tehdit içeren bir mektup, e-posta veya kargoyu mağdura göndermesi, fakat bu iletinin mağdura ulaşmadan üçüncü kişiler veya kolluk tarafından ele geçirilmesi durumunda suç teşebbüs aşamasında (kalkışma) kalmış sayılır. (Ek bilgi: 7550 sayılı Kanun ile TCK m.35'te yer alan teşebbüs indirimi sınırları daraltılmış, faile verilecek hapis cezalarının alt ve üst sınırları artırılarak cezasızlık algısına müdahale edilmiştir ).


İştirak (TCK m. 37-39): Tehdit suçuna iştirak mümkündür. Bir kimseyi başkasını tehdit etmesi için azmettiren (TCK m. 38) kişi de tehdit suçu faili gibi cezalandırılır. Suçun işlenmesinde gözcülük yapan, mağdurun adresini faile veren kişi ise yardım eden (TCK m. 39) sıfatıyla sorumlu tutulur.


İçtima ve Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Hal (TCK m. 106/3): TCK m.106/3 uyarınca; "Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir". Ceza hukukunda kural olarak "bileşik suç" hallerinde (örneğin yağma suçunda cebir ve tehdidin suçun unsuru olması gibi) faile tek bir suçtan ceza verilirken, burada kanun koyucu özel ve sert bir gerçek içtima kuralı öngörmüştür. Bir kişiyi veya mahalleyi korkutmak, gözdağı vermek amacıyla mağdurun evini kurşunlayan, arabasını yakan veya mağduru darp edip "Seni bir dahakine öldürürüm" diyen fail, sadece yaralama veya mala zarar verme suçundan değil, hem "kasten yaralama/mala zarar verme" hem de "silahla tehdit" suçlarından ayrı ayrı cezalandırılır.


7. Dijital Ortamda Tehdit: WhatsApp, Sosyal Medya ve Elektronik İspat Hukuku

İletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, 2026 yılı itibarıyla adli makamlara, savcılıklara ve CİMER'e intikal eden tehdit suçlarının çok büyük bir bölümü fiziksel alanlardan ziyade dijital platformlar (WhatsApp, Instagram DM, X/Twitter, Telegram, SMS ve E-posta) üzerinden işlenmektedir. Siber alanda gerçekleştirilen bu eylemler, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çerçevesinde katı ve teknik ispat kurallarına tabidir.


Mesajlaşmaların Delil Değeri ve Yargıtay'ın Yaklaşımı Yargıtay ceza dairelerinin ve Hukuk Genel Kurulu'nun güncel kararlarında (örneğin 2025/2026 tarihli emsal kararlar) açıkça vurgulandığı üzere, WhatsApp veya sosyal medya üzerinden gönderilen yazılı mesajlar, ses kayıtları, videolar veya mermi/silah emojisi, kanlı fotoğraf gibi görsel materyaller ceza yargılamasında "belge" ve hukuka uygun delil niteliği taşımaktadır.


Ancak dijital delillerin manipülasyona (deepfake, photoshop, mesaj silme) son derece açık yapısı nedeniyle, mağdurun mahkemeye yalnızca basit bir "ekran görüntüsü" (screenshot) sunması, karşı tarafın inkarı halinde şüpheden uzak, kesin bir delil olarak kabul edilmeyebilir.


Delil Bütünlüğü, Hukuka Uygunluk ve Koruma Zinciri (Chain of Custody) Dijital ortamda işlenen tehdit suçunun ispatında ve yargılama sürecinde şu teknik ve hukuki hususlar belirleyicidir :

  1. Hukuka Uygun Elde Edilme: Elektronik delili sunan kişinin, o konuşmanın bizzat tarafı olması gerekir. Eşinin, çalışanının veya bir başkasının telefonunu izinsiz karıştırarak, şifresini kırarak veya casus yazılım (spyware) ile ele geçirerek elde edilen WhatsApp kayıtları Anayasa m.38 ve CMK m.206/2-a uyarınca "zehirli ağacın meyvesi" (hukuka aykırı delil) sayılır. Bu deliller hükme esas alınamayacağı gibi, elde eden kişi hakkında TCK m.132 (Haberleşmenin Gizliliğini İhlal) veya TCK m.134 kapsamında ayrıca ceza davası açılır.


