top of page

7068 Polis ve Jandarma Görevden Uzaklaştırma - Açığa Alınma (2026)

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Enes Samet Öztorun
    Av. Enes Samet Öztorun
  • 19 saat önce
  • 16 dakikada okunur
7068 Polis ve Jandarma Görevden Uzaklaştırma

İçindekiler

  1. 7068 Sayılı Kanun'un Amacı, Kapsamı ve Disiplin Hukukundaki Yeri Nedir?

  2. Görevden Uzaklaştırma (Açığa Alınma) Tedbiri Nedir?

  3. 7068 Sayılı Kanun Madde 28: İlgili Mevzuat ve 657 Sayılı Kanun'a Atıf

  4. Görevden Uzaklaştırmaya Yetkili Makamlar ve İdarenin Sorumluluğu

  5. Görevden Uzaklaştırma Süreleri ve Periyodik Gözden Geçirme Usulü

  6. Görevden Uzaklaştırılan Polis ve Jandarma Personelinin Mali ve Sosyal Hakları Nelerdir?

  7. Silah ve Kimlik Teslimi: Genel Kolluk Personeline Yönelik Pratik Sonuçlar

  8. Disiplin Soruşturmalarında Savunma Hakkı ve Usuli Güvenceler

  9. Soruşturma ve Ceza Verme Zamanaşımı Süreleri

  10. Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Kaldırılması ve Göreve İade Zorunluluğu

  11. Görevden Uzaklaştırma İşlemine Karşı İdari İtiraz ve İdari Yargı Yolu

  12. 7068 Polis ve Jandarma Görevden Uzaklaştırma Sonuç ve Genel Değerlendirme

  13. Sıkça Sorulan Sorular

    13.1. 7068 Sayılı Kanun'a göre polis veya jandarma personeli en fazla ne kadar süre görevden uzaklaştırılabilir?

    13.2. Açığa alınan (görevden uzaklaştırılan) genel kolluk personelinin maaşından ne oranda kesinti yapılır?

    13.3. Görevden uzaklaştırıldığımda tabancamı ve kurum kimliğimi (rozetimi) idareye teslim etmek zorunda mıyım?

    13.4. Açığa alma işlemine karşı hangi mahkemede, ne kadar süre içinde dava açabilirim?

    13.5. Soruşturma sonucunda ihraç edilmedim, hakkımda sadece "Kınama" cezası verildi. Açıkta geçirdiğim süreler ne olacak?

    13.6. 7068 sayılı Kanun kapsamında yürütülen disiplin soruşturmasında asgari savunma süresi kaç gündür?


1. 7068 Sayılı Kanun'un Amacı, Kapsamı ve Disiplin Hukukundaki Yeri Nedir?

Genel kolluk kuvvetlerinin disiplin mevzuatını tek bir yasal zeminde standardize etmeyi amaçlayan 7068 sayılı Kanun, 31 Ocak 2018 tarihinde kabul edilmiş ve 8 Mart 2018 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun'un 1. maddesi uyarınca temel amaç; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlemektir.


Kanun'un kapsamını belirleyen 2. maddeye göre; Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatında çalışan her sınıftan memurlar ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatlarında görev yapan subay, astsubay, sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erler ile diğer sınıflardaki memurlar bu kanun hükümlerine tabidir. Öte yandan, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı emrine verilen yükümlü erbaş ve erler kapsam dışında bırakılmış olup, bu kişiler hakkında 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümlerinin uygulanacağı açıkça ifade edilmiştir.


Disiplin cezaları, kamu hizmetinin düzenli, tarafsız ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla ihdas edilen idari yaptırımlardır. 7068 sayılı Kanun'un 7. maddesinde personele verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecelerine göre yedi ana başlık altında toplanmıştır: uyarma, kınama, aylıktan kesme, kısa süreli durdurma, uzun süreli durdurma, meslekten çıkarma ve Devlet memurluğundan çıkarma. Bu cezaların tayininde, disiplinsizlik kasten veya taksirle oluşabilir. İdare hukukunun evrensel prensiplerinden olan "ne bis in idem" (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama/cezalandırma olmaz) ilkesinin bir yansıması olarak, aynı fiil nedeniyle bu Kanunda yazılı disiplin cezalarından birden fazlası verilemez. Şayet bir fiil birden fazla disiplinsizlik halini oluşturuyorsa, bunlardan en ağır olan disiplin cezası tatbik edilir.


Disiplin soruşturmalarının adli soruşturmalardan bağımsızlığı ilkesi, Kanun'un 5. maddesinde güçlü bir biçimde teminat altına alınmıştır. Bir personel hakkında herhangi bir fiilden dolayı adli makamlarca soruşturma veya kovuşturma yürütülmesi, idarenin aynı fiilden dolayı bağımsız bir disiplin soruşturması açmasına, disiplin cezası vermesine ve bu cezanın yerine getirilmesine engel teşkil etmemektedir. Benzer şekilde, bir fiilin diğer idari kanunlar kapsamında yaptırıma bağlanmış olması da, aynı eyleme 7068 sayılı Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesini durdurmaz. Bu ikili yapı, görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasında kritik bir rol oynar; zira personel adli yargıda tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılsa dahi, idari açıdan yürütülen disiplin soruşturmasının selameti gerekçe gösterilerek görevden uzaklaştırılmış durumda kalabilmektedir.

