UZMAN ERBAŞLIKTAN ASTSUBAYLIĞA GEÇİŞ İPTAL DAVASI
- Av. Enes Samet Öztorun

- 25 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 3 Oca
I. GİRİŞ
Türk Silahlı Kuvvetleri personel rejimi, kamu personel hukukunun genel ilkelerinden ayrılan, kendine özgü kuralları ve istisnaları bulunan bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu rejim içerisinde uzman erbaşlıktan astsubaylığa geçiş, hem statü değişikliği hem de kariyer ilerlemesi niteliği taşıyan karma bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca tesis edilen işlemler, uygulamada sıklıkla iptal davalarına konu olmakta ve idarenin takdir yetkisinin sınırları yargısal denetim bağlamında tartışılmaktadır.
Bu çalışmanın amacı, uzman erbaşların astsubaylığa geçirilmemesine ilişkin idari işlemlerin hukuki niteliğini, bu işlemlere karşı açılan iptal davalarının dayanaklarını ve idari yargının bu alandaki denetim yaklaşımını incelemektir.
II. ASTSUBAYLIĞA GEÇİRİLME İŞLEMİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
3269 sayılı Kanun m.15 kapsamında tesis edilen işlem, klasik anlamda bir terfi işlemi değildir. Zira uzman erbaşlık ve astsubaylık, farklı kanunlara tabi, farklı statülerdir. Bu nedenle söz konusu işlem, idare hukuku bakımından:
Bireysel idari işlem,
Statü değiştirici işlem,
Şarta bağlı ve takdire dayalı işlem
niteliği taşımaktadır.
Bu noktada vurgulanmalıdır ki, m.15’te öngörülen şartların tamamının sağlanması, uzman erbaş açısından mutlak bir kazanılmış hak doğurmamaktadır. Kanun koyucu, “ihtiyaç duyulacak miktar kadar” ifadesiyle idareye personel planlaması çerçevesinde seçim yapma yetkisi tanımıştır. Ancak bu durum, işlemin yargı denetimi dışında olduğu anlamına gelmez.
III. UZMAN ERBAŞLIKTAN ASTSUBAYLIĞA GEÇİŞ İPTAL DAVASI KONUSU VE DAYANAKLARI
Uygulamada açılan iptal davaları çoğunlukla şu işlemlere yönelmektedir:
Astsubaylığa geçiş başvurusunun reddi,
Seçme sınavında başarısız sayılma işlemleri,
Kontenjan gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakma,
Sicil, disiplin veya “uygun görülmeme” gerekçeleriyle elenme.
Bu davalarda davacılar genellikle şu hukuki iddialara dayanmaktadır:
Takdir yetkisinin keyfî kullanıldığı,
Objektif kriterlerin uygulanmadığı,
Eşitlik ilkesinin ihlal edildiği,
Gerekçe unsurunun bulunmadığı veya yetersiz olduğu,
Hizmet gerekleri ile bağdaşmayan değerlendirmeler yapıldığı.
Bu çerçevede, astsubaylığa geçişin bir hak olmadığı kabul edilmekle birlikte, hukuka uygunluk denetiminin kapsamı tartışma konusu olmaktadır.
IV. TAKDİR YETKİSİ VE YARGISAL DENETİMİN SINIRLARI
İdare hukukunun yerleşik ilkelerine göre, idareye tanınan takdir yetkisi:
Mutlak değildir,
Kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır,
Yargısal denetime tabidir.
Danıştay, askerî personel rejiminde idareye tanınan takdir yetkisinin daha geniş olduğunu kabul etmekle birlikte, bu yetkinin keyfîlik anlamına gelmeyeceğini vurgulamaktadır. Nitekim Danıştay kararlarında;
Değerlendirmenin somut bilgi ve belgelere dayanması,
Sicil ve disiplin verilerinin ölçülü ve tutarlı şekilde kullanılması,
Aynı durumda bulunan personel arasında ayrım yapılmaması
gerektiği açıkça ifade edilmektedir.
Bu bağlamda, “idarenin takdiri” gerekçesiyle tesis edilen ancak nesnel kriterlere dayanmayan işlemler, iptal davasına konu olabilmektedir.
V. YARGISAL DENETİMDE ESAS ALINAN KRİTERLER
İdari yargı mercileri, 3269 sayılı Kanun m.15 kapsamında tesis edilen işlemleri denetlerken genellikle aşağıdaki unsurları esas almaktadır:
A. Yetki ve Usul Denetimi
İşlemin yetkili makam tarafından tesis edilip edilmediği, sınav ve değerlendirme süreçlerinin yönetmeliklere uygun yürütülüp yürütülmediği incelenmektedir.
B. Sebep Unsuru
“Astsubaylığa uygun görülmeme” şeklindeki soyut ifadelerin, somut sicil, disiplin veya performans verileriyle desteklenip desteklenmediği denetlenmektedir.
C. Eşitlik İlkesi
Benzer durumda olan uzman erbaşlar arasında farklı muamele yapılıp yapılmadığı, özellikle kontenjan uygulamalarında eşitlik ilkesinin ihlal edilip edilmediği yargısal denetime konu olmaktadır.
D. Ölçülülük ve Orantılılık
Davacının tüm kariyerinin, tekil ve hafif nitelikte bir disiplin cezası nedeniyle olumsuz etkilenip etkilenmediği hususu, ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
VI. YARGI KARARLARININ ORTAK YAKLAŞIMI
Danıştay ve idare mahkemesi kararlarının bütüncül değerlendirilmesinden çıkan temel sonuç şudur:
Astsubaylığa geçiş kazanılmış bir hak değildir,
Ancak bu alandaki işlemler yargı bağışıklığına sahip değildir,
İdare, takdir yetkisini nesnel, ölçülü ve gerekçeli kullanmak zorundadır.
Özellikle gerekçesiz veya “uygun görülmedi” gibi soyut ifadelerle tesis edilen işlemlerin, hukuka aykırılık nedeniyle iptal edildiği görülmektedir.
VII. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
3269 sayılı Kanun’un 15. maddesi kapsamında tesis edilen astsubaylığa geçiş işlemleri, askerî personel rejiminin disiplin ve hiyerarşi esaslı yapısı nedeniyle idareye geniş bir takdir alanı tanımakla birlikte, bu alan yargısal denetim dışında bırakılmamıştır.
Uzman Erbaşlıktan Astsubaylığa Geçiş İptal Davası veyargı kararları göstermektedir ki, idarenin takdir yetkisi;
keyfîliğe dönüşemez,
eşitlik ve ölçülülük ilkelerini bertaraf edemez,
gerekçe yükümlülüğünü ortadan kaldıramaz.
Bu nedenle, m.15’in uygulanmasında şeffaf, denetlenebilir ve objektif kriterlere dayalı bir idari pratiğin geliştirilmesi, hem personel motivasyonu hem de idari işlemlerin yargı önünde sürdürülebilirliği açısından zorunludur.



Yorumlar