  2. Noter E-Tespit İşlemi ve Adli Bilişim Raporu: Mağdurun, telefonundaki tehdit mesajlarını silmeden, engellemeden cihazı bir notere götürerek "e-tespit (elektronik tespit) tutanağı" düzenletmesi veya uzman bir adli bilişim mühendisinden (CMK m.63 kapsamında bilirkişi) log kayıtlarını, hash değerlerini içeren bir rapor aldırması, delilin doğruluğunu ve manipüle edilmediğini hukuken tesciller. Bu hamle, failin "Telefonum hacklendi", "O mesajı ben atmadım, photoshop yapmış" şeklindeki itirazlarını tamamen çürütür.


  3. İçerik Bütünlüğü ve Bağlam: İletişimin sadece cımbızlanmış, tehdit içeren tek bir kelimesi veya cümlesi değil, öncesi ve sonrasındaki tüm yazışma akışı (zaman damgaları - timestamp ile birlikte) mahkemeye sunulmalıdır. Yargıtay, taraflar arasında karşılıklı hakaretleşmelerin veya atışmaların bulunduğu durumlarda haksız tahrik (TCK 29) hükümlerini değerlendirebilmek için yazışmanın bütününün incelenmesini şart koşmaktadır.


Anonim Hesaplar ve IP/MAC Tespiti: Açık profillerden yapılan yorumlarda failin tespiti kolayken, VPN arkasına saklanan anonim, feyk (fake) hesaplardan yapılan tehditlerde Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlükleri devreye girer. Sosyal medya platformlarından (X, Meta) istenen IP adresleri, port logları, MAC adresi, baz istasyonu sinyal (HTS) kayıtları ve Açık Kaynak İstihbaratı (OSINT) yöntemleriyle kimlik tespiti yapılır. Failin bu yöntemle tehdit etmesi, TCK m.106/2-b kapsamında "tanınmayacak hale koyarak tehdit" sayıldığından doğrudan 2 ila 7 yıl arası hapis cezası istemiyle Ağır Ceza veya Asliye Ceza Mahkemelerinde yargılanmasına neden olur.


8. Ceza Muhakemesi Usulü: Şikayet, Zamanaşımı, Uzlaştırma ve Basit Yargılama

Tehdit suçunun soruşturma ve kovuşturma süreçleri, suçun işleniş biçimine (basit veya nitelikli) göre radikal farklılıklar gösteren ceza muhakemesi kurallarına tabidir.


Şikayet Süresi ve Kovuşturma Şartı

TCK madde 73 uyarınca, takibi şikayete bağlı suçlarda mağdurun, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde şikayet hakkını kullanması gerekmektedir.


  • Malvarlığına Yönelik veya Sair Kötülükle Tehdit (TCK m.106/1-2. Cümle): Kanun metninde açıkça belirtildiği üzere ("...mağdurun şikayeti üzerine...") bu hal şikayete tabidir. Eğer mağdur (örneğin "Tarlanı ateşe vereceğim" tehdidi üzerine) fiili ve faili öğrenmesinden itibaren 6 ay içinde savcılığa veya kolluk kuvvetlerine başvurmazsa, şikayet hakkı (hak düşürücü süre nedeniyle) sonsuza dek düşer ve bir daha aynı eylemden dolayı dava açılamaz. Dava açıldıktan sonra şikayetten vazgeçilmesi halinde ise dava düşer.