7068 Sayılı Kanun Kapsamındaki Disiplin Cezaları

Cezanın Tanımı ve Personel Üzerindeki Etkisi

Personele görevinin icrasında veya hal ve hareketlerinde daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

Personele görevinin icrasında veya hal ve hareketlerinde kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

Brüt aylıktan onbeş günlüğe kadar kesinti yapılmasıdır. Zam ve tazminatlar bu kesintiye dahil edilmez.

Personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin dört, altı veya on ay süre ile durdurulmasıdır.

Personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin oniki, onaltı, yirmi veya yirmidört ay süre ile durdurulmasıdır.

Personelin emniyet, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatlarında bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır.

Personelin bir daha hiçbir surette Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılmasıdır.

2. Görevden Uzaklaştırma (Açığa Alınma) Tedbiri Nedir?

7068 görevden uzaklaştırma işlemi, personelin memuriyet statüsünü sona erdiren nihai bir ceza kararı değil, idare tarafından kamu hizmetinin gerekleri doğrultusunda başvurulan geçici bir koruma önlemidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137. maddesinde tanımlandığı şekliyle; görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.


Bu tedbirin temel motivasyonu, suçluluğu henüz ispatlanmamış olan personeli peşinen cezalandırmak değil, yürütülen disiplin veya ceza soruşturmasının objektif, tarafsız ve hiçbir etki altında kalmadan sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesini güvence altına almaktır. Kamu otoritesini temsil eden polis veya jandarma personelinin, hakkında ciddi iddialar varken görevi başında kalarak soruşturma delillerini karartmasını, resmi sistemlere müdahale etmesini, tanıkları rütbe veya makam nüfuzuyla baskı altına almasını engellemek birincil hedeftir. Ayrıca, kendisine ağır bir suç veya yüz kızartıcı bir disiplinsizlik isnat edilen bir kolluk görevlisinin, üzerinde üniforması ve belinde silahı ile kamu otoritesini temsil etmeye devam etmesi, emniyet ve jandarma teşkilatının kurumsal saygınlığına ve toplumun devlete olan güvenine onarılamaz zararlar verebileceğinden, bu önlem aynı zamanda kurumsal itibarın korunması işlevini de yerine getirir.


Açığa alınan polis veya jandarma personelinin idare ile olan hukuki bağı kesinlikle kopmaz. Kişi halen anayasal güvencelere sahip bir kamu görevlisi statüsündedir; sadece kamu görevini fiilen icra etmesi geçici olarak dondurulmuştur. Memuriyet statüsünün devam etmesi, personelin memuriyet mevzuatında belirtilen sadakat, tarafsızlık, devlete bağlılık, ticari faaliyette bulunmama gibi tüm temel ödev ve yasaklara uymaya devam etmek zorunda olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla, görevden uzaklaştırılan bir kolluk personelinin bu dönemde memuriyetle bağdaşmayacak hal ve hareketlerde bulunması, ayrı ve yeni bir disiplin soruşturmasının konusunu oluşturabilir.


3. 7068 Sayılı Kanun Madde 28: İlgili Mevzuat ve 657 Sayılı Kanun'a Atıf

7068 sayılı Kanun'un "Görevden uzaklaştırma" başlığını taşıyan 28. maddesi, genel kolluk personeline yönelik açığa alma işlemlerinin yasal altyapısını ve istisnai durumlarını inşa etmektedir. İlgili madde metni, birbirini tamamlayan iki fıkradan oluşmaktadır:


Madde 28'in birinci fıkrasında, "Disiplin soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırma hususunda 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanır." denilmek suretiyle genel idare hukukuna çok net bir atıf yapılmaktadır. Bu yasal atıf, polis ve jandarma gibi katı teşkilat yasalarına tabi personelin de, görevden uzaklaştırma süreci söz konusu olduğunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137 ila 145. maddeleri arasında düzenlenen temel memuriyet güvencelerinden, usuli korumalarından ve süre sınırlarından yararlanmasını sağlamaktadır. Soruşturmanın herhangi bir safhasında, yetkili idari makamlar idari veya adli sürecin gerekçeleri doğrultusunda bu tedbire hükmedebilirler.


Maddenin ikinci fıkrası ise, kolluk kuvvetlerinin ağır silahlı, hiyerarşik ve operasyonel doğasına özgü son derece spesifik ve önemli bir kural ihdas etmiştir. Fıkra metni şu şekildedir: "Disiplin kurullarınca haklarında meslekten çıkarma cezası veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilenlerden görevi başında kalmasında sakınca görülenler, kararın onaylanarak uygulanmasına kadar birinci fıkra kapsamında görevlerinden uzaklaştırılabilir. Bunlardan meslekten çıkarma cezası daha hafif bir cezaya indirilerek onaylanmış olanlar hakkında görevden uzaklaştırma önlemi derhal kaldırılır.".


Bu düzenlemenin yasama gerekçesi oldukça açıktır: Meslekten çıkarma veya Devlet memurluğundan çıkarma gibi bir kamu görevlisinin hayatını kökünden değiştirecek olan en ağır disiplin cezaları, disiplin kurulları tarafından oylanıp karara bağlandıktan sonra hukuken derhal yürürlüğe girmez; yetkili idari makamın (Bakan, Emniyet Genel Müdürü, Jandarma Genel Komutanı vb.) onayına tabidir. Ancak, disiplin kurulu tarafından hakkında teşkilattan ihraç kararı verilmiş bir polis veya jandarmanın, bu karar üst makamda onaylanana kadar geçecek olan "ara dönemde", belinde silahı ve üzerinde üniformasıyla sokakta devriye atması, operasyonlara katılması veya kamu gücünü kullanması büyük bir güvenlik zafiyeti ve kamu zararı riski doğurabilir. Bu nedenle kanun koyucu, kurul kararından onay aşamasına kadar geçen bu araftaki sürede, personelin tedbiren görevden uzaklaştırılabilmesine açıkça yasal bir zemin hazırlamıştır. Eğer nihai onay makamı, disiplin kurulunun verdiği meslekten çıkarma cezasını ölçülülük ilkesi gereği daha hafif bir cezaya (örneğin 24 ay uzun süreli durdurma cezasına) indirerek onaylarsa, personelin memuriyet statüsü sonlanmamış olacağından, görevden uzaklaştırma tedbiri kanun hükmü gereği derhal ve kendiliğinden kaldırılmak zorundadır.


4. Görevden Uzaklaştırmaya Yetkili Makamlar ve İdarenin Sorumluluğu

Görevden uzaklaştırma, kamu görevlisinin temel mali haklarına ve mesleki onuruna doğrudan müdahale eden, telafisi zor psikolojik ve maddi sonuçlar doğurabilen ağır bir idari işlem olduğundan, bu yetkinin hangi makamlar tarafından kullanılabileceği 657 sayılı Kanun'un 138. maddesinde sınırlı sayı ilkesiyle sayılmıştır. 7068 sayılı Kanun madde 28 atfıyla genel kolluk personeli için görevden uzaklaştırmaya yetkili merciler şunlardır:

  1. Atamaya yetkili amirler,

  2. Bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri,

  3. İllerde valiler,

  4. İlçelerde kaymakamlar (İlçe idare şube başkanları hakkında valinin muvafakati şarttır).


Bu makamlar dışında herhangi bir amirin veya rütbelinin (örneğin bir il emniyet müdürünün, ilçe emniyet müdürünün, jandarma bölük komutanının veya polis merkezi amirinin) doğrudan kendi inisiyatifiyle bir memuru açığa alma yetkisi bulunmamaktadır. İl idaresi kanunu kapsamında mülki idare amiri sıfatını haiz valiler ve kaymakamlar tarafından alınan açığa alma tedbiri, personelin ilgili kurumuna derhal bildirilmek zorundadır. Ayrıca, Bakanlık, Emniyet Genel Müdürlüğü veya Jandarma Genel Komutanlığı adına teftiş ve denetim hizmeti sunan müfettişler de, yürüttükleri soruşturmanın selameti açısından kendi denetim alanlarındaki personeli doğrudan görevden uzaklaştırma yetkisine sahiptirler.


İdarenin ve Yetkili Amirin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu: Görevden uzaklaştırma işlemi, amirlere verilmiş mutlak ve denetimsiz bir takdir yetkisi değildir; kamu yararı amacı dışında, keyfi olarak veya bir mobbing aracı olarak kullanılamaz. 657 sayılı Kanun'un 139. maddesi, memuru görevden uzaklaştıran makama son derece katı bir usuli yükümlülük getirmektedir: Görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde personel hakkında resmi soruşturmaya başlanması yasal bir şarttır.


Eğer memuru açığa alan amir, bu süre zarfında soruşturmayı usulüne uygun şekilde başlatmazsa veya bu yetkiyi sırf personelle olan kişisel husumeti, ideolojik ayrılığı, garazı veya kini dolayısıyla bir cezalandırma aracı olarak kullandığı sonradan anlaşılan amirler hakkında, memura verdikleri zarardan ötürü hukuki (tazminat), mali ve aynı zamanda görevi kötüye kullanma kapsamında cezai sorumluluk hükümleri işletilir. Bu kural, polis ve jandarma gibi ast-üst ilişkisinin, emir-komuta zincirinin ve hiyerarşik otoritenin çok yoğun yaşandığı kurumlarda, idarenin sahip olduğu gücün bir yıldırma (mobbing) aracı olarak kullanılmasını engellemeyi hedefleyen en temel güvencelerden biridir.

Görevden Uzaklaştırmaya Yetkili Makam

Kapsamı ve Şartları

Atamaya Yetkili Amirler

Kendi atama yetki sınırları içindeki personeli kapsar.

Bakanlık ve Genel Müdürlük Müfettişleri

Yürüttükleri soruşturma alanıyla sınırlı olmak üzere doğrudan yetkilidirler.

İllerde Valiler

İl sınırları içerisindeki tüm genel kolluk görevlilerini (polis, jandarma vb.) kapsar.