  • Hayata, Vücuda ve Cinsel Dokunulmazlığa Yönelik Tehdit (TCK m.106/1-1. Cümle): Bu temel ihlal biçimi kesinlikle şikayete tabi değildir. Cumhuriyet savcılığı, eylemi herhangi bir yolla (ihbar, kolluk tutanağı, tesadüfi öğrenme, CİMER) öğrendiğinde resen (kendiliğinden) soruşturma başlatır. Mağdur karakola gidip "Ben şikayetimden vazgeçtim, barıştık" dese dahi kamu davası düşmez, yargılama savcılık tarafından sürdürülür.


  • Nitelikli Tehdit Halleri (TCK m.106/2): Silahla, imzasız mektupla, örgüt gücüyle veya birden fazla kişiyle yapılan nitelikli tehditler kamu düzenini çok ağır derecede ihlal ettiğinden şikayete tabi değildir ve daima resen soruşturulur.


Dava Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

TCK m.66 hükümlerine göre tehdit suçunun (hem basit hem de 7 yıla kadar hapis öngören nitelikli halleri için) asli dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Soruşturma veya kovuşturma evresinde şüphelinin ifadeye çağrılması, sorgusu, iddianame düzenlenmesi veya mahkumiyet kararı verilmesi gibi zamanaşımını kesen işlemlerin (TCK m.71) yapılması halinde, bu süre en fazla yarı oranında uzayarak 12 yıla kadar çıkabilmektedir (uzamış zamanaşımı). Tehdit suçlarında yargılama yapmaya görevli mahkeme kural olarak Asliye Ceza Mahkemesidir.


Uzlaştırma Kurumu (CMK m. 253)

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi, onarıcı adalet prensipleri çerçevesinde, tarafların bağımsız ve Adalet Bakanlığı siciline kayıtlı bir "uzlaştırmacı" nezdinde bir araya gelerek uyuşmazlığı mahkeme salonlarına taşımadan çözmesini sağlayan sistemi düzenler.


  • Uzlaşmaya Tabi Olan Haller: TCK m.106/1'de yer alan basit tehdidin her iki cümlesi de (hem hayata yönelik re'sen takip edilen tehdit hem de malvarlığına yönelik şikayete tabi tehdit) CMK 253/1-b.3 uyarınca zorunlu uzlaştırma kapsamındadır. Soruşturma evresinde savcılık iddianame düzenlemeden önce dosyayı mutlaka Uzlaştırma Bürosu'na gönderir. Taraflar, uzlaştırmacının yürüttüğü müzakereler sonucunda (özür dileme, bağış yapma, zarar tazmini gibi bir edim karşılığında veya edimsiz olarak) anlaştıkları takdirde fail hakkında "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (KYOK)" verilir. Bu durumda dava açılmaz ve failin adli sicil kaydı (sabıkası) tamamen temiz kalır.


  • Uzlaşma Kapsamı Dışında Kalan Haller: TCK m.106/2'de belirtilen silahla, örgüt gücüyle, yüz gizleyerek veya birden fazla kişiyle işlenen nitelikli tehdit halleri kesinlikle uzlaştırma kapsamı dışındadır.


  • İçtima ve Aile İçi Şiddet İstisnası: TCK m.106/1 basit tehdit olsa dahi, eğer eylem uzlaşmaya tabi olmayan başka bir suçla (örneğin nitelikli kasten yaralama, cinsel saldırı) aynı mağdura karşı birlikte işlenmişse, CMK m.253/3 kuralı gereği tehdit suçu da uzlaştırma şemsiyesinden çıkar ve doğrudan kamu davası açılır. Ayrıca, aile içi şiddet bağlamında eşe veya altsoy/üstsoya karşı işlenen şiddet ve tehdit fiillerinde uzlaştırma yasağı tavizsiz işletilmektedir.


Basit Yargılama Usulü (CMK m. 251)

CMK m.251, adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda, mahkemenin duruşma salonu açmaksızın dosya üzerinden, tarafların yazılı beyanlarını alarak hüküm kurmasına imkan tanıyan seri bir muhakeme yoludur.


  • Tehdit suçunun temel şekli (TCK 106/1), üst sınırı iki yıl hapis cezasını gerektirdiğinden basit yargılama usulüne tabidir.

  • Asliye Ceza Mahkemesi, bu usulü uygulayarak mahkumiyet kararı verdiğinde, sanığa verilecek sonuç cezada kanun gereği doğrudan Dörtte Bir (1/4) oranında indirim yapmak zorundadır.

  • Eğer taraflardan biri bu karara itiraz ederse (CMK 252), mahkeme duruşma açar ve genel yargılama usulüne geçerek yüz yüze yargılama yapar.

  • Nitelikli tehdit (TCK 106/2) ise, 7550 sayılı Kanun ile ceza üst sınırının 7 yıla çıkarılmış olması sebebiyle basit yargılama usulüne kesinlikle tabi değildir; mutlaka duruşmalı ve genel usulde yargılanır.


9. Yaptırımlar, HAGB ve 7550 Sayılı Kanun Kapsamında Yeni İnfaz Rejimi (1/10 Kuralı)

Bir failin tehdit suçundan mahkum edilmesi durumunda alacağı hapis cezası; kişinin sabıka geçmişine (tekerrür), suçun ağırlığına, yargılama sürecindeki pişmanlığına ve yürürlükteki infaz kanunlarına göre çok farklı şekillerde infaz edilebilir.


1. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB): CMK m.231 uyarınca, yargılama neticesinde 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum edilen ve daha önce kasıtlı bir suçtan sabıkası bulunmayan sanıklar hakkında, mahkemenin takdiriyle HAGB kararı verilebilir. Tehdit suçunun basit halinde (TCK 106/1) çok sık karşılaşılan bu karar türünde, sanık 5 yıllık bir adli denetim süresine tabi tutulur. Bu 5 yıl zarfında kasıtlı yeni bir suç işlemezse, verilmiş olan ceza tüm hukuki sonuçlarıyla ortadan kalkar ve dava düşer. HAGB kayıtları e-Devlet sabıka kaydında görünmez, sadece hakim ve savcıların görebildiği özel bir sisteme işlenir.


2. Adli Para Cezası ve Cezanın Ertelenmesi (TCK m. 50 ve m. 51): TCK m.106/1-2. cümle uyarınca malvarlığına yönelik tehditlerde kanun hakime hapis yerine doğrudan adli para cezası (APC) verme yetkisi tanımıştır. Ancak hayata yönelik basit tehdit (106/1-1) nedeniyle hapis cezası verilse bile, bu ceza 1 yıl veya altında kalırsa hakimin takdiri ile TCK m.50 uyarınca günlüğü 20-100 TL (2026 güncellemeleri dikkate alınarak) üzerinden adli para cezasına çevrilebilir. Keza şartları varsa ve sanık HAGB'yi kabul etmemişse, 2 yıla kadar olan hapis cezalarının infazı TCK m.51 gereği ertelenebilir (hapis cezasının cezaevi dışında denetimle çekilmesi).


3. İnfaz Rejiminde 7550 Sayılı Kanun ile Gelen Sertleşme (1/10 Zorunlu Yatar Kuralı): Nitelikli tehdit (TCK 106/2) gibi alt sınırı 2 yıldan, üst sınırı 7 yıla kadar hapis olan durumlarda, cezanın miktarı arttıkça HAGB, erteleme veya paraya çevirme şansı fiilen ortadan kalkar. Üstelik 04.06.2025 tarihinde kabul edilen 7550 sayılı "10. Yargı Paketi" ile Ceza İnfaz Hukukunda, kamuoyundaki "suçlular elini kolunu sallayarak geziyor, cezasızlık var" algısını yıkmak maksadıyla radikal bir sistem değişikliğine gidilmiştir.