İlçelerde Kaymakamlar

Kendi ilçelerindeki personeli kapsar. (İlçe idare şube başkanları için valinin muvafakati/onayı zorunludur.)

5. Görevden Uzaklaştırma Süreleri ve Periyodik Gözden Geçirme Usulü

Açığa alınma sürecinin ne kadar devam edeceği hususu idarenin sonsuz takdirine bırakılmamıştır. Tedbirin dayanağı olan soruşturmanın hukuki niteliğine (idari/disiplin veya adli/ceza) göre iki farklı kanuni usul ve süre sınırı öngörülmüştür:


1. Sadece Disiplin Soruşturması Sebebiyle Uzaklaştırma (Azami 3 Ay): Eğer görevden uzaklaştırma tedbiri yalnızca idari bir disiplin soruşturması (örneğin kılık kıyafet ihlali, amire itaatsizlik, mesaiye riayetsizlik vb.) kapsamında alınmışsa, 657 sayılı Kanun'un 145. maddesi gereğince bu durum en çok 3 ay devam edebilir. Bu üç aylık süre mutlak ve emredici niteliktedir. Üç aylık sürenin bitiminde idari disiplin soruşturması henüz neticelendirilip personel hakkında nihai bir karar verilmemiş dahi olsa, görevden uzaklaştırma tedbiri hukuken kendiliğinden ortadan kalkar ve personelin derhal görevine başlatılması kanuni bir zorunluluktur. İdare bu süreyi disiplin soruşturmasını bahane ederek uzatamaz.


2. Ceza Kovuşturması (Adli Soruşturma) Sebebiyle Uzaklaştırma (Süresiz Ancak Periyodik İncelemeye Tabi): Eğer polis veya jandarma personeli hakkında Cumhuriyet Başsavcılıkları veya adli makamlarca yürütülen ciddi bir ceza soruşturması veya kovuşturması varsa (örneğin rüşvet, irtikap, zimmet, işkence, terör örgütü üyeliği, kasten yaralama vb. iddialarla tutuklama veya adli kontrol uygulanmışsa), 657 sayılı Kanun'un 140. maddesi uyarınca ceza kovuşturması gerekçesiyle görevden uzaklaştırma kararı verilebilir. Adli olaylara dayalı uzaklaştırmalarda kanunda belirlenmiş kesin bir üst süre sınırı (örneğin 3 ay gibi) bulunmamaktadır; zira ceza davalarının yıllarca sürebildiği bir gerçekliktir.


Ancak bu durum, idarenin memuru ceza davası bitene kadar süresiz ve keyfi olarak açıkta bırakabileceği anlamına gelmez. Kanun koyucu, 145. madde ile yetkili amire (veya müfettişlere) personelin durumunu her iki ayda bir inceleme yükümlülüğü getirmiştir. İki ayda bir yapılacak bu zorunlu periyodik değerlendirme ile personelin göreve dönmesinde kamu yararı açısından hala bir sakınca olup olmadığı yeniden analiz edilir ve alınan karar (devam veya göreve iade) memura mutlaka yazı ile tebliğ edilir. İki aylık periyodik inceleme yükümlülüğünün ihlali, işlemi idari yargıda sakatlayabilir.


6. Görevden Uzaklaştırılan Polis ve Jandarma Personelinin Mali ve Sosyal Hakları Nelerdir?

Açığa alınan personel, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet veya ihraç kararı bulunmadığından hukuken masumiyet karinesinden yararlanır. Bu nedenle, devletin kendi memurunu ve onun bakmakla yükümlü olduğu ailesini açlığa veya sefalete terk etmemesi esastır. Kanun, personelin hayatını idame ettirebilmesi adına maaş ve sosyal haklarını belirli bir koruma altına almıştır.


657 sayılı Kanun'un 141. maddesi ve 7068 sayılı Kanun'un 28. maddesindeki atıf uyarınca, görevden uzaklaştırılan veya görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan personele, bu açıkta kaldığı süre içinde aylıklarının (maaşlarının) üçte ikisi (2/3) ödenir. Maaşın geri kalan üçte birlik (1/3) kısmı ise idare tarafından güvence olarak emanet hesabına alınır.


Bu süreçte personelin yalnızca maaşının bir kısmında kesinti yapılır; memuriyet sıfatı ve kadro bağı devam ettiği için aile yardımı, çocuk yardımı, tedavi, sağlık hizmetleri ve diğer sosyal yardımlardan tam olarak faydalanmaya devam ederler. Personelin ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin sosyal güvenlik şemsiyesi altında tutulması, sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.


Önemli bir idari ayrım olarak; Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanununa (6413 sayılı Kanun) tabi personelin açığa alınmasında genellikle maaş kesintisi yapılmamaktayken, İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde görev yapan ve 7068 ile 657 sayılı kanunlara tabi personel için bu 2/3 maaş kuralı katı bir şekilde işletilmektedir. Ayrıca personel, fiilen görev yapmadığı için nöbet ücreti, taltif veya operasyon tazminatı gibi fiili çalışmaya bağlı ek ödemelerden bu dönemde yararlanamaz.


7. Silah ve Kimlik Teslimi: Genel Kolluk Personeline Yönelik Pratik Sonuçlar

Polis, jandarma ve sahil güvenlik gibi devletin zor kullanma yetkisini elinde bulunduran silahlı genel kolluk kuvvetleri açısından, görevden uzaklaştırma tedbirinin fiiliyata yansıyan en sarsıcı ve belirgin sonucu, personelin zati veya demirbaş silahı ile kurum kimliğinin (rozetinin) idarece teslim alınmasıdır.


Kamu otoritesi ve kolluk yetkisi, büyük ölçüde bu silah ve polis/jandarma kimliği üzerinden vücut bulur. Görevi başında kalması idarece sakıncalı bulunan, haklarında ağır bir idari disiplinsizlik veya adli suç şüphesi bulunan personelin, silah taşıma yetkisi ve kolluk kimliğini ibraz ederek işlem yapma yetkileri, "kamu görevini fiilen ifa etmesinin engellenmesi" maksadıyla derhal ve geçici olarak elinden alınır. İlgili kurumların iç yönetmelikleri ve Emniyet/Jandarma genelgeleri doğrultusunda, açığa alınan personelin derhal beylik tabancasına, rozetine ve kurumsal kimliğine el konulur ve bunlar kurum depolarında muhafaza altına alınır.


Bu durum, kolluk personeli açısından salt idari bir işlem olmanın ötesinde, ciddi bir güvenlik riski ve derin bir psikolojik travma yaratmaktadır. Meslek hayatı boyunca terör örgütleriyle, organize suç çeteleriyle veya adli suçlularla mücadele etmiş, çok sayıda operasyona katılmış bir polis veya jandarmanın bir anda silahsız kalması, önceden müdahale ettiği suçluların açık hedefi olma ihtimalini doğurur. Nitekim idari yargı kararlarında da silahın alınması eylemi, doğrudan kişinin can güvenliğini ve kendini savunma imkânını kısıtladığı için, yürütmenin durdurulması kararlarında "telafisi imkânsız zarar" koşulunun somutlaşmış bir hali olarak değerlendirilebilmektedir.


8. Disiplin Soruşturmalarında Savunma Hakkı ve Usuli Güvenceler

Görevden uzaklaştırma süreci genellikle bir disiplin soruşturması ile paralel yürür. 7068 sayılı Kanun, idarenin keyfiliğini önlemek ve adil yargılanma hakkının (fair trial) idari boyuttaki yansıması olan savunma hakkını korumak için katı usuli kurallar getirmiştir. Kanun'un 30. maddesi ve devamı uyarınca; disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından personelden usulüne uygun şekilde savunma alınmadan hiçbir disiplin cezası verilemez.


Savunması istenen personele, isnat edilen fiilin ne olduğu açık, net ve somut bir şekilde yazılı olarak bildirilir. Disiplin amirince veya yetkili disiplin kurulu başkanı tarafından ilgiliden savunma istenirken verilecek süre yedi (7) günden az olamaz. Bu sürenin altında verilen bir mühlet, idari işlemi doğrudan hukuka aykırı kılar ve iptal sebebidir. Verilen bu yasal süre içinde haklı ve geçerli bir mazereti olmaksızın savunmasını yapmayan personel, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.


Özellikle meslekten çıkarma veya Devlet memurluğundan çıkarma gibi personelin hayatını ve kariyerini sonlandıracak en ağır cezaların istendiği durumlarda, kanun savunma hakkını çok daha geniş tutmuştur. Bu cezalarla yüz yüze kalan kolluk personeli; soruşturma evrakının tamamını bizzat veya vekili (avukatı) aracılığıyla inceleme, örnek alma, lehine olan tanıkları dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak bizzat veya avukatı vasıtasıyla geniş kapsamlı savunma yapma hakkına sahiptir. Disiplin soruşturması kapsamında toplanan delillerin (örneğin kamera kayıtları, tanık beyanları, HTS kayıtları) personelden gizlenmesi veya tanık dinletme taleplerinin gerekçesiz reddedilmesi, Anayasa ile teminat altına alınan savunma hakkının kısıtlanması sayılır ve idari yargıda cezanın iptaline yol açar. Danıştay içtihatları, bir başkası hakkında yürütülen bir disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen rapora dayanılarak, doğrudan kişiden savunma alınmak suretiyle (müstakil bir soruşturma açılmadan) disiplin cezası verilemeyeceğini de açıkça karara bağlamıştır.

7068 sayılı Kanun Polis ve Jandarma Disiplin Soruşturması Usül ve Esasları yazımız için buraya tıklayınız.

9. Soruşturma ve Ceza Verme Zamanaşımı Süreleri

Disiplin hukukunda zamanaşımı, kamu görevlisinin sürekli bir yaptırım tehdidi ve belirsizlik altında kalmasını önleyen, hukuki güvenlik ilkesinin temel taşlarından biridir. 7068 sayılı Kanun'un 29. maddesi, idarenin harekete geçmesi ve cezayı tesis etmesi için kesin hak düşürücü süreler belirlemiştir. Kanunda iki tür zamanaşımı öngörülmüştür: Soruşturma Zamanaşımı ve Ceza Verme Zamanaşımı.