Yeni infaz düzenlemesine göre (5275 sayılı Kanun Geçici Madde ve ilgili hükümler); hapis cezası alan bir hükümlünün denetimli serbestlikten faydalanarak cezaevinden tahliye olabilmesi için, koşullu salıverilme (şartla tahliye) tarihine kadar olan sürenin en az 1/10'unu (onda birini) fiilen ceza infaz kurumunda (kapalı veya açık cezaevinde) iyi halli olarak geçirmesi zorunlu hale getirilmiştir. Üstelik bu yatar süre hiçbir şartta ve hesaplamada 5 günden az olamayacaktır.


Örnek İnfaz Hesaplama (2026 Uygulaması):

7550 sayılı yasa sonrası, hasmına silah çekip nitelikli tehdit (TCK 106/2-a) suçundan 3 yıl (36 ay) hapis cezası alan sabıkasız bir faili düşünelim. Adi suçlarda genel koşullu salıverilme (infaz) oranı 1/2'dir.

  • 36 ay x 1/2 = 18 ay (Koşullu salıverilme süresi).

  • Eski sistemde (04.06.2025 öncesi): Bu kişi 1 yıllık (12 ay) maktu denetimli serbestlikten yararlanır, kalan 6 ayı açık cezaevinde geçirir veya yasa indirimleriyle doğrudan "girdi-çıktı" yaparak tahliye olabilirdi.

  • Yeni Sistemde (7550 s. Kanun ile): Bu kişi 18 aylık koşullu salıverilme süresinin 1/10'u olan 1.8 ay (yaklaşık 54 gün) fiilen kapalı/açık cezaevinde "zorunlu yatar" yapmak mecburiyetindedir. Bu süreyi yatmadan denetimli serbestlik dilekçesi veremez.


Ayrıca 7550 sayılı Kanun, suç işlemeyi alışkanlık haline getiren "ikinci kez mükerrir" olan faillerin (örneğin daha önce tehditten yatıp çıkmış, süresi içinde tekrar suç işlemiş kişilerin) infaz oranını %75 (3/4) olarak belirlemiş ve açık cezaevine geçiş ile şarta tahliye imkanlarını son derece katılaştırmıştır.


Tutuklama Koruma Tedbiri (CMK m.100): Basit tehdit suçlarında ceza üst sınırının 2 yıl olması sebebiyle CMK m.100/4 uyarınca kural olarak tutuklama yasağı mevcuttur. Ancak failin suçu silahla, maskeyle, mafya adı kullanarak veya toplu halde işlemesi (TCK 106/2) durumunda, CMK m.100 gereği "kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller" ve "kaçma, saklanma veya delil karartma (tanıklara baskı yapma) şüphesi" varsa Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama kararı verilerek fail cezaevine gönderilebilir.


10. Yargıtay İçtihatları Işığında Savunma Stratejileri ve Haksız Tahrik (TCK m. 29)

Ceza yargılamasında bir tehdit dosyasının akıbetini, failin "kastı", kullanılan "vasıtanın niteliği" ve sözlerin söylendiği "psikolojik bağlam" belirler. Ceza avukatlarının savunma stratejileri kurgularken Yargıtay Ceza Dairelerinin güncel kararlarını şu temel eksenlerde dikkate alması gerekir:


1. Haksız Tahrik İndirimi (TCK m. 29): Fail, tehdit suçunu, mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiilin (örneğin hakaret, fiziksel darp, haksız tahrikin varlığı) meydana getirdiği şiddetli hiddet veya elemin etkisi altında işlemişse, TCK madde 29 uyarınca haksız tahrik indiriminden faydalanır. Örnek: Trafikte yaşanan bir kavgada, mağdurun faile ağır küfürler etmesi ve aracına tekme atması üzerine, failin torpidodan beyzbol sopasını çıkarıp "Seni mahvederim, git buradan" demesi durumunda, nitelikli tehdit suçu (silah sayılan aletle) oluşur. Ancak olayda haksız tahrik dengesi kurularak, mahkemece faile verilecek cezada 1/4'ten 3/4'e kadar ciddi bir indirim yapılır. Tahrikin derecesine göre ceza alt sınıra yaklaştırılır.


2. Karşılıklı Tehdit ve Denge: İki tarafın tartışma anında birbirlerine eşzamanlı olarak karşılıklı tehditler savurması ("Seni öldürürüm" - "Asıl ben seni kurşunlarım" şeklinde) durumunda, hukuken her iki taraf da ayrı ayrı tehdit suçunu işlemiş kabul edilir. TCK'da "karşılıklı hakaret" (TCK 129/3) nedeniyle ceza verilmesinden vazgeçilmesine imkan tanıyan özel bir kurum bulunmasına rağmen, tehdit suçunda böyle bir "karşılıklı tehditte cezasızlık" müessesesi yoktur. Mahkeme her iki tarafı da cezalandırır; ancak ilk haksız hareketin (tartışmayı başlatanın) kimden geldiği tespit edilerek, diğer taraf (tepki veren) lehine haksız tahrik (TCK 29) uygulanarak cezası indirilir.


3. "Şarta Bağlı (Koşullu)" Tehdit: Failin, tehdidini gerçekleşmesi muhtemel bir koşula bağlaması ("Şu ihaleye girersen kan dökülür" veya "O adamla görüşmeye devam edersen bacaklarını kırarım") suçun oluşumuna asla engel değildir. Ancak şart, kanuni ve meşru bir hakkın kullanımı ise ("Borcunu bugün mesai bitimine kadar hesabıma yatırmazsan seni icraya veririm ve maaşına haciz koydururum") hukuka aykırılık unsuru oluşmadığı için suç vücut bulmaz ve beraat kararı verilir.


4. Kastın Sınırları ve "Kavga Ortamı" Kriteri: Yukarıda manevi unsur bölümünde de değinildiği üzere, Yargıtay'ın en çok bozma kararı verdiği husus "kavga ortamında sarf edilen sözlerdir". Aralarında husumet bulunan kişilerin, anlık bir fiziksel arbede sırasında, o anın paniği ve telaşıyla birbirlerine savurdukları genel sözler (Örn: "Gününü göreceksin, bittin sen") her zaman soğukkanlı bir tehdit kastı taşımaz. Mahkemeler, söylenen sözün gerçekten bir planlama ve korkutma iradesiyle mi, yoksa sadece o anki arbedede kişinin kendini savunma ve öfke kusma psikolojisiyle mi söylendiğini titizlikle inceler.


11. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Soru 1: Tehdit suçu şikayete bağlı mıdır, şikayet süresi kaç aydır?

Tehdidin yöneldiği hukuki değere göre değişir. Mağdurun veya yakınının hayatına, vücuduna veya cinsel dokunulmazlığına yönelik temel tehditler (Ör: "Seni vururum") ile silah, örgüt, imzasız mektup gibi nitelikli hallerin tamamı şikayete tabi değildir; savcılıkça ihbar veya tesadüf üzerine resen soruşturulur. Malvarlığına veya sair kötülüğe yönelik tehditler (Ör: "Arabana zarar veririm") ise şikayete tabidir ve mağdurun faili ve fiili öğrendiği tarihten itibaren tam 6 ay içinde kolluğa veya savcılığa şikayetçi olması hak düşürücü süre gereği zorunludur.


Soru 2: WhatsApp, Telegram veya Instagram üzerinden gönderilen tehdit mesajları mahkemede kesin delil sayılır mı?

Evet, sosyal medya ve anlık mesajlaşma uygulamaları üzerinden gönderilen iletiler ceza yargılamasında hukuka uygun delil niteliğindedir. Ancak dijital veriler kolayca manipüle edilebildiğinden (photoshop vb.), sadece ekran görüntüsü (screenshot) sunmak zayıf bir delildir. Delilin gücünü artırmak ve inkarı önlemek için mesajların silinmeden bir noter aracılığıyla "e-tespit tutanağına" bağlanması veya uzman adli bilişim raporu alınması önerilir.


Soru 3: Sahte (fake) hesaptan kimliği gizlenerek yapılan tehdidin cezası daha mı ağırdır?