1. Soruşturma Zamanaşımı: Disiplin amirinin, yetkili olduğu bir personelin disiplinsizlik fiilini öğrendiği tarihten itibaren derhal harekete geçmesi gerekir. Fiilin öğrenildiği tarihten itibaren;

  • Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa/uzun süreli durdurma cezalarında: 1 ay içinde,

  • Meslekten çıkarma ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarında: 6 ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde, idarenin disiplin cezası verme yetkisi tamamen zamanaşımına uğrar. Bu "öğrenme" tarihi idare hukuku açısından kritik olup, amirin olaya muttali olduğu gün süreyi başlatır. Bir günlük bir gecikme dahi cezayı sakatlar.


2. Ceza Verme Zamanaşımı: Soruşturma süresinde başlamış olsa bile, idare süreci yıllarca sürüncemede bırakamaz. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet 2 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde, ceza verme yetkisi mutlak olarak zamanaşımına uğrar ve düşer. Eylem tarihinden itibaren iki yıl geçtikten sonra tesis edilecek her türlü disiplin cezası idari yargı tarafından şekil/süre yönünden iptal edilir.


Yargı Kararıyla İptal Halinde Zamanaşımı: Danıştay 2. Dairesi ve ilgili mevzuat uyarınca; usul veya şekil noksanlığı nedeniyle mahkeme tarafından iptal edilen bir disiplin cezasında, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren idare, kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içinde yeniden işlem tesis edebilir. Eğer zamanaşımı süresinin dolmasına altı aydan az bir süre kalmışsa veya süre dolmuşsa, idareye en geç altı ay içinde karar gerekçesini dikkate alarak yeniden disiplin cezası tesis etme imkanı tanınmıştır. Ancak bu durum, fiilin hatalı vasıflandırılması veya düzeltilebilir şekil eksiklikleri için geçerlidir; esasa müessir bir iptal (fiilin işlenmediğinin tespiti vb.) durumunda yeniden ceza verilemez.

Zamanaşımı Türü

İlgili Disiplin Cezaları

Süre

Başlangıç Anı

Soruşturma Zamanaşımı

Uyarma, Kınama, Aylıktan Kesme, Durdurma

1 Ay

Fiilin idarece öğrenildiği tarih

Soruşturma Zamanaşımı

Meslekten veya Devlet Memurluğundan Çıkarma

6 Ay

Fiilin idarece öğrenildiği tarih

Ceza Verme Zamanaşımı

Tüm Disiplin Cezaları

2 Yıl

Fiilin işlendiği tarih

10. Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Kaldırılması ve Göreve İade Zorunluluğu

Görevden uzaklaştırma tedbiri her zaman idarenin takdiri ile kaldırılabileceği gibi (657 s. Kanun m. 144), bazı spesifik durumlarda idarenin takdir yetkisi ortadan kalkar ve personelin göreve iade edilmesi mutlak bir kanuni zorunluluk (bağlı yetki) halini alır.


657 sayılı Kanun'un 143. maddesi uyarınca, soruşturma veya yargılama sonucunda aşağıdaki şartlardan birinin gerçekleşmesi halinde personelin haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması ve göreve başlatılması emredicidir:

  1. İdari soruşturma sonucunda personelin fiilinin memurluktan/meslekten çıkarma cezasını gerektirmediğinin anlaşılması ve daha hafif bir disiplin cezası (kınama, aylıktan kesme vb.) ile tecziye edilmesi,

  2. Yapılan adli ceza yargılaması sonucunda personel hakkında isnat edilen suçtan dolayı beraat kararı verilmesi veya savcılık makamınca kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) hükmedilmesi,

  3. Hükümden evvel haklarındaki ceza kovuşturmasının genel af ile tamamen ortadan kaldırılması,

  4. Görevlerine veya memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın, memurluğa engel teşkil etmeyecek bir adli ceza ile hükümlü olunması ve bu cezanın ertelenmesi veya mahkemece Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) karar verilmesi.


Göreve İade Halinde Parasal Hakların İadesi: Yukarıdaki emredici şartlardan birinin gerçekleşmesi sonucunda yahut idarenin kendi takdiriyle tedbirin kaldırılmasıyla veya 3 aylık idari sürenin dolmasıyla görevine iade edilen polis, jandarma veya sahil güvenlik personeline, açıkta kaldığı ve uzaklaştırıldığı süre boyunca kesilen maaşının üçte birlik (1/3) kısmı faiziyle birlikte toplu olarak geri ödenir.


Ayrıca, görevden uzakta geçirdikleri bu süreler, personelin derece ve kademe ilerlemelerinde sanki o dönemde fiilen üniformasıyla çalışmışlar gibi tam olarak değerlendirilir. Yani personelin terfi işlemlerinde, kıdeminde veya rütbe bekleme sürelerinde görevden uzaklaştırma nedeniyle hiçbir hukuki kesinti, hak kaybı veya gecikme yaratılamaz.


11. Görevden Uzaklaştırma İşlemine Karşı İdari İtiraz ve İdari Yargı Yolu

Görevden uzaklaştırma kararı, kamu görevlisinin hukuki statüsünde doğrudan etki ve değişiklik yaratan, kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte icrai bir idari işlemdir. 7068 sayılı Kanun disiplin cezalarına karşı "üst disiplin amirine itiraz" mekanizmalarını detaylıca düzenlemiş olsa da (Madde 30), görevden uzaklaştırma işlemi bir disiplin cezası değil, idari bir ihtiyati tedbir olduğundan, doğrudan idari yargı denetimine (İdare Mahkemeleri) tabidir.


(Disiplin Cezalarına İtiraz Prosedürü Kısaca): Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama gibi cezalara karşı kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde üst disiplin amirine yazılı itiraz edilebilir. Vali, Emniyet Genel Müdürü veya Jandarma Genel Komutanının doğrudan verdiği cezalara karşı ise Bakanlık Yüksek Disiplin Kuruluna itiraz edilir. İtiraz makamı, 30 gün içinde kararını verir. Türk idare hukukunun en önemli güvencelerinden olan "aleyhe bozma yasağı" gereği, itiraz üzerine önceki cezadan daha ağır bir disiplin cezası verilemez.


Açığa Alma İşlemine Karşı İptal Davası ve Yürütmenin Durdurulması: Görevden uzaklaştırma (açığa alınma) kararı tebliğ edilen bir personel, Anayasa'nın 125. maddesinde güvence altına alınan "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" ilkesi gereğince, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde görev yaptığı yerdeki yetkili İdare Mahkemesinde "İptal Davası" açma hakkına sahiptir.


İptal davası açılırken sürecin ağırlığı ve telafisi zor etkileri nedeniyle en kritik hukuki talep "Yürütmenin Durdurulması (YD)" talebidir. İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) madde 27 gereğince, bir idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğurması şartlarının her ikisinin birlikte gerçekleşmesi halinde, idare mahkemesi davanın esastan sonlanmasını beklemeden yürütmeyi durdurma kararı verebilir.


Görevden uzaklaştırılan kolluk personeli; maaşının 1/3 oranında kesilerek ailesinin maddi darboğaza düşmesi, mesleki onurunun zedelenmesi, rütbe terfisinin engellenmesi riski ve en önemlisi silah ile kimliğinin elinden alınarak terör örgütlerine veya organize suçlulara karşı can güvenliğinin tehlikeye girmesi argümanlarıyla "telafisi imkânsız zarar" unsurunun gerçekleştiğini ileri sürmektedir. Şayet mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verirse, idare en geç 30 gün içinde (genellikle derhal) personeli eski görevine başlatmak, silahını ve kimliğini iade etmek ve eksik ödenen maaşlarını geriye dönük olarak ödemek zorundadır.


Mahkemeler idari işlemi idare hukukunun temel taşları olan; Yetki, Şekil, Sebep, Konu ve Maksat unsurları yönünden inceler. Örneğin, bir polis memurunu mevzuatta sayılan 138. madde yetkilileri (Vali, Kaymakam, Müfettiş vb.) dışında yetkisiz bir amir açığa almışsa işlem Yetki yönünden derhal iptal edilir. Yahut isnat edilen disiplinsizlik fiili kanunda en fazla "uyarma" cezasını gerektirecek basit bir ihlal iken (örneğin kılık kıyafet ihlali), idare ağır bir isnat varmış gibi memuru meslekten çıkarma niyetiyle açığa almışsa, işlem "ölçülülük ve orantılılık" ilkesine aykırılıktan (Sebep/Maksat) iptal edilir.


12. 7068 Polis ve Jandarma Görevden Uzaklaştırma Sonuç ve Genel Değerlendirme

7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun'un 28. maddesinde yer alan ve 657 sayılı Kanun'a atıf yapan "Görevden Uzaklaştırma" kurumu, devletin ulusal güvenlik aygıtlarının iç disiplinini korumak, soruşturmaların şeffaflığını sağlamak ve toplumsal güveni tesis etmek için tasarlanmış elzem bir idari mekanizmadır. İdarenin bu mekanizmaya başvurması, kamu yararı açısından birçok durumda kaçınılmazdır.


Ancak bu ihtiyati mekanizma, polis ve jandarma personelinin en temel anayasal haklarına (çalışma hakkı, masumiyet karinesi), mali bütünlüklerine (maaş kesintisi) ve mesleki itibarlarına doğrudan müdahale niteliği taşıyan oldukça sert bir yöntemdir. Silahın ve rozetin alınması, maaşın 2/3 oranına düşürülmesi, kariyer belirsizliği gibi dramatik sonuçlar doğuran bu geçici tedbirin; hukukun üstünlüğü, ölçülülük ve orantılılık prensipleri çerçevesinde, yalnızca gerçekten "görevde kalmasının açık, yakın ve somut bir tehlike doğuracağı" zorunlu ve ağır hallerde tatbik edilmesi bir hukuk devleti gerekliliğidir. Basit bir kılık kıyafet ihlali veya amirle yaşanan mesleki bir fikir ayrılığı (eleştiri) nedeniyle personelin görevden el çektirilmesi, yetki saptırmasına yol açmaktadır.