Kesinlikle. Failin anonim, sahte bir hesap açarak veya VPN kullanarak IP adresini gizleyip mağdura tehdit mesajları göndermesi, TCK m.106/2-b kapsamında "kendisini tanınmayacak hale koyarak tehdit" sayılır. Bu durum nitelikli haldir ve fail tespit edildiğinde (Siber Suçlar Şubesi aracılığıyla) 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanır.


Soru 4: Tehdit suçunda uzlaşma sağlanırsa ne olur? Silahla tehditte uzlaşma olur mu?

TCK m.106/1 kapsamındaki basit tehdit suçları (hayata veya malvarlığına yönelik) CMK m.253 uyarınca zorunlu uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaştırmacı nezaretinde taraflar (maddi/manevi bir edimle veya edimsiz) anlaşırlarsa kamu davası açılmaz (KYOK verilir) ve failin adli sicil kaydı (sabıkası) oluşmaz. Ancak TCK m.106/2'de yer alan "silahla tehdit", "birden fazla kişiyle tehdit" veya "maskeyle/anonim tehdit" gibi nitelikli hallerin hiçbiri uzlaşma kapsamında değildir; savcı doğrudan davayı açar.


Soru 5: Öfkeyle söylenen "Seni mahvederim" sözü her durumda tehdit sayılır mı?

Hayır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, tartışma anındaki bir öfke patlamasıyla söylenen, genel nitelikli ve fiiliyata dönüşme ciddiyeti taşımayan fevri sözler her somut olayda doğrudan tehdit sayılmaz. Hakim; taraflar arasındaki geçmiş husumeti, söylenen sözün bağlamını ve mağdurda yarattığı objektif korkutuculuk seviyesini dikkate alarak, kastın (korkutma iradesinin) varlığını değerlendirir ve bazen beraat kararı verebilir.


Soru 6: Tehdit suçunun cezası para cezasına çevrilebilir mi veya ertelenebilir mi?

TCK m.106/1-2. cümle kapsamındaki malvarlığına yönelik tehditlerde kanun hakime doğrudan adli para cezası verme yetkisi tanımıştır. Hayata yönelik basit tehdit (106/1-1) nedeniyle hapis cezası verilse bile, eğer bu ceza 1 yıl veya altında kalırsa hakimin takdiri ile TCK m.50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Sanığın sabıkasız olması ve cezanın 2 yılın altında olması durumunda hapis cezasının ertelenmesi (TCK m.51) veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkündür.


Soru 7: 7550 sayılı yeni Yargı Paketi ile tehdit suçunun infazında (cezaevinde yatma süresinde) ne değişti?

Haziran 2025'te yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile nitelikli tehdit suçunun (TCK 106/2) hapis cezası tavanı 5 yıldan 7 yıla çıkarılmıştır. Daha da önemlisi, infaz rejiminde "1/10 Kuralı" getirilmiştir. Buna göre, hapis cezası alan bir fail (HAGB veya erteleme almamışsa), koşullu salıverilme (şartla tahliye) süresinin en az 1/10'unu (minimum 5 gün olmak kaydıyla) kapalı veya açık ceza infaz kurumunda fiilen geçirmeden (yatmadan) denetimli serbestlik hakkından kesinlikle faydalanamaz.


Av. Enes Samet ÖZTORUN

Yorumlar


Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır. Müvekkiller veya okuyucular hiçbir şekilde mevcut duruma ve özelliklerine ilişkin olarak uygun hukuki veya başka herhangi bir profesyonel görüş almadan, avukatsametoztorun.com web sitesinde yer alan herhangi bir hususa dayanarak bir eylemde bulunmamalıdır.

Adres: Cevizlidere Mahallesi Mevlana Bulvarı No:221 Yıldırım Kule Çankaya/ANKARA

Telefon: 0530 661 99 01

 

© 2026 by Öztorun Hukuk. Tüm hakları saklıdır.

 

bottom of page