Son yıllarda Anayasa Mahkemesi ve Danıştay tarafından art arda verilen ihlal ve iptal kararları, idarenin bu takdir yetkisini keyfi, sınırsız ve bir cezalandırma güdüsüyle (mobbing) kullanmasının önüne güçlü bir hukuki set çekmiş; hukuki belirlilik, suçta ve cezada kanunilik ilkelerini genel kolluk personeli lehine tahkim etmiştir. Görevden haksız yere uzaklaştırılan polis, jandarma veya sahil güvenlik personelinin, hak kaybına uğramamak ve mesleki onurunu iade almak adına, kanuni yasal süreler (özellikle 60 günlük iptal davası açma süresi ve disiplin itiraz süreleri) içerisinde yetkili İdare Mahkemeleri nezdinde idari yargı yollarını aktif, bilinçli ve profesyonel bir biçimde işletmesi, doğabilecek mağduriyetlerin giderilmesi açısından tek ve en etkili hukuki çaredir.


13. Sıkça Sorulan Sorular

Soru 1: 7068 Sayılı Kanun'a göre polis veya jandarma personeli en fazla ne kadar süre görevden uzaklaştırılabilir?

Cevap: Eğer görevden uzaklaştırma tedbiri sadece idari bir "disiplin soruşturması" nedeniyle yapılmışsa, süre en fazla 3 aydır. 3 ayın sonunda karar çıkmasa bile personel göreve başlatılmak zorundadır. Ancak adli bir ceza soruşturması/kovuşturması (savcılık veya mahkeme süreci) devam ediyorsa kanunda kesin bir üst sınır yoktur; fakat idare yetkilisi her 2 ayda bir personelin durumunu zorunlu olarak inceleyip göreve iade edilip edilmeyeceğine dair kararı tazelemek zorundadır.


Soru 2: Açığa alınan (görevden uzaklaştırılan) genel kolluk personelinin maaşından ne oranda kesinti yapılır?

Cevap: Görevden uzaklaştırılan Emniyet ve Jandarma (7068 ve 657'ye tabi) personeline görevden uzak kaldığı süre boyunca maaşının üçte ikisi (2/3) ödenir. Maaşın geri kalan üçte birlik (1/3) kısmı ise emanete alınır. Personel soruşturma neticesinde memuriyetten çıkarılmazsa (beraat ederse veya daha hafif bir ceza alırsa), içeride biriken 1/3 oranındaki maaşları faiziyle birlikte topluca kendisine geri ödenir.


Soru 3: Görevden uzaklaştırıldığımda tabancamı ve kurum kimliğimi (rozetimi) idareye teslim etmek zorunda mıyım?

Cevap: Evet. Görevden uzaklaştırma işlemi, kamu gücünün ve kolluk yetkisinin fiilen kullanımını askıya alan bir ihtiyati tedbir olduğundan, personelin devlet otoritesini simgeleyen beylik/demirbaş silahı ile kurum kimliği derhal teslim alınır ve idarece muhafaza edilir.


Soru 4: Açığa alma işlemine karşı hangi mahkemede, ne kadar süre içinde dava açabilirim?

Cevap: Görevden uzaklaştırma (açığa alınma) kararına karşı, kararın size resmi olarak tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren tam olarak 60 gün içinde, görev yaptığınız yerdeki yetkili İdare Mahkemesinde "Yürütmenin Durdurulması (YD)" talepli idari işlemin iptali davası açabilirsiniz.


Soru 5: Soruşturma sonucunda ihraç edilmedim, hakkımda sadece "Kınama" cezası verildi. Açıkta geçirdiğim süreler ne olacak?

Cevap: Meslekten veya memuriyetten çıkarma haricinde daha hafif bir ceza (uyarma, kınama, aylıktan kesme vb.) verilmesi halinde, idare sizi derhal eski görevinize başlatmak zorundadır. Açıkta geçirdiğiniz süreler, derece ve kademe ilerlemenizde (terfinizde) çalışmışsınız gibi aynen değerlendirilir ve kesilen 1/3'lük maaşlarınız size tamamen iade edilir.


Soru 6: 7068 sayılı Kanun kapsamında yürütülen disiplin soruşturmasında asgari savunma süresi kaç gündür?

Cevap: 7068 sayılı Kanun'a göre, personel hakkında yürütülen idari soruşturmalarda savunma hazırlamak ve yapmak için verilecek süre 7 günden az olamaz. Bu sürenin altında verilen mühletler hukuka aykırıdır. Ancak verilen yasal süre içinde haklı mazereti olmaksızın savunma yapmayan personel, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.


Av. Enes Samet ÖZTORUN


Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır. Müvekkiller veya okuyucular hiçbir şekilde mevcut duruma ve özelliklerine ilişkin olarak uygun hukuki veya başka herhangi bir profesyonel görüş almadan, avukatsametoztorun.com web sitesinde yer alan herhangi bir hususa dayanarak bir eylemde bulunmamalıdır.

Adres: Cevizlidere Mahallesi Mevlana Bulvarı No:221 Yıldırım Kule Çankaya/ANKARA

Telefon: 0530 661 99 01

 

© 2026 by Öztorun Hukuk. Tüm hakları saklıdır.

 

bottom of page